• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
11 Nisan 2015 Cumartesi

Türk tipi başkanlık

Bu kavram üzerinden tartışmalar devam ediyor. Etmeye de devam edecek. Zira bu kavram sadece bir siyasal polemik konusu değil, aynı zamanda toplum psikolojisiyle ilgili.
Başkanlık konusunda işin esasından çok kişiler üzerinden tartışmalar yürütülüyor. Oysa defalarca dile getirdiğimiz gibi başkanlık sistemi kişilere göre tartışılmaz. Hükümet modelleri bir ülkenin 40-50 yıllık geleceği dikkate alınarak tasarlanır. Elbette kişilerin özellikleri ve karakteri başkanlık sisteminde farklı pratiklerin doğmasına yol açabilir. ABD’de de bazı başkanlar çok öne çıkar ama bunun sistemle ilgisi yok.
Bu nedenle başkanlık sistemini savunanlar, seçimler sonucunda muhalefet partisi liderinin de başkan olabileceğini hesaba katarak bir pozisyon belirlemelidir. Reddedenler de aynı şekilde. Bunu reddedip parlamenter sistemi savunanlar da, yarın iktidara geldiklerinde ve sistemin arızalarının muhatabı oldukları bir gerçekliği göz önünde bulundurarak bu tartışmayı yürütmeli.
Tartışmada ikinci boyut “Türk tipi başkanlık” kavramı ekseninde cereyan ediyor. Türk tipi deyince karşı tarafın demokrasi dışında bir şey kastettiği anlatılmak isteniyor veya böyle anlaşılması, karşı tarafı eleştirmek için konfor sunuyor. Ama mesele sadece bu kadar basit değil. Türk insanının içinde halen söküp atamadığı bir aşağılık kompleksi de “Türk tipi” kavramını aşağılayıcı şekilde kullanmasına yol açıyor. Türk tipi deyince bu psikoloji, “niteliksiz”, “otoriter”, “antidemokratik”, “kaba saba” vs algıları öne çıkarıyor. Bu etiketi kullanmak suretiyle karşı tarafın bir eylemini veya bir sistem önerisini aşağılarken, esasen farkında olmadan kendine haksızlık ediyor. Bir bakıma self-oryantalizm yapıyor.
Türk tipi bir başkanlık sistemi demokratik bir sistemin karşıtı değil. Daha doğrusu bir sistemin başkanlık olması ile demokratik olması ayrı başlıklar. Zira ABD de başkanlık, Suriye de öyle. Biri demokratik, diğeri değil. Dolayısıyla Türk tipi bir başkanlık sistemi demokratik de olabilir, anti demokratik de…
Demokratik değilse, Türkiye’nin aleyhinedir. Bu tartışmasız.
Peki “evrensel” bir başkanlık sistemi var mıdır? Herhalde buna evet cevabını verebilmemiz mümkün değil. “Evrensel” ile kastettiğimiz, demokratik bir başkanlık sisteminin göstermesi gereken özellikler ise, bu sistemin demokratik olup olmamasıyla ilgilidir. Evrensel oluşuyla değil. Başkanlık sistemlerinin yarısı demokratik değil. Bu durumda evrensellik ayrı, onun demokratik olup olmaması ayrı.
Evrenselliği başkanlık sisteminin tipik özellikleri üzerinden tanımlıyorsak, bu da çok önemli değil. Başkanın halk tarafından doğrudan seçilmesi, yürütmenin tek başlı olması ve sert erkler ayrılığı da tipik özelliklerdendir.
Ama bu evrensel kriterler “demokratik“ ve “evrensel değerleri dikkate alan” bir anayasal düzen içine entegre edilmemişse, çok da anlam ifade etmez. Örneğin başkanlık ile Meclis demokratik süreçlerin ürünü olmaktan çok farklı güç odaklar arasındaki bir anlaşmanın sonucu ise, bu tipik özelliklerin toplum yararına sonuç vermesi beklenemez.
Türkiye için tartıştığımız başkanlık sisteminin ön şartı demokratik bir anayasal düzenin hükümet modeli olarak tasarlanmış olmasıdır. Bu konuda başka bir beklenti içine kimse girmemeli.
“Evrensel” ile kastedilen ABD uygulaması ise, onu geçelim. Çünkü bu da “ABD tipi” bir başkanlıktır. Bunun yanında Brezilya, Arjantin, Nijerya tipi başkanlık sistemleri de var.
ABD, Brezilya, Arjantin veya Nijerya halkı için anayasa yapmıyoruz.
Yeni anayasa Türkiye toplumu için yapılacak. Dolayısıyla başkanlık hükümet sistemi de elbette bu toplumun ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak.
Hiç kimse merak etmesin, katılımcı, demokratik denge ve denetim mekanizmalarıyla donatılmış, erkler ayrılığı sistemini kurmuş, hak ve özgürlükleri güvence altına almış, bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi inşa etmiş bir anayasal düzenin hükümet modeli, Türkiye toplumunun en öncelikli ihtiyacıdır.
Taha Akyol bundan kuşku duymasın.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor