• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
23 Ağustos 2014 Cumartesi

Davutoğlu’nu öne çıkaran etkenler

Belirsizlikler sona erdi. Perşembe günü AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen MYK toplantısının ardından karar verildi ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 27 Ağustos’ta yapılacak AK Parti Olağanüstü Kongresi’nde Genel Başkan adayı, hem de 28 Ağustos akşamı hükümeti kurmakla görevlendirilecek Başbakan adayı olarak tespit edildi.

Bu isim sürpriz değildi. Ancak lider kadrosunun uzun vadeli bir tasarımı veya iç dairede yürüttüğü müzakereler sonucunda belirlenmiş bir isim de değildi.
Erdoğan bu sürece doğru yol alınırken parti içinde de ağırlık kazanan bir eğilimi biraz daha sistematize ederek kriterlere dönüştürmüş ve kamuoyuna duyurmuştu.
Birincisi üç dönem kuralıydı. Bir siyasi parti siyasal hafızayı sadece kişiler ve figürlerle kaim olarak görürse, kişiler ve figürler sahneden çekilince siyasi partinin de sahneden çekilmesi kaçınılmaz. Hem bu siyasal gerçeğin bir ifadesi olarak, hem de ANAP, DYP ve Fazilet Partileri deneyiminin bir yansıması olarak AK Parti üç dönem kuralını kabul etti. Bu Türkiye siyasal tasavvurunda yepyeniydi. Hem siyasal dinamizme imkan sağlıyor, hem siyasal hafızayı ve dinamiği bireysellikten çıkarıp kurumsallaştırıyor, hem de her defasında fırsat eşitliği için siyasal yarışın yeniden başlangıç çizgisine eşit dizilim yoluyla centilmence yürümesini sağlıyor.
Üç dönem kuralındaki ısrar kişisel bir ısrar değil, bir siyasal hareketin kurumsallaşması, siyasal başarının ve hafızanın kurumsal bir kimliğe dönüşmesi ihtiyacının dayattığı bir zorunluluktu.
Genel başkan ile Başbakanın farklı kişiler olmaması. Türkiye’nin içinden geçtiği transformasyon süreci, ülkenin içte karşı olduğu meydan okumalar ile, bölgesel ve küresel altüst oluşlar, kişiler üzerinden yürütülecek bir tartışma lüksünün olmadığını ortaya koyuyor. AK Parti’nin içinde bulunduğu durum ve üstlendiği siyasal sorumluluk, “vefa” veya “kardeşlik hukuku” dikkate alınarak bir “makam paylaşımı” yaklaşımını benimseyemezdi. Aksine belirsizliklerin hızla giderilmesi zorunluluk arz ediyordu. Bu yüzden genel başkan ile başbakanın aynı kişi olması ve bu kişinin de üç dönem sınırlamasına takılmamış biri olması gerekiyordu.
Liyakat ve ehliyet konusunda da herhalde herhangi bir itiraz olamazdı.
Öte yandan daha objektif bir koşula da dikkat çekmek gerekiyor. Türkiye kabuğunu parçaladı. İçte restorasyon çalışmalarına hız verirken, ki bu restorasyon anayasal düzen restorasyonundan ziyade, tarihsel, kültürel ve sosyolojik bir restorasyona ve buna uygun yeni bir siyasal inşaya tekabül ediyor, diğer yandan da dışa doğru proaktif bir siyaset izlemeye başladı. Gerek uluslararası siyasetin bugünkü yapısı, gerekse Türkiye’nin bu tercih değişikliğe yol açtı: Türkiye küresel düzlemde iddiası olan bazı Avrupa Devletleri ve ABD gibi, iç ve dış gündeminin içiçe geçtiği, dıştaki her bir gelişmenin iç yansımalarının olduğu, yine içte verilen herhangi bir kararın muhakkak dış ilişkilerde bir yansımasının bulunduğu bir ülke haline geldi. Bu eski siyasal gelenek açısından konfor bozucu olduğu gibi, eski siyasal geleneğin konforu üzerine kendi küresel konforunu inşa eden bazı dış siyasal unsurların da konforunu bozdu. Türkiye hızla ilgi alanına girdi, yarışta dikkate alınması (dinlenilmesi!) gereken bir ülkeye dönüştü. Sonuç Türkiye siyasetinin kaçınılmaz olarak uluslararasılaşması oldu. Bunda en esaslı katkısı olanlardan biri olarak Davutoğlu isminin düşünülmesi olağandı.
Esas mesele bu “düşünme” ameliyesinin sadece Erdoğan veya bir kaç kurmayına münhasır olmayıp, parti teşkilatı ve seçmeninde de öteden beri kendini hissettirmesiydi.
İstişareler bunu gösterdi. Parti yönetimi de buna göre davrandı.
Kısaca, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk defa bir siyasi parti, kendi kurumsal yapısını ve başkanını sosyo-kültürel, tarihsel, ekonomik ve küresel gelişmeleri okuyarak rasyonel bir şekilde belirliyor.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi