• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
07 Temmuz 2011 Perşembe

O aileye bir mesaj

Sonradan filme de çekilen Philip K. Dick'in 'Azınlık Raporu' öyküsünde insanlar henüz suç işlemeden tutuklanıyorlar. Diyelim ki karınızı öldüreceksiniz, niyetinizi merkez haber alıyor ve 'suç öncesi' timi sizi elinizde bıçakla eylemden önce enseliyor.
Bu sistem tam bıçağı saplayacakken vazgeçebilme ihtimalinizi hesaplamıyor elbette. İnfaz için niyet yetiyor.
Ancak 'Azınlık Raporu' gün geliyor kendi uygulayıcılarını da vuruyor. Ya merkezdeki ekrana 'Suç öncesi' timinden bir polisin tutuklanması gerektiği yansıyorsa?
'Masumiyet karinesi' bu yüzden önemli işte... Herkes suçu ispat edilene kadar masumdur.
Ahmet Altan'ın damadı, Vatan Gazetesi Spor Müdürü İbrahim Seten'in adı bugünlerde yürütülen futbolda şike soruşturmasında geçiyor. Seten, yıllardır futbolun içinde olan güçlü bir gazeteci. Bu piyasada yükselmesinin altında ilişkileri yatıyor: Kendisine çıkar sağlayan ilişkilerden bahsetmiyorum, haber kaynaklarıyla kurduğu ilişkiler sağlam. Zaten bu özelliği yüzünden futbol dünyasındaki pek çok özel haberi de o ve ekibi patlatıyor.
Bu konuşmalardan biri yüzünden Seten suçlanıyor.
Bazı siteler infaza hazır, basının geneli ise çok daha itidalli davranıyor bu soruşturma sürecinde.
Ama ortada bir şey yok zaten! Bir gazetecinin rutin telefon konuşmalarından öte bir kanıt olmadan infaz mı edeceğiz onu?
İbrahim Seten basında ve futbol camiasında çok seveni olmayan, insanların canını yakmış biri olsaydı ona bu adil muamele mi yapılırdı?
Aslında bütün bunlar Altan Ailesi'ne mesaj.
Son yıllarda aile çok zor günler geçiriyor. Kerem Altan'ın başına gelen tatsız olay, şimdi de damadın bu soruşturmaya karışması.
Bütün bu olaylardan ailenin çıkarması gereken bir ders var: Masumiyet karinesinin ne kadar önemli olduğu.
Bir İbrahim Seten'i düşünüyorum, bir de onunla benzer durumdaki başka gazetecileri. Ortada hiçbir somut delil yokken Ahmet Altan ve askerleri tarafından üzerlerine mermiler yağdırılan başka gazetecileri. Bizzat Ahmet Altan'ın 'görevli' diye hedef gösterdiği gazetecileri. Taraf'ın sayfalarında özel konuşmaları yayımlanan, çete şemalarında adları yer alan gazetecileri.
Onlar söz konusu olduğunda 'masumiyet karinesi' hiç göz önünde bulundurulmadı. 'Amca' bilip bilmeden televizyonda küfürler edip duruyor, gazetecileri örgüt üyesi olmakla suçlamaya devam etti.
Kaç tane yazı yazıldı böyle... Hala yazılmaya devam ediliyor. Kaç kişiye daha soruşturma devam ederken bizzat Ahmet Altan ve çevresi tarafından gazete sayfalarında hüküm giydirildi. Kaç 'özel yetkili' gazeteci görevlendirildi tetikçilik için.
Şimdi 'Allah'ın sopası yok, bak aynı şey kendi damadının başına da geldi' diye rövanş mı alalım? Zil takıp oynayalım mı? 'Bir sizden bir bizden' diye hesap mı yapalım.
Hayır.
İbrahim Seten olayı bize de bir sınav aslında: Taraf'tan, Ahmet Altan'dan daha iyi insanlar, daha iyi gazeteciler olduğumuzu göstermek için bir fırsat.
Ben İbrahim Seten'in bir an önce bu işten sıyrılacağına inanıyorum.
Masumiyet karinesi bir gün herkese lazım olur, Altanlar'a bile.
twitter.com/orayegin
facebook.com/oryegn

Kabine seçimi gösterdi ki
Artık AKP bir tek adam partisi değil. Bu partinin başarısında Başbakan Erdoğan'ın kişisel karizmasının, liderliğinin önemi büyük ama devam eden bakanlıklar seçmenin neden oy verdiğini de gösteriyor: Yapan adamlar bakanlık koltuğunda oturmaya devam ediyor.
Ve belli ki bir sistem kurulmuş, bu sistem aynı şekilde işliyor. Tek adam değil bir ekip işi algısı da oluştuğu için bu parti yüzde 50'lik oy aldı.

Kazananlar-Kaybedenler
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: Cumhuriyet tarihimizde 'muasır medeniyet seviyesi' diye Batı'yı işaret eden doktrini sıfır sorunla, stratejik derinlikle, Ortadoğu liderliğiyle değiştirdi, yepyeni bir hedef koydu Türkiye'nin önüne ve bunu hayata geçiriyor.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ: Tek başına en azından yüzde 10'luk oyu vardır Akdağ'ın. Sağlık sisteminde yaptığı yeniklikler, bütün bu yeniliklerin hep hastadan yana olması, herkesin sağlık hizmetlerinden faydalanması...
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım: Hiçbir şey yapmamış olsa bile sırf demiryollarına yaptığı yatırım alkışa değer. Son sekiz yılın en göze batan 'yapan adamı' Yıldırım.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç: Nihayet kabineye genç bir bakan girdi, nihayet yıllar sonra 'gençlik ve spor'dan hem genç hem de spordan anlayan biri sorumlu oldu.
Çevre ve Şehircilikten Sorumlu Bakan Erdoğan Bayraktar: Eski TOKİ Başkanı, Türkiye'yi beton bloklara, 'modern gecekondu'ya mahkum eden, herhangi bir şehircilik estetiği, mimari incelikle ilgilendiğini görmediğimiz Bayraktar'ın bakan yapılması: İronik mi? Şaka mı?
AB Bakanı Egemen Bağış: Aslında parti içindeki konumuyla kendisine verilen bakanlık kıyaslandığında kabinenin kaybedeni. Artık AB hedefi mi kaldı, AB'yle ilişkiler mi var sanki? Bu göstermelik bir bakanlıktır, Bağış'a da simgesel bir pozisyon verilmiştir.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay: Ne yazık ki hükümetin kültür politikalarını sadece bir vitrinden görme alışkanlığı sürüyor, yoksa Ertuğrul Günay gibi başarısızlığı kaç kere ispat edilmiş birine hala bu koltuk verilir mi? En iyisi Doğan Hızlan dışarıdan bakan yardımcısı olarak atansın.

Rolex kardeşliği
Nasıl unutmuşum o fotoğraf karesini; yıllarca çalıştığım masanın yanında asılıydı o kupür halbuki: Hakan Şükür ve Sedat Peker'in aynı denizde yüzdüğü fotoğraf karesi.
Dünkü Radikal'de Kenan Başaran 'arşiv unutmaz' lafının doğruluğunu ispat ederek bu fotoğrafı yeniden yayımladı. Futbolda çete soruşturması sürerken 'Benim hiçbir şeyden haberim yok' diyen Hakan Şükür'ün manidar bir karesi.
Ben Hakan Şükür'le Sedat Peker'in bir karesini daha hatırlıyorum.
Yıl 1999, yer Hilton. Başkasının davetiyesiyle Hakan Şükür'ün düğüne sızmıştım. Gelin ve damada hediye verenler arasında Sedat Peker de vardı: Rolex getirdi, damadın bileğine taktı.
Bir süre sonra bir gazete haberi daha: Sedat Peker bu sefer eski Fenerli futbolcu Tarık Daşgün'ün nikah şahidi olmuş, ona da Rolex hediye etmiş.
Rolex'i takip et!
***
Pazar günü başlayan şike soruşturmasını çok önemsiyorum. Yıllar önce bu kirlilik yüzünden futboldan soğudum, en sevdiğim spordan uzaklaştım adeta. Umarım bu soruşturma belli bir hedefe yönelik kalmaz ve herkese uzanır, kim bu işlere bulaştıysa cezasını alır.
Üzerimizdeki formaları çıkartarak soruşturmayı takip etmeliyiz.

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Kilo vermek için iştah kapatan besinler