• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
12 Mayıs 2013 Pazar

Sudan franchise çıktı!

İstanbul eğlence dünyasında trendleri belirleyen Su Entertainment Grup, 2007 yılında Reina dışında da büyümeye karar vermişti. Bu karar doğrultusunda Su Ada’da ‘Suda Kebap’ı kurdular. Denizle kebabı birleştirme fikri önce garip gelse de İstanbullular bu konsepti çok sevdi. Daha sonra Türkbükü ve Kemerburgaz’da açılan Suda Kebap başarısını ‘franchise’ sistemiyle büyütmeye karar verdi. Bu karar doğrultusunda ilk franchise Ankara’ya verildi…

Doğru ambiyans oluşturulmuş
Franchise konusunda Türkiye’nin her yerinden teklifler alan Su Kebap’ın ortaklarından Ali Ünal ince eleyip sık dokuduktan sonra Ankara’lı Osman İrmiş’e onay verdi. İstanbul’a geldiğinde yediği iş yemeklerini özellikle Suda Kebap’da yapan Osman Bey uzun çalışmalar sonrasında markayı Ankara, Filistin Caddesi’ne getirmeyi başardı. Markanın ilk franchise denemesi nedeniyle oldukça hassas olan Ünal, Ankara’daki ekibin seçimini kendisi yaptı. Sadece açılış için İstanbul’dan özel garson ve şefler getirtti. Lezzetlerin aynı olması için Balıkesir’den gelen etler, İstanbul’daki aynı tesiste işlenerek Ankara’ya gönderiliyor. Mimari olarak ahşap ağırlıkta olan Suda Kebap, 200 kişilik kapasitesi ve Filistin Caddesine bakan yeşil bahçesiyle de doğru ambiyansı oluşturmuşa benziyor.

Ankaralılardan ilgi büyük
Ali Ünal ile birlikte, İstanbul’dan günü birlik Ankara’ya giderek açılışa katılma şansımız oldu. İstanbul’dan gelen markalara önyargılı bakan Ankaralılar Suda Kebap’a beklentilerin çok üstünde ilgi gösterdiler. Açılış kalabalığına ve yoğunluğuna rağmen Antepli şeflerin hazırladığı lezzetler, İstanbul’da tattığımızın bire bir aynısıydı. 

Steak tavsiyeler
Son günlerin en trend mekânları ‘steak house’larda ödenen hesaplar bütün işadamlarının dilinde. İyi bir steak house’da herkesin anlatacak ‘3 sıfırlı’ bir hikâyesi vardır. Bu hafta sizler için et yerken hesaba hâkim olmanızı sağlayan bazı tüyolar hazırladım.
- Şefin sizinle ilgilenmesi güzel olabilir. Bazı seçenekleri ona danışsanız da tercihleri kendiniz yapın.
- Masanızda mekânın müdavimi olduğunu söyleyen bir dostunuz ‘bana bırakın’ diyorsa arkanıza bakmadan kaçın.
- Etin yanında gidecek şarap konusunda mutlaka bir tercihiniz olsun. Yemeğin tadını alabileceğiniz birçok orta sınıf lezzetli şarap var. Garsonlar size mahzenden özel bir şarap getiriyorlarsa cüzdanınızın hafifleyeceğinden emin olabilirsiniz.
- Kesinlikle porsiyonlarınızı kişi başı sayıyla belirtin. Ortaya bir şeyler istediğinizde genelde masadaki kafa sayısına göre adisyon düzenlenir. Siparişlerin tadımlık olma ihtimali yüksek.
- Steak House’larda en risksiz seçenek lokumdur. Hem lezzetli, hem de hesaplıdır. Pişme usulünü bilmediğiniz etleri denemeyin.

Eski ruha yeni mekân
Eskiden Bebek ile ilgili bir yazı yazarken aşktan, denizden, erguvanlardan bahsedip romantik bir havaya bürünürdük. Son yıllarda bu romantizm yerini egzoz dumanlarına, lüks arabasıyla şov yapanlara ve ‘bebekteydim’ demek isteyenlere teslim etti. Anlayacağınız; Bebek, Bebek’e benzeyen çok farklı bir yer haline geldi. Bu duruma rağmen lokasyondan vazgeçemeyenler kendi ‘bebek’lerini yaşamak için bazı mekânlar seçti. Genelde Koru Cafe ve Bebek Kahve olan bu buluşma noktalarına son yıllarda Le Sirene de eklendi.
Eskiden ‘Bebek Cafe’ olarak bilinen Le Sirene 2 yıl önce koordinatör Gözde Aybaşlı’nın yaptığı değişikliklerle hem Bebek’te yükselen çıtaya ayak uyurdu, hem de semtin nostaljisinden kopmadı. Sahil kenarındaki sarı şemsiyeli bu sempatik cafenin Pazar kahvaltıları oldukça meşhur olmuş durumda. Hafta sonları rezervasyon yapmadan mekâna 12.00 gibi giderseniz kahvaltı yapacak başka bir yer bulmanız gerekecektir. Bebek’in eski sakin havasını özleyip, deniz kenarında bir şeyler içmek istiyorsanız Le Sirene’e gitmenizi tavsiye ederim.

Balık var, bıçağı yok!
İstanbul’un elit restoranlarını sıralamaya başladığımda aklıma gelen ilk isimlerden biri Kanyon Gina’dır. Doğuş Grubu’nun yeme-içme sektöründeki iştirakı D.ream’in, The Doors Grubu satın almasıyla birlikte daha da iddialı pozisyona gelen Gina’da geçtiğimiz hafta bir eksiklik dikkatimi çekti. Bir arkadaşımla öğlen yemeği için  buluştuğumuz mekânda deniz levreği sipariş ettik. Siparişimizden önce açılan serviste balık bıçağının olmaması dikkatimi çekti. Garsonlara bunu belirtip rica ettim. 10 dakika sonra ise şef garson balık bıçaklarının olmadığını belirtti. Balık ve servis kalitesi müthiş olsa da bu küçük detay kafama takıldı. Tabii ki normal bıçakla zorlanmadan da bu lezzeti alabildik. Ama hizmet ve serviste iddialı, levreği 50 lira civarında satan iyi bir restorandan bu beklenti de bulunmamız sanırım haksızlık değil!

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!