• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
23 Şubat 2014 Pazar

Marina Park’la doğan marka…

Bir dönem eğlence hayatında önemli bir yere sahip olan, ilerleyen dönemlerde ise daha çok 3. Sayfa haberlerinde yer alan Regatta 2 yıl önce Tabanlıoğlu’nun muhteşem mimari uygulamasıyla Marina Park’a dönüştürülmüştü. Ataköy Marina teknelerinin silüetinde ‘Monte Carlo’ benzeri bir ortamda sosyalleşmeyi bölge insanı çok sevdi. Burada açılan mekânlar arasında bu sosyalleşmeyle kısa sürede ‘ekol’ olmayı zorlayan markalar da oluştu. Bunlardan biri olan Pupa Brasserie’nin ismini ise 2 yıl içerisinde duymayan kalmadı…
Puppa Braserie, Marina Park ile birlikte doğmuş bir marka. Bu markanın kurucusu ve işletmecisi ise yeme-içme sektörünün gediklilerinden Sinan Ateşçi. Ateşçi, henüz 38 yaşında olmasına ragmen 20 yıllık tecrübeye sahip. Laila, Havana, Lulu’s gibi mekânlarda önemli görevler üstlenmişti. Bu tecrübesini kendi mekânında önemli düzeyde uygulayacak bir operasyona imza atmış. Bakırköy- Yeşilköy hattı müşterisi yeni açılıp ‘piyasa’ olan mekânlara büyük ilgi gösterir, zaman ilerledikçe ise bu profil nitelik olarak düşerdi. Pupa ise ilk günkü popülerliğini korumayı başarıyor.

Zeytin ağacı simge oldu

Mekânın fark yarattığı bir diğer konu ise mimari operasyon. Bu operasyonu ise aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi’nde de bu işin eğitimini veren, mekânın ortaklarından Alparslan Ruçoğlu uygulamış. Marina Park mekânlarının yüksek tavanlı oluşu konforlu olsa da ambiyans açısından bazen eksi faktör olabiliyor. Uçoğlu bu faktörü mekânın ortasına koyduğu ‘Zeytin Ağacı’ ile avantaja dönüştürmüş. Zeytin Ağacı seçme sebebi ise Pupa’nın Zeytinlik Mahallesi sınırlarında olmasıymış. Benim çocukluğumun büyük bir bölümü de bu mahallede geçti. Merhum dedemin sabah yürüyüşlerinde kendisine eşlik eder, mahalleden eski Regatta’ya sonra da Sümerbank’a kadar yürürdük. Zeytin ağaçları o yolların simgesiydi. Şimdi pek kalmayan bu ‘simge’ ağacı mekânda olması görsel güzelliğin yanı sıra bölge için ‘manevi’ bir önemide var. Rahat oturma gruplarının yanı sıra köşede 3 loca bulunuyor. 2 adet yüksek mermer masa ise ambiyans müşterisi için ideal.

Akşam saatlerinde hareketleniyor

Mekân lezzetlerinden çok ambiyansıyla tanınıyor aslında. Akşam 7-8 gibi yoğunluk başlıyor. Haftasonu bu yoğunluk gece 2’ye kadar sürüyor. Pupa mutfağının kendine has bir dünya mutfağı anlayışı var. Aynı zamanda ‘pazı sarma’ gibi lezzetleri kendilerince yorumlayarak sunuyorlar. Domates sos ve yoğurtla sunulan pazı sarma’nın tadına bakın derim. Fırında patatesle sunulan dana bonfile, mozeralle peynirleriyle hazırlanan klasik Capresse de başarılı.

Aybars Atik İzmirli oldu

2000’lerin başında eğlence dünyasında yaptığı mekânlarla adından oldukça söz ettiren Aybars Atik de İzmir’e transfer olan işletmeciler arasına katıldı. En son yakın dostu Mustafa Sirmen ile birlikte W Lounge ve Club Albüm’de çalışan Aybars, Cunda Balık Evi’nin işletmesini üstlendi. 2007’de Ayvalık Cunda’da kurulan markanın İzmir Bostanlı’da hizmet veren ikinci şubesinin başına geçen Aybars Atik temelli İzmir’e yerleşmiş. Mekânın konsept ve yiyecek danışmanlığını da yapan Atik çok iddialı. Umarım kendisi için hayırlısı olur…

Ar-Ge tesisi kuruyor

Konseptleriyle adından sıkça söz ettiren Tek Tekçi’nin Seyrantepe’de bir yer aldığını duymuştum. Markanın kurucusu Berti Palambo ile hafta içi görüşme fırsatı buldum. Bu yeri tamamen bir Ar-Ge tesisi yapıyorlar. 2 tane kimya mühendisi ve 5-6 kişilik bir gastronomi ekibi Tek Tekçi’de kullanılacak ürünleri tek tek burada test edecek. Palambo’nun bir diğer sürprizi ise ‘Göçebe Tek Tekçi’ projesi. Partiler, organizasyonlar ve doğum günleri için özel bir ekip kurulmuş. Etkinliklere kendi ekip ve ürünleriyle hizmet vereceklermiş….

‘İşgaliye’den anladığımız!

Atiye Sokak’ın kapanmasıyla başlayan kaldırımlara masa atma olanağıyla Nişantaşı ‘lokal’ eğlencenin merkezi oldu. Kaldırımlarda yürümek zorlaşsa da Nişantaşı’nda oturan, burada sosyalleşen kitle bu durumu olumlu açıdan kabullenmiş durumda. Fakat son günlerde Abdi İpekçi Caddesi’nde hiç hoş olmayan bir tavırla karşılaştım. Tavırın sahibi işletme ise Kırıntı! Kırıntı, café&restoran konseptinde kurumsallaşmayı başarmış ilk markalardan. Ama yıllar geçtikçe fazla kurumsallıktan olsa gerek, ne personel disiplini ne de mönü dizaynı olarak kendini geliştirmeye ihtiyaç görmedi. Bilindiği gibi Kırıntı’nın en popüler masaları Abdi İpekçi Caddesi üzerinde bulunan kısmındadır. Bu alanları mekânlar belediyeden ‘işgaliye’ ödeyerek kiralasa da aslında halkın malıdır. Öncelik halkın yürümesidir. Buraya gelen insanlar zaten bu yoğunluk için geliyor. Fakat Kırıntı personeli yoldan geçen vatandaşı yokmuş sayarak servisini yapıyor. Müşterisi olmayıp da orada yürüyorsanız her an bir Kırıntı personelinden fırça yiyebilirsiniz. Kendimin de yaşadığı bu tavrı sadece bir kişiden de duymadım. Kırıntı yetkilileri bu tavırı acil şekilde düzeltmeli. Hayır, ben ‘işgaliye’ paramı veriyorum diyorsa belediyelerin bu duruma bir çözüm bulması gerekiyor…

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, vefatının 28. yılında kabri başında anılıyor

Yerli ve milli imkanlarla geliştirildi! TSK'ya teslimatları sürüyor

Belgrad Ormanı'ndaki devasa çukur şaşkına çevirdi