• $13,6368
  • €15,4363
  • 781.22
  • 1927.39
7 Temmuz 2013 Pazar

Sedef’in yeni yıldızı

Vakit darlığı nedeniyle güney sahillerine inemeyenler için İstanbul Prens Adaları kısa kaçışlar için idealdir. Özellikle Sedef Adası son yıllarda İstanbul jetsetinin en trend tercihi oldu. Elio 2-3 yıldır Sedef Adası’nda tek alternatif olarak hizmet veriyordu. Bu yıl Club Ada Sedef’in açılmasıyla adada rekabet artmış durumda. Club Ada Sedef yeni olmasına rağmen işletme kadrosuyla birlikte şimdiden bir adım öne geçmiş durumda.
Burak Gören, Habil Gürsoy’un Aydın Samanlı’yı ortak olarak alması büyük avantaj. Samanlı, Sedef Adası’nı İstanbullulara tekrardan sevdiren isimlerin başında. Samanlı’nın ekibinin başında ise Ender Mert var. Ender Mert’in en tanınmış restoranlar tarafından teklifler aldığını çok iyi biliyorum. Buna rağmen daha önce Papermoon ve Hillside Su’da birlikte çalıştığı Aydın Samanlı’yı yalnız bırakmamak adına sezonu Sedef Adası’nda geçirecek.
Club Ada Sedef’in cephesi tamamen Marmara Denizi’nin açıklarına bakıyor. Güzel havalarda Çınarcık-Yalova bölgesini net bir şekilde görebiliyorsunuz. Uzun plajında güneş keyfi yaparken lüks bir otel kalitesinde yeme-içme servisi alabiliyorsunuz. Restoran bölümü ise adanın üst tarafında bulunuyor. Restoranda ağırlık deniz ürünlerine verilmiş. Birçok başlangıç seçeneğinde terbiye edilmiş kuşkonmazın tercih edilmesi güzel olmuş. Et ve somon tartarı mutlaka denemelisiniz. Genelde kuru bir balık olduğu için pek tercih edilmeyen Mercan’ı şef Mehmet Çoruk zeytinyağında pişirme yöntemini uygulamış. Ortaya muazzam bir lezzet çıkmış. Aynı yöntemle pişirilen Fener balığı da yine başarılı bir seçenek

Hafta içi kullanılan bot yetersiz!
Teknesi olmayan ve deniz taksiyi pahalı bulanlar için Club Ada Sedef’e gitmek için tercihler ikiye ayrılıyor. İlk ve en rahat tercih Kartal’dan günde iki kez hareket eden Club Ada Sedef teknesi. İkinci ve pek tavsiye etmeyeceğim seçenek ise Büyükada’dan yapılan ulaşım. Büyükada’ya geldiğinizde Club Ada Sedef  yetkililerini aradığınızda sizleri botlarıyla alıyorlar. Hafta içi kullandıkları bot çok küçük olduğu için pek rahat ve konforlu bir yolculuk olmuyor. Islanmanız da cabası! Her konuda çok titiz davranan mekânın ortaklarının daha konforlu bir bot alması bence gereklilik!

Ramazan gelirken
11 ayın sultanı Ramazan gelince aile buluşmalarının dışındaki günler dışarıda iftar yapmak gelenektir. Bu yıl Ramazan neredeyse Temmuz’un tamamını kapsıyor. Hal böyle olunca birçok yazlık mekân özel mönülerini hazırladılar. Gidip görmeden yazmak istemedim. Önümüzdeki hafta genel bir değerlendirme yazacağım.

Mori’nin hataları!
Al Catra’dan bahsetmişken Sortie’yle alakalı bir başka konuyu da kaleme almak istedim. Suşi’yi ülkemize ilk getiren markaların başında olan Mori, yaz sezonu için Sortie’yle boğaza inmişti. Mori’nin suşisini seven biri olarak hemen uğramak istedim. Fakat Mori’nin sadece haftasonu suşi yaptığını, genel olarak balık restoranı olarak hizmette olduğu söylendi. Bu fikire pek alışamadım. Mekânın işletmesini Serdar Ortaç’ın sevgilisi Chloe Loughnan yapacağı haberlerini okumuştum. Kendisi buraya hiç uğramıyormuş. Reklam olsun diye yapılan bir hamle olduğunu tahmin ediyorum. Ne zaman gitsem Mori hep boş. Sortie’nin bile ambiyansını bozduğunu söyleyebilirim. Belli ki hem balık tercihi ile hem de işletmeyle ilgili hatalar yapılmış. Sezonu yarılasak da hatalardan dönmek için geç değil. Bence Mori acil bir şekilde tanındığı suşi mönüsüne geri dönmeli…

Boğaz’ın Brezilyalısı!
Futbol takımlarımızın yaptığı transferlerde, Brezilyalı futbolcuların Türk yaşam tarzına ve yemeklerine olan uyumunu hep gözlemlemişimdir. Özellikle Fenerbahçe’nin eski teknik direktörü Arthur Zico’nun gittiği kebapçılarda her seferinde 3 porsiyon eti tek başına yediği konuşulur. Brezilyalıların Türk mutfağına olan uyumu Al Catra ile birlikte bizim tarafımızdan da karşılık bulacağa benziyor. 
Sortie’nin bu yıl en çok konuşulan mekânı olan Al Catra’nın mönüsü tamamen Brezilya lezzetlerinden oluşuyor. Lokasyon olarak denize sıfır konumuyla Sortie’nin en şanslısı diyebilirim. Mekânın sahibi Emre Bolat, Brezilya havasını bozmamak için sizin seçebileceğiniz bir mönü hazırlatmamış. Tropik meyveler ve sadece etlerden oluşan Al Catra lezzetlerinde doyma noktasına kadar siparişleriniz gelmeye devam ediyor. Masanızda bulunan kartı kırmızı tarafına çevirmezseniz yemek servisi aralıksız sürüyor.

Tropik ara sıcaklar
Lezzetlere gelince; farklı bir ara-sıcak deneyimi yaşayacağınıza eminim. Patates ve tropik meyvelerin soslarla ızgara edilip tabağınıza gelmesine önce şaşırabilirsiniz. Özellikle kızarmış muzu çok beğendim. Ana yemek ise tamamen kırmızı etten oluşuyor. Brezilya usulü ve okyanus tuzuyla pişirilen etler garsonlar tarafından şiş üzerinde masalara geliyor. İnce ince yanınızda dilimlenen et parçalarını servisinizde o ana kadar ne işe yaradığını bilmediğiniz maşa ile ahşap steak tabağınıza alıyorsunuz. 

Servisi yavaş
Aramızda binlerce mil olmasına rağmen Brezilya ve Türkiye damak tadı olarak birbirine çok yakın. Bu yüzden Al Catra’nın açtığı bu yolu takip eden yeni Brezilya restoranlarının olacağını tahmin ediyorum. Mekânın tek sıkıntısını servisin yavaşlığı olarak gözlemledim. Yemeklerinizin geç gelmesi eşsiz boğaz manzarası nedeniyle size sıkıntı yaratmayacaktır. Bu tamamen işletmeye handikap yaratıyor. Servis yavaşlığı nedeniyle mekân sadece tek seans akşam yemeği açıyor. Bu servisi normale soktukları an 20.00 ve 22.00’de iki seansı çok rahat doldurabilirler.

<p class='MsoNormal'>Peki, bu karar neden önemliydi? Akşam Gazetesi Yazarı  Oğuzhan Bilgin tüm merak

Artık her yerde 'Türkiye'

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri