• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
13 Mayıs 2015 Çarşamba

Kötülüğün kaynağı Kenan Evren; öyle mi?

Köy ortamında en büyük heyecanım okulların başlamasıydı. Türkiye’nin en doğusunda bir köy ortamımda, yeni kitaplar, yeni bilgiler ve batıdan gelen öğretmenleri heyecanla beklerdim. Okullar açılmadan her gün okul ve lojmanları ziyaret eder, gelmeye başlayan öğretmenler görünce, takvim yaprakları daha hızlı düşerdi sanki. Yine böyle bir gündü. Sabah saatlerinde lojmana geldim. İki öğretmen, iki iskemleye oturmuş, ortadaki derme çatma bir sehpa üzerinde Marksizm’e dair bir kitap... Öğretmenlerden biri kitaptan bir paragraf okuyor, sonra makineli tüfek hızında argümanlar, kavramlar ve cümleler sıralayarak tartışıyorlardı. Bir ara radyoyu açmamı istediler. Açtım. Hasan Mutlucan’dan bir kahramanlık türküsü, ardından “1 No’lu Milli Güvenlik Konseyi Bildirisi” okundu.

İkisi de bir süre dudak bükerek bildiriyi dinledikten sonra, “devrim durdurulamaz!” deyip kapatmamı istediler ve makineli tüfek ritminde tartışmaya devam ettiler.
Aradan iki ay geçti. İç karartıcı bir kış günü cemseler köye geldi. Öğretmenlerin bir kısmıyla birlikte gençlerin çoğunu alıp götürdü. Kimileri aylar, kimileri yıllar sonra köyüne dönebildi.
12 Eylül Darbesi’nin bir köy ortamında bir ortaokul öğrencisinin yaşamına yansıyan kısmı bu.
Hapishanede bir köşede, kendine küçük bir dünya kurmaya çalışan bir çocuğun psikolojisinden farksız...
Cemseler hep vardı çünkü.
Bütün Türkiye bir hapishane.
Bu hapishane 12 Eylül ile inşa edilmedi ne yazık ki.
Türkiye 12 Eylül’den önce de hapishaneydi. Sadece hapishane yönetiminde zafiyet olduğunda, hapishanedekilerin bir kısmı kurtarılmış alanlar ilan ediyor, geri kalanlar için can ve mal güvenliği ortadan kalkıyordu. Geri kalanlara ise düzeni sağlayacak otoriteyi çağırmak kalıyordu.
12 Eylül Darbesi o çağrıya cevaptı. Evren de otoriteyi sağlayan kişi.
Türkiye 1921 Anayasası’nın rafa kalkmasından bu yana toplumun içinde gayri iradi bir şekilde tutulduğu bir anayasal düzen içinde yaşıyor. Anayasal düzenin katı merkeziyetçi, ideolojik, etnosentrik niteliği ve imkânlarıyla toplum o hapishane içinde tutulmaya, hapishanenin kurallarına göre terbiye edilmeye çalışılıyor.
1950’de hapishane yönetimi kontrolü kaybetti. 27 Mayıs ile kontrol tekrar sağlandı. Bir daha olmasın diye hapishanenin yapısı değişti.12 Eylül Darbesi de onun eksikliklerini tamamladı. 27 Mayıs Darbesi hapishanedeki bir cenahın ağzına bir parmak bal sürerken, 12 Eylül ötekine benzerini yaptı. Bu sayede bir cenah sadece 27 Mayıs’a lanet okurken, diğeri de hıncını 12 Eylül’den çıkarmaya yelteniyor. Hapishane yönetimi daima bir kesimi yedeğine almasını bildi.
Bugün Evren’in ölüsü üzerinde tepinenlerin 27 Mayıs gibi bir sorunlarının olmaması bu yüzden. Bu yüzden 24 Anayasası’yla da sorunları yok. Ama halkın hapishaneye alınmadığı 21 Anayasası’na ve 20 Ruhu’na bu yüzden çok yanaşmazlar.
Mevcut Anayasal Düzen ile ülkenin yönetilmesinin konforunu yaşarken, buna seyirci kalırken veya değiştirilmesine karşı çıkarken, Kenan Evren’in cesedi üzerinde tepinmek çok ahlaki değil.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!