• $8,3161
  • €10,0922
  • 489.189
  • 1444.87
09 Haziran 2013 Pazar

Bu yılın modası Alaçatı!

Yıllardır hep bir Bodrum – Çeşme rekabeti konuşulur. Hatta bu tatil yöreleri o kadar sahiplenir ki Fenerbahçe – Galatasaray çekişmesine benzer sohbetler olur. Ben her zaman Bodrumcular’dan olsam da bu yıl taraf değiştireceğim sanırım. Tarafımı Çeşme ya da Bodrum’dan değil Alaçatı’dan yana kullanacağım.
Çeşme ve Alaçatı’yı aynı havuzda değerlendirmek çok yanlış. Yeni yasa tasarısının onaylanmasıyla tek belediye çatısı altında birleşseler de tamamen farklılar. Alaçatı sörf ile herkese kendini duyursa da Alaçatı ruhunun denizle alakası yoktur. Alaçatı, denize arabayla gideceğiniz bir belde. 12 yıl önce Çeşme bölgesine ulusal medya adına ilk gidenlerden biri olarak bölgede gelişimi iyi gözlemleme fırsatı buldum. Alaçatı o zamanlar derme-çatma köy evleri ve sadece sörf merkezlerinin olduğu bir yerdi. Bu geçen 12 yıl boyunca sadece akşam yemekleri için Alaçatı’ya geldiğim için tam anlamıyla değişimi analiz edememiştim. 

Alaçatı ruhunu yaratan adam!
Alaçatı sokaklarında kaybolurken otel, restoran ve insanların yaşadığı evlerin mimari bütünlüğüyle büyülenmemek imkânsız. Rum tarzı taş evler sanki yüzyıllardır oradaymış gibi bir hava veriyor ama aslında bu yapılaşma sadece 10 yılda oluşturulmuş. Bu ‘mimari ruhu yaratan kim?’ diye sorduğumda herkes bana Alphan Veryeri’nin ismini verdi. Bölgede bugüne kadar 330 adet taş ev yapan Veryeriler Yapı’nın sahibi, Alaçatı’yı bütünleştiren mahalleler yapmış. Kendisiyle tanışma şansı yakaladım. İzmir’li olduğu için buradaki potansiyeli fark etmesi herkeslerden önce olmuş. Buraya taş ev yapma fikrini o dönemin belediye başkanına açmış. Buna göre bir imar düzenlemesi yapılmış. Daha sonra gelen başkanlarda bu imar koruma planını daha da geliştirince Alaçatı markası ortaya çıkmış. Alaçatı bu 10 yılda 1’e 60 değer kazanmış. Gidişatını soruyorsanız, bence 5 yıl için Türkiye’nin Toskana’sı olur.
Bu ruh sadece mimariyle oluşmuyor. Aslında bu bir takım oyunu. Takımın şu anki teknik direktörü ise belediye başkanı Muhittin Dalgıç. Doğma büyüme Alaçatılı, yöresinin sevdalısı. Vizyonu müthiş. St. Tropez’deki marinanın benzerini Port Alaçatı ile bölgeye yapmayı başarmış. Turistik bölgelerin en büyük problemi olan otoparkları değnekçilerin elinden kurtarıp ücretsiz yapmış. 10 yıl önce 7 otel 30 yatak kapasitesi varken bugün bu rakam 250 otel 3000 yatak kapasitesine çıkıyor. Alaçatı’nın yerel halkı da bölgenin çekim merkezi olması için karar vermiş. İzmir civarında hep şikayet ettiğimiz servisteki özensizlik Alaçatı’da yok. Yerel halk bu işten çok paralar kazanmasına rağmen kaprissiz bir biçimde turizmci olduklarının bilincinde haraket ediyor.

Ferdi Baba’nın şevketibostanlı levreği!
Alaçatı’yı bu kadar trend yapan ise kendisine ait markaları. Meyhane Şerefe hem müzikleri hem de lezzetleriyle kesinlikle uğramanız gereken bir yer. Nostaljik tarzıyla Asma Yaprağı’ndaki ege yemeklerini mutlaka tatmalısınız. Arnavutköy Zıpkın’ın sahibi Erhan Görücüoğlu’nun Tapu’su da Alaçatı’nın değişmez adreslerden biri. Bu yıl mekânla kardeşi daha fazla ilgilenecek. Alphan Veryeri’nin tavsiyesi üzerine gittiğimiz Port Alaçatı’daki Ferdi Baba’da resmen parmaklarımızı yedik. İzmir’in kendine has sebzesi Şevketibostan’la yapılan yoğurtlu levreği yemeden Ferdi Baba’dan dönmeyin! El Beso henüz açılmadı. Ama Indhira Taşpınar, hummalı bir şekilde mekânı yeni sezona hazırlıyordu. Geçtiğimiz yıla göre bir değişiklik olmayacak. Güzel olan bozulmayacak.
Alaçatı’ya dışarıdan transfer olup kalıcı olan tek marka Tektekçi’de geçtiğimiz hafta açıldı. Kalıcı olmalarının formülünü mekâna girince hemen anlıyorsunuz. Tektekçi bölge ile bütünleşmiş, Alaçatı’nın imzası olan damla sakızını içeceklerine katmış. Mekân sahibi Berti Palambo nazik tavrıyla kendi elleriyle yaptığı sunumla takdir topluyor. Markası büyüdükçe kendisi mütevazıleşiyor.

Aya Yorgi’nin beachleri!
Çeşme’de ise sezon için haraket henüz başlamasa da Aya Yorgi Koyu’na hem gündüz hem de gece sık sık gitme fırsatı buldum. Gündüzleri Marrakech popüler diyebilirim. Popüler olması eksiği yok anlamına gelmiyor. Girişi 40 TL olan Marrakech’de havlu verilmemesi şaşırtıcı. Zaten bu havluları mekânlar sponsorlara yaptırıyor. Lüks beachler’de rengârenk herkesin havlusunu getireceği düzenler bu şık mekânlarda göz zevkimizi bozuyor! Kafe Pi’yi de sakin ortamı ve güler yüzlü personeli nedeniyle beğendim. Geceleri ise değişmez adres yine Sole Mare. Bu kadar başarılı, deniz kenarında yazlık bir işletmenin girişinde simsiyah takım elbiseli bodyguardların durması hoş değil. Bir Çeşme klasiği olarak girişte ücrete tabi tututluyorsunuz. İçeride sipariş verecek garson bulmanız imkânsız. Locada değilseniz bir nevi self servis bir uygulama var. Müziklerini de çok beğenmesem de coğrafi konumu nedeniyle bu yıl da tıklım tıklım olacağına eminim. Nitelik mi, nicelik mi diyenler beni daha iyi anlayabilir.

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı