• $9,2627
  • €10,7931
  • 531.1
  • 1433.18
9 Mayıs 2015 Cumartesi

Parlamenter sistemin krizi: İtalya örneği

Başkanlık sistemini olumlu yanlarını görmek için alternatifi olan parlamenter sistemin bazı zaaflarına da bakmak gerekir. Bunu en iyi görebileceğimiz ülkelerden biri Türkiye iken, diğeri de İtalya’dır.

2008 dünya finans krizinden bu yana ciddi bir kriz ve istikrarsızlık batağında bocalayan İtalya’da Parlamento yeni bir seçim reformu paketini kabul etti. Muhalefetin meclis oturumunu boykot ettiği oturumda Renzi Hükümeti’nin çıkarmak istediği bu kanun, hükümetin güven oylaması tehdidi altında kabul edildi.
Bu kanunun amacı istikrarlı bir hükümet oluşturmak ve koalisyonlar nedeniyle gerçekleştirilemeyen yapısal reformları mümkün kılacak bir parlamento çoğunluğuna ulaşmak olarak ifade ediliyor.
Seçim sistemi %40 ve üzerinde oy almış partiye, parlamentoda %15 oranında ek sandalye imkânı sağlıyor. Yani %40’ı aşan parti, bu hesap gereği, otomatik olarak parlamentodaki sandalye sayısının en az %55’ine sahip olacağından, koalisyonların önüne geçilmiş oluyor.
Eğer hiçbir parti %40’ı aşamazsa bir önceki turda en yüksek oyu almış iki parti arasında ikinci tur yapılıyor ve bu şekilde yine tek parti iktidarı garantilenmiş oluyor.
İkinci önemli yenilik ise şu: İtalya’da parlamento iki kanatlı ve bu durum İtalya’nın bölgesel devlet olması nedeniyle çok hayati. Ve kanun ile senatonun yasama işlevi ortadan kaldırılıyor. Bölgelerin atadıkları 100 kişiden oluşan bir danışma meclisine indirgeniyor.
Kısaca istikrarlı bir hükümet oluşsun diye, rasyonelleştirilmiş parlamentarizm bir adım daha ileriye taşınıyor. Seçmen iradesi ile yasama ve yürütme arasındaki ilişki iyice zayıflatılıyor. Yasama neredeyse hükümetin icra araçlarından birine dönüşüyor.
Hemen belirtelim. Bu reformu yapan bir sağ hükümet değil, aksine sosyal demokrat bir hükümet. Bizdeki sosyal demokrat parti seçim beyannamesinde, İtalya’nın yaka silkerek doludizgin kaçmaya çalıştığı sisteme, Türkiye’yi doludizgin sürmeyi vaat ediyor. Bunu unutmayalım.
İtalya’ya bu adımları attıran şey ülkedeki siyasal yelpazenin çok parçalı olmasına rağmen, parlamenter sistemde ısrar etmesidir.
Parlamenter sistemde hükümet parlamentodan çıkar. Seçimler de yönetebilir bir hükümet çıksın diye yapıldığına göre, meclisin her daim istikrarlı bir hükümet çıkarması beklenir. Değilse seçimlerin bir anlamı kalmaz. Parlamenter sistemlerde bu kolay olmadığından, genelde seçim barajı uygulanır. Ya da İtalya’da görüldüğü gibi tedbirlere başvurulur.
Ama sonuçları demokrasi için iç karartıcı.
Seçmen iradesinin çarpıtılmasına yol açıyor. Meclis hükümeti denetleyemez hale geliyor. Ayrıca bazı toplumsal kesitlerin yasama organında temsil edilmesi imkânsızlaşıyor, dışlanmaya yol açıyor. Muhalefet gittikçe anlamını ve etkisini yitiriyor.
Oysa başkanlık sisteminde bu sorunların hiçbiri yok. Çünkü istikrarlı bir hükümet için bir meclis çoğunluğuna ihtiyaç yok. Dolayısıyla baraja veya İtalya’da görüldüğü gibi tedbirlere ihtiyaç yok.
Hem temsilde adalet sağlanıyor hem de istikrarlı bir yürütme mümkün hale geliyor. Ve bunlar sağlanırken, muhalefet etkisizleştirilmiyor.

<p>Batı Afrika'nın küçük ama stratejik  aktörü Togo, Gine Körfezi'nde yer alıyor. Benin, Gana ve Bur

Batı Afrika'nın stratejik aktörü: Togo

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (21 Ekim 2021)

''Her an her yerde yeni bir salgın patlak verebilir'' Korkutan uyarı

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor