• $9,6206
  • €11,189
  • 554.842
  • 1468.92
10 Ocak 2015 Cumartesi

Paris saldırıları üzerine

Üç kişi, Hz. Muhammed’in karikatürlerini yayımlayan “Charlie Hebdo” dergisini tekbir eşliğinde basarak 12 kişiyi öldürdü. Bu olay Batı’da ve Doğu’da büyük bir infial uyandırmış durumda.
Batıda veya doğuda, bu durumu İslam’a, Müslümanlara veyahut İslami duyarlılığı bulunan meşru hükümetlere saldırının bir gerekçesi ve fırsatı olarak gören marazi ruhların sayıklamalarını bir kenara bırakalım.
Bir defa bu olaya karşı “ama”sız tepki koymak şart. Motifi ne olursa olsun, hangi kutsala dayanma iddiasını dile getirirse getirsin, eylem tek kelimeyle barbarca, insanlıktan nasiplenmemişliğin yalın ve kristalize bir ifadesi. Derginin yayın politikası itibarıyla tek tanrılı dinlerce kutsal sayılan değerleri hicvetmesi, hatta hakaret etmesi, bu gerçeği değiştirmiyor.
İkinci olarak cinayetler gerçekleştirilirken canilerin tekbir çekmeleri başlı başına bir sorun. “Allah Büyüktür” ifadesiyle cinayet işlemek neye delalet eder? Eğer Allah’ın büyüklüğüne iman ediliyorsa, Allah adına cinayet işlenmemesi gerekir. Allah’ın büyüklüğü, barbarlığın, caniliğin, kul hakkına tecavüzün, onun kutsadığı değerleri ortadan kaldırmanın icazeti değil. Allah adına Allah’ın asla kabul etmeyeceği eylemde bulunmak ancak hastalıklı bir akıl ve ruh haline işaret eder.
Herhalde Allah’a karşı daha büyük saygısızlık olmaz. Allah’a doğrudan karşı çıkmak böyle deni bir davranıştan daha saygındır.
Üçüncü olarak Batı’nın bu eylemden hareketle kendini ahlaki bir kusursuzluk düzeyine taşıması ve İslam coğrafyası hakkında yeni ve yeni kararlar alma konusunda meşruiyet devşirme çabası içine girmesi kabul edilemez.
İslami radikalizmin ve köktenciliğin ortaya çıkışı Batı’nın sömürgecilik hareketleridir. İslam coğrafyasında toplumların ve milletlerin varoluş mücadelesi içine girmesi, kendi kültürel, tarihsel, ahlaki ve dini yok oluş tehdidi algısını geliştirmeleri Batı’nın gayri insani sömürü politikalarının bir sonucudur. Silahlı radikal örgütlerin ortaya çıkışıyla siyasal İslam’ın yükselişi, yine bir batı prodüksiyonu olan İsrail’in kuruluş kararına gösterilen reaksiyonun bir ifadesidir.
Ancak Batı tüm bu politikalarının sonucu olarak ortaya çıkan reaksiyonları, bu politikalarını meşrulaştırmanın ve daha da derinleştirmenin gerekçesi olarak kullanmayı da bilmiştir. Batı İslam coğrafyasında radikalizmi hem besleyen, hem de, yeni politikaları hayata geçirmek için bundan beslenen bir pozisyonda olagelmiştir. Bu döngünün devam etmesi, elbette İslam coğrafyasında bu döngüye imkân sağlayan koşulların değişmeden devam etmesine bağlıydı. Bu yüzden İslam coğrafyasında diktatörlükler, askeri darbeler, otoriter yapılar, mutlak monarşiler vesayetçi yapılar tartışmasız biçimde, Batı tarafından desteklenmiş, onun sayesinde de ayakta kalabilmiştir. Bu şekilde Batı bu coğrafyada hem politikalarını hayata geçirebilmiş, hem de bunun devamı için gerekli şartların oluşumunu güvence altına almıştır. Faturası elbette sadece bu coğrafyaya kesilmiştir. Yarattığı yıkımlar neticesinde vicdanını teskin etmek için bulduğu çare, yıkımı derinleştirmek ve faturayı da yıkılan duvarların altında kalanlara kesmek olmuştur. Bu sayede bu coğrafya aynı zamanda şiddet üreten bir mekâna dönüşebilmiştir.
Dördüncü olarak da Batı’yı bu kadar suçlamamanın, İslam coğrafyasının kaderine olumlu herhangi bir etkisinin olmamasıdır. Batı’ya kızarak tam da Bat’nın kendi çıkarını sürdürmek için bu coğrafyaya reva gördüğü uygulamaları reva görmeye devam etmek tutarsızlıktır.
Batı'ya meydan okumak gerekir. Lakin bu meydan okuma, batıya rağmen, Batı’nın kendi sınırları içinde kurduğu ve kendi insanının huzur ve refah ve özgürlüğünü güvence altına alan bir hukuki ve siyasi düzenin, İslam coğrafyasında da tesis edilmesi biçiminde olabilir.
Batı’ya rağmen demokrasi ile işe başlansa, dünyanın kaderi değişir. Mesele bunu düşünme cesaretini göstermektir.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Yıkamaya getirdiği halı servet değerinde çıktı

Mega lüks yat ''Lady Gulya'' Marmaris'te

Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldı! Restorasyon çalışması sırasında şans eseri bulundu