• $8,1502
  • €9,6932
  • 451.947
  • 1360.07
12 Şubat 2014 Çarşamba

Hakim kararı olmadan asla!

Muhteşem bir ezber.
Gazetelerin toplanması, dinleme/izleme veya internetten içerik kaldırma konusunda adım atmak için mutlaka bir hakim kararı olmalı. Bu olmazsa hukuk devleti ayaklar altına alınmış oluyor.
Ancak bu tür hakim kararları, mahiyeti gereği "idari" bir karardır, yani yürütmeye ait. Aslına bakılırsa erkler ayrılığı ilkesine uygun değil. Zira yürütmeye ait bir yetki yargı erkine devrediliyor. İdare hukukunda "idareye güven" ilkesi vardır. Bununla ilke ters yüz ediliyor.
Özgürlükler bakımından daha güvenceli bir tercih mi bu?
Bazı ülkeler daha bağımsız olduğu için yargıya yetki devrini özgürlükler uğruna "katlanılabilir bir kötülük" olarak kabul ediyor, diğer bazıları ise buna gerek görmüyor ve demokratik bir siyaseti merkeze alıyor. Yani bu bir Avrupa ortak standardı değil.
Türk hukukunda "yargının, yürütme fonksiyonuyla donatılması" 1961 Anayasası, yani 27 Mayıs darbesiyle başlamış. Niyetin siyaseti kontrol ve dizayn olduğu aşikâr. Katlanılabilir değil, arzulanır kötülük!
Tamamen yürütmenin parçası olan Adalet Bakanlığı bürokratlarının da yargı mensuplarından oluşması aynı arzunun bir diğer boyutu...
Onların zihniyetinde tüm kötülüklerin kaynağı siyasettir.
Türk hukuk otoriteleri o gün bugündür aynı ezbere iman etmiş vaziyette. 2014'te dahi bu özgüvenle Cumhurbaşkanı'na mektuplar döşeyip ders verebiliyor.
Paralel evren aktörleri ise bu ezberden çok memnun, bu sayede, aynı mantık ve usule göre "Allah rızası için" bu ülkenin, onca yıldır oturtmaya çalıştığı demokratik siyasetini dinamitlemeye çalışmakta. Siyasetin bir kısmı alkış tutmakta, bir kısmı seyreylemekte, diğer kısmı savunmada.
Dizginleri batıni halaskârın ellerinde27 Mayıs Koalisyonu, yeniden şaha kalkmış vaziyette, sefalette...
Geçelim.
...
Her idari tedbir için "hakim kararı" gerçekten de hukuk devletinin ve özgürlüklerin güvencesi mi?
2005 başlarında Almanya'da "Anadolu'da Vakit" adlı gazete Alman içişleri bakanlığınca kapatılmış, dönemin Basın Konseyi Başkanı kıyameti koparmıştı. Alman Büyükelçi de Almanya'nın basın özgürlüğüne müdahale etmediğini anlatmaya çalışmıştı.
Ben de Alman meslektaşlarımla yazışmış ve itirazlarımı dile getirmiştim. Uzun bir tartışmanın ardından bir meslektaşım şu açıklamayı yapmıştı: "Sanırım hukuk devleti kavramına yüklediğimiz anlamlar çok farklı. Siz her tür kararı yargıya havale etmekle ülkenizin daha fazla hukuk devleti olacağına inanıyorsunuz. Bunu nasıl gerekçelendiriyorsunuz bilmiyorum, ama bizde idareye güven ilkesi esastır. İçişleri bakanlığı kapatma kararı verir. Bunun hukuka aykırı olduğunu düşünen kişi ise yargıya müracaat eder."
Sonra oturup Türkiye'nin "hakim kararı bilançosu"na baktım. 1960'tan 2000'lere kadarki bilanço, bunun özgürlüğü korumadan çok "yargısal kılıflı ideolojik müdahalenin imkanı" olarak kullanıldığını gösteriyor. AİHM'deki mahkumiyetlerin ezici çoğunluğu da yargı kararlarının yol açtığı insan hakları ihlallerine dayanıyor.
Hadi biraz daha şaşıralım.
Alman Anayasası'nın "Mektup, Posta ve Telekomünikasyonun Gizliliği" başlığını taşıyan 10. Maddesinin 2. Fıkrası, sınırlamalar özgürlükçü demokratik temel düzeni veya devletin varlık ve güvenliğini koruma amacı güdüyorsa, bunun denetimi yargı yerine Parlamento'ya bırakılabilir diyor.
Böyle...
Ezberler ve keskin inançlar işe yaramıyor, biraz da analiz gerekiyor.
Ama ezberlerle veya ezberlerin gürültülü cazibesiyle hem analitik eleştiriler görünmez kılınıyor hem de başkalarının haklarını ve demokratik işleyişi suiistimallerden koruyabilecek hususlar engellenmek isteniyor.
Gaza gelenlerin durumu ise alışkanlık, iflah olmaz bir alışkanlık!
...
İnşa için, akıl, analiz, feraset ve meşruiyet lazım. Gürültü üzerine medeniyet inşa edilmez ama yankesicilere gün doğar.
Ve bu halk, gürültücü ve ezbercileri ciddiye almaz, yankesicilere de pirim vermez.

<p>Peki, kod 29 olarak bilinen fedih kodunun kaldırılması ne  anlam ifade ediyor? Çalışma hayatından

Kod 29'un kaldırılması ne anlam ifade ediyor?

Kaçak kazıda bulunan Roma dönemine ait 40 eser Çorum Müzesi'nde sergileniyor

Balıkesir'e yerleşen kadın girişimci, ağaç dallarını ekonomiye kazandırıyor

Uygarlık tarihine ışık tutan 12 bin yıllık kazı başlıyor