• $ 5,9099
  • € 6,5144
  • 281.627
  • 99027.8
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ya Obama giderse?

- Amerika Birleşik Devletleri'nin vatandaşları Ronald Reagan diye bir adamı başkan seçti zamanında. 80'li yıllarda Amerika'nın üzerine bir savunma kalkanı inşa edeceği gibi masallara, 'Star Wars'a inanmış insanlardan bahsediyoruz. Aynı halk oğul Bush'u başkan yaptı, yetmedi üzerine bir dönem daha eklediler. Bu seçmen psikolojisi kolay anlaşılır mı?
- Barack Obama seçildikten sonra Oscar töreninde Sean Penn 'Amerikalılarla gurur duyuyorum, seçkin bir adamı Başkan seçtikleri için' demişti. Dünyaya barış 'umudu' aşıladığı için Nobel alan Obama çok kısa sürede herkeste hayal kırıklığı yarattı.
- New York Times'ın etkili demokrat kalemlerinden Maureen Dowd bir süre önce 'Neden bizim başkanımız 'bi'' diye bir yazı kaleme aldı. 'Bi'den kastı biseksüealite değildi tabii ki. Obama'nın her seferinde ikili oynamasından, herkese göz kırpmasından bıkan bir ruh halini anlatıyordu. Liderlik herkesi memnun ederek mi olur?
- Barack Obama bir yandan yeni Ortadoğu'ya demokrasi ve barış getiren lider olmak istiyor, diğer yandan da evdeki desteği kaybetmekten korkuyor. İsrail politikası bunun özeti. Daha birkaç ay önce 1967 sınırlarına geri dönülsün diyordu, seçimler yaklaşıp kulağı çekilince sözlerini unuttuğu gibi Filistin'in devlet olarak kabul edilmesine bile son derece keskin sözlerle karşı çıkıyor.
- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Filistin oyu geçerse Amerika bunu veto edeceğini açıkladı. Ama Amerika (daha doğrusu Obama) veto etmek de istemiyor. Arap devletleriyle, Ortadoğu'yla ve en yeni yakın arkadaşı Türkiye'yle (daha doğrusu Erdoğan'la) arayı bozmaya hiç niyeti yok. Yine arada kalıyor. Alın size 'bi' Başkan.
- New York Observer gazetesi bu haftaki başyazısında Obama'nın Amerika'nın ebedi müttefiki İsrail'le arayı düzeltmek için konuşmaktan daha fazlasını yapması gerektiğini söylüyor. Açık açık rest çekiyorlar, 'Ya dediğimizi yaparsın ya da seçimlerde bunun bedelini ödersin' diye. Nitekim geçenlerde yapılan bölgesel bir seçimde yıllarca demokrat seçen halkın bu sefer tercihini cumhuriyetçilerden yana kullanması bir işaret fişeğiydi.
- Barack Obama'nın tek sorunu İsrail değil. Vaatlerini yerine getirememesi asıl büyük bir mesele: Afganistan ve Irak'ta savaş devam ediyor, geri çekilme vaadi kimseyi tatmin etmedi. Ekonomi çöküşte, hiç kimse iyimser değil. İşsizlik ayrı bir dert. Göçmenlik konusunda da reformist politikalardan çok uzakta.
- Öte yandan Barack Obama tüm sıkıntılara rağmen şu an için 'alternatifsiz' bir görüntü de çiziyor. Cumhuriyetçiler'den tam anlamıyla Obama'yı devirebilecek bir aday çıkmış değil. Sarah Palin son ana kadar yarışa girmeye kararlı. Mitt Romney, Rick Perry ve Michelle Bachmann üçlüsünden Romney en makul ve merkeze yakın olanı, ancak Mormon oluşu kimi çevrelerde kuşkuyla karşılanıyor. Bachmann ve Perry pek çok konuda keskin ve abartılı görüşleriyle tanınıyorlar. Neredeyse artık var olmayan, geçmişte kalan bir dünyadan kopup gelmişler gibi.
- Bugün Amerikan-Türk ilişkilerinin geldiği nokta, 20 yılın en büyük askeri ortaklığının yapılması, füze kalkanının kabulü Erdoğan'la Obama arasındaki kişisel uyumla ilgili. Geçen haftaki görüşmede de bu apaçık görülüyordu. Obama giderse kişisel dostluk ve sempatiye dayalı bu uyum bozulacak.
- Ne Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi, ne yerel seçimler. Türkiye'nin şu anda yaptığı en büyük seçim hesabı Amerika'nın tercihi. Obama giderse Türkiye, Ortadoğu, Amerika'yla ilişkiler, Arap Baharı nasıl bir seyir alacak?

Bir Hürriyet'e, bir Milliyet'e
Dün bizim gazeteye konuşan Taha Akyol yeni gazetesi için 'Hürriyet'e renk katacağım' diyor. Türkiye'nin en renksiz gazetecisinin kendisini böyle tanımlaması renk körlüğüyle mi açıklanır? Yoksa Napoleon kompleksi mi?
Kim bilir...
Gerçi Akyol bir yandan da haklı... Kahverengi de bir renktir.
Bu aralar en mutlu kişi Miliyet'in patronları olmalı. Gazetenin sırtında epey yüklü bagajlar vardı: Atsan atılmaz, satsan satılmaz... Bunlar bir de tiraj kaybettiriyor. Taha Akyol'un gidişiyle epey büyük bir yük hafifledi. Eminim gizliden gizliye 'Şu Hasan Cemal'i de alan yok mu' diye düşünüyordur Milliyet'çiler...
Kötü haberi vereyim, ne yazık ki yok.

In/Out
- Terör eylemlerinden beri basında aşırı Kürt sempatizanı yorumlar yapmak, hatta pro-PKK çizgisi fazlasıyla OUT...
- PKK yüzünden 'Çok seviyordunuz neden Sırrı Süreyya Önder'in sesi çıkmıyor' diye çatmak fazlasıyla IN...
- Sanat eleştirmenlerinin yazdıkları Bienal yazıları OUT...
- Ekonomi yazarlarının Mustafa Koç'la Bienal gezip sanat üzerine ahkam kesmeleri fazlasıyla IN...
- Köşe yazarlarının siyasi konulara girmeleri, siyasi tartışmalarda yer almaları fazlasıyla OUT...
- Başta Kıvanç Tatlıtuğ olmak üzere alternatif yazı konuları bulmak epey IN...
- Dizilerde rating uğruna çıplak kadın kullanmak, araya yastık alarak da olsa sevişme, öpüşme sahneleri OUT...
- Televizyonda erkek estetiği, Kıvanç Tatlıtuğ örneğinde olduğu gibi çıplak erkek oynatmak IN...
- Patronların köşe yazarları ataması, kovması OUT...
- Köşe yazarlarının 'Benim patronum' diye saf tutması IN...
- Kendi mahallende yaşamak ve dışarıyı keşfetmek OUT...
- Karşı mahalleyi keşfetmek, Beyaz Türklerin içkisiz lokantalara gitmesi, muhafazakarların pahalı lokantalarda ön masaları tutması çoktandır IN...

Oray Eğin Diğer Yazıları

<p>Türk askeri, teslim olan terör örgütü üyelerine kumanyalarından verdi. Terör örgütü üyeleri, ardı

Barış Pınarı Harekatı´nda 24 Terörist Teslim Oldu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Herkesi şaşkına çeviren gelişme! Bir Recep Sert portresi...

Teröristler arkalarına bakmadan kaçtılar... O anlar böyle görüntülendi