• $13,7001
  • €15,5262
  • 785.354
  • 1910.41
1 Eylül 2013 Pazar

Kalamış’ın tatlı huzuru

Dünyanın en büyük otel zincirlerinden biri olan Wyndham, geçtiğimiz yıl Türkiye’ye girmeye karar verip ilk şubesini İstanbul Kalamış’ta açmıştı. Böyle büyük grupların genelde ilk şubelerini Taksim – Maslak – Ortaköy üçgeni arasına açmasına alışkın biri olarak öncelerde bu tercihi radikal bulmuştum. Sessiz sedasız Kalamış’ta açılan bu otel Anadolu Yakası’ndaki üst düzey tesis açığını kısmen kapatmış adına şarkılar yazıldığı gibi bölgeye ‘bir tatlı huzur’ getirmiş…

‘Amuse Bouche’ başlangıç

Anadolu Yakası’nda yaşayan kesim genelde Bağdat Caddesi – Kalamış civarındaki mekânları ‘ayaküstü’ atıştırma ve buluşma için tercih ederlerdi. Wyhndam Otel içerisinde bulunan Remina’nın mönüsü ve şık dekorasyonu ile bu alışkanlığı değiştireceğine inanıyorum. Havuz manzaralı bu şık restoranda başlangıç olarak Fransız usülü ‘Amuse Bouche’ servis ediliyor. Fesleğen, nane ve kuru domates soslarının bulunduğu bu tabakla birlikte gelen özel pişirilmiş zeytinli ekmek harika…

İmza Çökertme Kebabı

Remina’nın mönüsü hem yerli hem de yabancı turistler düşünülüp hazırlanmış. Yabancı misafirlerin kolay seçim yapması için lezzetler, yemek tarzlarına göre şehirlerle isimlendirilmiş. Mekânın imzası ise yine bir Türk lezzeti olan Çökertme Kebabı. Genelde yağda yapılan ahtapot burada soyayla terbiye edilip, ızgarayla sunuluyor. Uzakdoğu tatlarını sevenler ‘ızgara ahtapot’a bayılacaktır. Remina’da tatlı seçeneklerinde ise bütünlük tahinle sağlanmış. Hangi tatlıyı tercih ederseniz mutlaka içerisinde tahini buluyorsunuz
Yurt dışında şehrin neredeyse bütün trend noktaları otellerin içerisinde yer alır. Türkiye’de ise insanlar otellere gitmekten çekiniyor. Bizim insanımız gittiği yerde bire bir iletişim ve hizmeti sevdiği için otellerin duruşunu ‘soğuk’ buluyor. Wyndham’da bunun kaybolabileceğini söyleyebilirim. Sebebi ise otelin başında bulunan Alp Can Bulcum. Genelde otel müdürleri odalarında oturur, sadece üst düzey misafirler gelince ortaya çıkar. Alp Can Bey bu örneğin tam tersi. Güleryüzlü ve en önemlisi eğlenceli biri. Eğlenmesini bilen birinin müşterinin ne istediğini anlaması daha kolay oluyor.

Da Mario, Kalamış’a geliyor…

Wyndham’ın içerisinde çok yakın bir süre sonra Da Mario da açılıyor. İstanbul’un her daim en çok tercih edilen italyan restoranlarından biri olan marka ilk kez şube açacak. Mekân, Kalamış Setur Marina’nın tam karşısında bulunuyor. Da Mario ve Remina ile birlikte Kalamış, Anadolu Yakası’nın yeni çekim merkezi olabilir.

Fidele’in taşındık afişi!

Wyndham’ın ön cephesinde ise Divan Pastanesi ve Fidele var. Fidele yaz olunca penceresine “Fidele yaz boyunca Bodrum’da” diye bir afiş yaptırmış. Ben bunu çok çirkin buldum. Fidele Türkbükü’nde parlamış, denize bakan özel deskleri sayesinde fenomen olmuş bir mekân. Fidele aslında Bodrum’da güzel. Otelin ön cephesine mobilyacıymış gibi taşınma afişi koyulması hiç şık durmamış. Marinanın çok yakınında bulunan bu lokasyonda yazın mekân kapatmak ne kadar doğru o da tartışılır.

Elitleri Bebek’e döndüren mekân

Nişantaşı’nın eski mahalle barı Biber, 2 yıl önce yeni konseptiyle tekrardan doğup eskisinden de büyük başarı elde etmişti. Emre Ergani bu başarısının ardından gücünü Cemal Yarar ile birleştirip, Biber’in yazlıklarını Bebek ve Bodrum’da açtı. Bodrum projesini mantıklı bulsam da Bebek’in marka için doğru bir seçim olduğunu düşünmüyordum.

Ecevit Yılan faktörü!

Çünkü o güzel Bebek arka arkaya açılan, kötü işletilen mekânlarla büyüsünden uzaklaşmıştı. İstanbul’un elitlerinin eskisi gibi vazgeçilmezi değildi. Biber bu durumu bozdu. Bu başarının arkasında müthiş manzara ve markanın isminden çok Biber’in sahip olduğu işletme zekası yatıyor. Türkbükü Ship a Hoy’un değişmez ismi Ecevit Yılan, 18 yıl sonra ilk kez İstanbul’da çalışıyor. Biber’in işletmesini üstlenen Ecevit Bey, mekâna gelen neredeyse bütün müşterilerle yıllara dayanan dostluğundan dolayı kendilerini ‘evlerinin balkonundaymış’ gibi rahat hissettiriyor. Bebek Biber kışın da açık kalacak. Tadilatta olan Nişantaşı Biber ise Eylül ayı içerisinde tekrardan hizmete girecek…

Futbolun ‘sinyalcileri’

Restoran ve kafelerin, müdavimlerine herkesten daha fazla ilgi göstermesi kadar doğal bir şey yoktur. Hele ki ünlü isimler o mekânın mücevherleri gibidir. Çoğu yer lezzetleriyle olduğu kadar ünlü müdavimleriyle de anılır. Fakat bazı meslek gruplarına mensup müdavimler bir yandan olumlu etki yaparken diğer yandan özellikle tercih edilmeme sebebi oluyor. İstanbul’da bu meslek gruplarının başında futbolcular geliyor. Söz konusu futbol olunca büyük bir kesim hayatındaki çoğu şeyi bir kenara itiyor. Yaşlarına göre çok para kazanan bu arkadaşlarımız, doğal olarak popülerliğini kullanıyorlar. Özellikle de bu sektöre yeni girmiş personel ve işletmeciler futbolcuyu görünce mekân onlarınmış gibi servis yaparlar. Futbolcu arkadaşlarımız markaları büyük logolarla gözüken dar kıyafetleri, neredeyse alınlarını bile kaplayan güneş gözlükleriyle gittikleri yerlerin en iyi masasında otururlar. Bu arkadaşlarımız bekarsa yanlarında mutlaka 3 - 4 ‘sap’ olur. Argo tabirle futbolcuların yanındaki bu arkadaşlara ‘sinyalci’ diyorlar. Bunlar futbolculardan daha havalı daha kaprisli oluyor. Çevreye çirkin bakışlar fırlatıp mekânların huzurunu kaçırıyorlar. Futbol tutkunları onlarla aynı mekânda olmanın mutluluğunu yaşarken sadece sosyalleşmek isteyenler ise bu durumdan oldukça rahatsız oluyor. Bu futbolcunun ‘sinyalcileri’ sadece çirkin bakışla huzur kaçırmakla kalmıyor, çoğunlukla kavga da çıkarıyor. Bağdat Caddesi’ndeki çoğu mekân bu futbolcu ‘sinyalcilerine’ teslim olmuş durumda. İstanbul gibi bir turizm şehrinde restoran ve kafelerin en büyük dekoru insandır. Müdavimlerle oluşturulan o insan dekorunun dengesini doğru kurmazsanız yok olur gidersiniz…

Mama’da konsept değişiyor mu?

Doors Grubu, Doğuş Grubu’nun yeme-içme sektöründeki iştirakı D.ream tarafından satın almasının ardından operasyonlar yavaş ve kararlı bir şekilde hayata geçiyor. Geçtiğimiz haftalarda Etiler Kitchenette’in yerine Kiva Han’ın açılacağını buradan sizlerle paylaşmıştım. Yine Doors Grup bünyesinde bulunan Abdi İpekçi Caddesi’ndeki Mama’da konsept değiştirileceğini duydum. Lezzetli mönüsüne rağmen caddenin vazgeçilmezleri arasına giremeyen mekân akşamüstü barı konseptine geçecekmiş.

<p>Oyuncu kadrosuyla göz kamaştıran 'The French Dispatch' nihayet beyaz perdede...  Türkiye'de 'Fran

'Gazeteciliğe aşk mektubu' The French Dispatch

Bu yiyecekleri sakın buzdolabına koymayın!

Tokat'ta lise kütüphanesinde 2 el yazması Kur'an-ı Kerim bulundu

Hamzabeyli Sınır Kapısı'nda TIR kuyruğu 19 kilometreyi buldu