• $8,5687
  • €10,1377
  • 495.761
  • 1360.75
17 Ocak 2015 Cumartesi

İfade özgürlüğü ve karikatür meselesi

Bir kişinin ifadesinin içeriğini savunmak ile kendini ifade edebilme hakkını savunmak aynı şey değil. Birincisinde ifadenin içeriğini “doğru” kabul eder ve desteklersiniz. Diğerinde ise, içeriğe karışmaz, ifade edenin bu nedenle maruz kalacağı haksız saldırılara itiraz edersiniz.
Birincisinde tutumunuzun özgürlük savunusuyla ilgisi yoktur. Siz aslında kendi kişisel, ideolojik ve kültürel pozisyonunuzu savunuyorsunuz. Verdiğiniz mücadelenin adı, özgürlükçülük değildir. Hak ve adalet talebinde bulunursunuz.
İkincisinde ise özgürlükçüsünüz. Mücadelenizin konusu tercihin kendisi değil, o tercih sahibinin, tercihte bulunabilme özgürlüğüdür.
Hayat yaptığımız tercihler, bunların sonuçları ve deneyimlerimizden oluşur. Kişinin tercih hakkının bulunmadığı yerde özgürlük yoktur. Kişi yoktur. Sorumluluk da yoktur. Ama sonuçlarına katlanma yoksa, özgürlük olmaktan çıkar, bir ayrıcalığa dönüşür. Eşitlik bozulur.
Bu yüzden özgürlükçü tutum tercihte bulunma hakkını savunmayı gerektirir. Bu, tercih içeriğinin savunulmasından bağımsızdır.
İkinci bir nokta da şudur. Bir tercih hakkını savunuyorsanız, tercihte bulunan kişinin sorumluluktan kaçınamayacağını da kabul etmeniz gerekir. Tercihte bulunan kişinin eylemi dış âlemde bir zarara yol açabilir. Özgürlükçülük, bu zararın verilmiş olmasını mazur görmek değildir. Kişini verdiği zararı aşan, onunla orantısız bir karşılık bulmasına karşı çıkmak demektir.
Bunların göz ardı edildiği yerde özgürlük mücadelesi ahlaki eksenini ve mizanını kaybeder. Ayrıcalık ve keyfilik mücadelesine dönüşür.
Zira özgürlüğün temelinde ahlakın temeli kuralı yatar: Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapmayacaksın.
Buna ikinci kuralı ekleyelim: Bir şeyin kendine yapılmasına rıza göstermen, aynı şeyi başkalarına yapabileceğin anlamına gelmez.
Tercihi içerik olarak benimseyebilirsiniz. Ama onu benimsemeyenler karşısında ahlaki bir üstünlüğünüz yoktur. Karşı tarafın tercihini reddediyorsanız, kendi tercihinizin reddedilmesine de tahammül etmeniz gerekecektir.
Yine hiçbir değer yargınız olmaması, bu yüzden başkalarının sahip olduğu değerleri küçümseme hakkını vermez. Karşı tarafın size aynı şekilde mukabele etme imkânının bulunmaması, sizin eyleminizi özgürlük haline getirmez.
Bu nedenle, Charlie Hebdo’ya yönelik saldırıya karşı duruş özgürlükçü bir tutumdur. Charli Hebdo’nun karikatür yayımlama hakkının, yani tercih hakkının savunulması da özgürlükçü bir tutumdur.
Ancak Charlie Hebdo’nun yayınladığı karikatürleri desteklemek, doğru bulmak özgürlükçülük değildir. Bir benimsemedir. Tercihin kendisini savunmaktır. Bunda bir sakınca yok. Ama sonucuna katlanmayı da kabul etmelisiniz. Aksi takdirde ayrıcalık talep etmiş ve eşitliği reddetmiş olursunuz.
İkinci olarak Charlie Hebdo’nun yayımladığı karikatürler milyarı aşkın Müslüman’ın kutsal değer tercihlerini alenen aşağılayıcı, tahkir edici ve yaralayıcıdır. Pek çok boyutu itibarıyla “Avrupalı Beyaz Efendi” ırkçılığını da yansıtıyor. Yani Müslümanların tercih hakkının sonuçlarına yönelik bir eleştiriyi aşan ve tercih hakkının bizatihi kendisini değersizleştiren bir iradeyi içeriyor. Dergi çizer ve yöneticilerinin aynı şekilde yaralanabilir veya tahkir edilebilir bir kutsalının bulunmaması, yani mukabele edilebilir mahiyette olmamaları, onların tercihlerini masumlaştırmıyor. Eylemin muhatapları kendileri veya ait oldukları Batı toplumu değil, Müslümanlar ve onların bir inancı ve kutsallarını tercih etme hakkı. Eylemleri orada bir tahribata yol açıyor. Müslümanlar bunu sineye çeksin demek, özgürlük çağrısı değil, üstünlük ve ayrıcalık talebidir.
Üçüncü olarak, Charlie Hebdo’nun karikatürlerinin düşünce özgürlüğü kapsamında olmaması, aşağılayıcı ve tahkir edici olması, onların cinayete kurban gitmesini haklı göstermiyor. Ölçüsüz ve hakkaniyetsiz tepkiyi meşrulaştırmıyor.
Cumhuriyet gazetesindeki bazı köşe yazarlarının aynı karikatürlere köşelerinde yer vermesi, bu yüzden özgürlük mücadelesiyle ilgili değil. Daha çok aynı pozisyonu paylaşmakla ilgili ve sorumsuzca.
Gazete yönetiminin bu tür karikatürleri kapak yapmaktan kaçınması ise daha mutedil bir davranış.

<p>Bylock'un lisans sahibi David Keynes'in haziran ayında geldiği İstanbul'da tutuklandığı ortaya çı

Bylock'un sahibi teslim oldu

Düzce'de asırlık ağaç caddeye devrildi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde 4 ayrı noktada orman yangını meydana geldi

Elazığlı girişimci atıl durumdaki otobüs ve minibüsleri karavana dönüştürüyor