• $ 7,8187
  • € 9,3602
  • 449.547
  • 1328.73
Reklamı Kapat

Türk işi Asyalı

Dünya mutfakları arasında ülkemizde hakkı en az verilen şüphesiz Asya mutfağıdır. Asya mutfağı denilince Japon - Çin mutfağını baz alıp, buna göre bir değerlendirme yapılır. Çin ve Japon mutfağını sevmeyen büyük kitleyi göz önüne alınca Asya restoranları çok talep görmez. 
Bu söylediğim kaideyi Asya mutfağını damak tadımıza uyarlamayı başaran ilk marka 2005 yılında Go Mongo olmuştu. Önce Moğol mutfağı olarak algıladığımız Go Mongo her yıl mönüsünü uluslararası tecrübeli şeflerle yenileyerek üst seviyede kalmayı başardı. Geçtiğimiz yıl Doğuş Grubu’nun yeme-içme iştirakı D.ream’in bünyesine katılan, arkasına aldığı güçle tembelleşeceklerini tahmin ettiğim Go Mongo, aynı istikrarda başarılarını sürdürüyorlar. Bu başarının arkasında 9 yıldır birbirine bağlı, kemikleşmiş personelinin katkısı büyük. Burada aslan payı operasyon müdürü Noyan Ersolmaz’ın. Asya mutfağı gibi zor bir konuda her şubede aynı hizmeti vermeyi başaracak ekibi oluşturmayı yıllardır başarıyor.

Mönüye ‘Hint’ dokunuşu

D.ream bünyesine katılmadan önce franchise olarak verdikleri İstinyepark şubelerinide satın alan Go Mongo’nun bence en değerli şubesi markanın doğduğu Suadiye sahildeki mekândır. Bu yıl yeni mönüsünü ünlü Hint şef Deepak Sharma’nın hazırladığını biliyordum. Geçtiğimiz hafta test etme fırsatı buldum.

Başlangıçların favorisi ‘samosa’

Genel hatlarıyla kemik müşterisini rahatsız edebilecek keskin değişiklikler yapılmadığını gözlemledim. Yine başrolde zencefilin bulunduğu özel soslar var. Go Mongo’ların değişmez lezzeti samosa bu yıl daha da mükemelleşmiş. Özel bir Hint başlangıcı olan bu yemek bol baharat kullanılmasına rağmen genzinizi hiç yakmıyor. Kıymalı Çin mantısıda bir başka sevilen başlangıç. Malezya’nın milli yemeği ‘Sate’ mönünün yenilerinden. Yer fıstığı sos ve şiş tavuk atıştırmak için ideal…

Buharda Levreği deneyin

Ana yemeklerin pişirme tekniklerini görünce, Asya’da obez sayısının neden düşük olduğunu anlıyorsunuz. Ana yemeklerin yanında Asya’nın bir başka olmazsa olmazı Basmati pilavı var. Buharda levrek ve Ulan-Batur’u denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Pazı yaprağında, Meksika biber, zencefil ve lemongrass ile buharda pişen levrek değişik bir tasarım bambu sepet ile servis ediliyor. Wok tavada, baharatlarla pişen dana etli ‘Ulan-Batur’un koyu renginin sırrı karabiberle pişmesinden geliyor. Bunların yanında Go Mongo’nun özel spesyeli, 7 çeşit çayın birlikte demlenip, 4 saat soğutulmasıyla oluşturulan ‘ice-tea’yi içmenizi önerebilirim. Tatlılarda ise fenomen haline gelen ‘mangolu sufle’ favorim. 
İstinyepark’ta yarattığı alışkanlık nedeniyle Go Mongo bazen AVM restoranı gibi algılanıyor. Suadiye’de deniz manzaralı şubede müzik ve aldığınız özel servis ile kendinizi ‘fine dinnig’ restoranda gibi hissediyorsunuz. AVM restoranı gibi algılanmanın bir diğer handikapı ise oluşturulan özel mönülerin diğer lezzetlerin önüne geçmesidir. 
Açık büfe barbekü seçimleri lezzetli olsa da Go Mongo’nun iddialı yemeklerinin önünde anılması bir kimlik sorunu yaratıyor. Go Mongo bu müthiş lezzetlerini doğru anlatabilirse ülkemizin açık ara en iyi konsept restoranlarından biri olacağına şüphem yok.

Fouchon’un ilk durağı Akasya mı?

Yeme-içme sektörünün duayen ismi Erol Kaynar, Parisli gurme mağazası Fouchon’u ülkemize getirmeye hazırlanıyor. Yaz sezonunun sona ermesiyle tüm dikkatini bu projeye veren Kaynar ve Eksen Grup ekibinin ilk şube olarak Anadolu yakasında yeni açılacak olan Akasya projesinde yer alacağını duydum. Erol Bey’e bunu sorduğumda “Henüz karar vermedik” cevabını alsam da Eksen Grup’un burada bir dükkan kiraladığını biliyorum…

Bunaltan davet mesajları!

Eğlence hayatında özel eventlerin doluluğu öncesinde yapılan duyurulardan geçer. Eskiden adrese teslim davetiyelerle bildirilen duyurular zamanla sms ve sosyal medya üzerinden yapılmaya başladı. Bu sistem kimi zaman başarılı olsa da bazen insana gına getiriyor. Gına getiren işletmelerden biri de Etiler Vitrin. Yaklaşık 12 yıldır işlettikleri her mekânı tıklım tıklım doldurmayı başaran Fancy Grup’un bünyesindeki Vitrin, canlı müzik öldü denilen bu dönemde 1 yıldan uzun süredir her çarşamba Serkan Kaya ile sahne yapmayı başarıyor. Bu başarıya rağmen işletme grubu hem telefondan hem de twitter üzerinden sürekli bilgi mesajları atıyor. Bu kadar ısrarlı mesaj gelince mekânın boş, kimsenin rezervasyon yapmadığını düşünüyorsunuz. Gideceğiniz varsa da gitmekten vazgeçiyorsunuz. Bu kadar başarılı bir işletme neden bu eski sistemde ısrar eder anlamış değilim. Mekânın ortakları Turgay Işık, Yasin Becek ve Hasan Başkaya’nın bu uygulamadan vazgeçmesini öneriyorum. 

New York’ta dükkan bakıyor

D.ream’den bir başka haber ise grubun lokomotifi Nusret’ten. Etiler’de açılan ana şubenin ardından Ankara ve Bodrum-Yalıkavak’ta da açılan Nusret’in gözünü yurtdışına diktiğini daha önce yazmıştım. Önceleri uzun süreli bir proje gibi gelen dünyaya açılma fikri hızla hayatı geçiyor. D.ream Ceo’su Levent Veziroğlu ve Nusret Gökçe, New York’ta dükkan bakmaya gitmişler. Steak’in doğduğu yer Amerika’da bu işi yapmayı kafasına koyan Nusret’in Londra’da da bir şube açacağı konuşuluyor…

Yerli aşıda son durum ne?

Yerli aşıda son durum ne?

Bakan Koca'nın uyardığı Bursa'da ikinci dalga yaşanıyor: P

Bakan Koca'nın uyardığı Bursa'da ikinci dalga yaşanıyor: Perdemi açmaya korkar oldum

Haftanın Fotoğrafları (20-26 Kasım)

Haftanın Fotoğrafları (20-26 Kasım)

Balın bilinmeyen faydaları! Sabah akşam mutlaka bu şekilde tüketi

Balın bilinmeyen faydaları! Sabah akşam mutlaka bu şekilde tüketin