• $9,2741
  • €10,7599
  • 526.74
  • 1409.56
23 Aralık 2010 Perşembe

Hem suçlu hem mağdur

Kolonya kokulunun gammazcılığı o günlerde de varmış... ABD Büyükelçisi, İbrahim Karagül'ün yazdıklarından rahatsız olunca aynı gazetede yazan bizimkini aramış, dert yanmış... O da bu şikayeti emir kabul edip harekete geçmiş, İbrahim Karagül'ün atılması için uğraşmış da uğraşmış...

Sonuç koca bir sıfır... İbrahim Karagül köşesinde yazmaya devam etmiş... Hala da ediyor...

Tıpkı kapağı Doğan Grubu'na atma operasyonu gibi kolonya kokulunun bu kelle alma girişimi de engellenmiş bir şekilde.

Yıllar sonra bu küçük çaplı skandal ortaya çıkıyor. Kolonya kokulunun bütün marifetleri anlaşılıyor.

Kendi köşesinden başka yazarları ihbar ettiğini, gammazladığını, hedef gösterdiğini biliyorduk...

Hatta odasında 'Bu isimler gözaltına alınacak' diye önceden tahminlerde bulunduğunun da farkındaydık...

Daha da ileri gidip bazı insanların gözaltına alınma zamanlamalarının kendi köşesindeki ihbarlarla çakıştığını da görmüştük.

'Beni atın, ben sizin işlerinizi hallederim' diye patronlara mesaj göndermesine bile şaşırmıyorduk.

Ama hakikaten kendi gazetesinden bir yazarın kellesi için uğraşacağını tahmin dahi etmezdim; hele bir ABD Büyükelçisi'ni memnun etmek adına...

Hani bu arkadaşlar aynı mahallenin adamlarıydı? İslam'da dayanışma, kardeşlik her şeyden önce gelirdi?

Kolonya kokulu inanç-mahalle demeden hemen adam satmaya razıymış meğerse...
Peki normal şartlarda bir insan bu yüz kızartıcı ayıbı ortaya çıkınca ne yapar? Utanır, bozulur, özür diler, gönül alır, günah çıkartır...

Hayır! Bizimki üste çıkıyor...
Gazeteyi kendince tehdit ediyor, yazılarını kesiyor, tavır almaya çalışıyor. Bu arada İbrahim Karagül'ün kellesini de istiyor hala. Şimdi Karagül'e kızan bir ABD Büyükelçisi yok... Ama bizimkinin inadı inat; Karagül bütün başına gelenleri doğruladı diye istemiyor onu.

Kolonya kokulu bu krizi bahane edip Aydın Doğan'a 'Hazırım ben' mesajı da veriyor olabilir; ama ne yazık ki kapısını çalan, davet eden, 'Gel bizde yaz' diyen de çıkmıyor... Mağduriyet edebiyatı da karşılığını bulmuyor?

E ne yapacak peki?
Ne yapsın işte... Biraz daha etrafı soluyacak, yüz bulamayınca hiçbir şey yokmuş gibi devam edecek bildiği yolda.
En güzel gol ne olur biliyor musunuz: İbrahim Karagül birden Doğan Grubu'na geçse...


Arda Turan'a ne oluyor
Ceza alacağını bile bile çorbacı açılışına gidiyor... Çorbacının diğer konuklarından biri son zamanlarda yediğinin içtiğinin ayrı gitmediği Emre Belözoğlu... Ayrıca Ergenekon savcısı Zekeriya Öz... 'Eklektik' bir birliktelik diyelim...
Neden bu çorbacının açılışına illa ki uğranmak zorunda? İlginç...
Zaten yakın arkadaşı ne zamandır Acun Ilıcalı... Bir de bu arkadaş çevresine son zamanlarda bazı çevrelerin bağrına bastığı Kıvanç Tatlıtuğ da eklendi.
Mutsuz olduğu, baskılardan yıldığı, isyan ettiği, televizyon çekiminde ağlayacak kadar canının yandığı malum. Üzerindeki yükü taşıyamıyor...
Acaba birileri, bazı 'çevreler' mesaj mı yolladı... 'Gel aramızda katıl, huzur bizdedir' diye kapıları mı açtı... O da çaresizlikle 'Fırtınada herhangi bir liman' misali kapağı attı mı?
Bilmiyorum... Ama son zamanlarda konuşuluyor... Ve giderek adı çıkıyor. Arda Turan'ın ilişkilerini dengeleyebileceğini biliyorum. Ama ya o ayar kaçtıysa?


2010 paralarının izi bulundu
Kocaman bir paket... Bir çizme kutusu gibi... Sanki deriyle kaplanmış... Ağır, içinde büyük ve kıymetli bir şey var zannediyorsunuz. Bu kutu bütün medyaya dağıtıldı, ilgili ilgisiz herkese gönderildi... Herkes de merakla açtı ne çıkacak içinden diye...
Koca kutunun içinde meğerse bana beş tane uyduruk dergi varmış. Birbirinin aynısı dergiler. Beş kopya... İki kopya da etkinlik rehberi, ikisi de aynı... Belli ki elde fazladan kalmış, bol keseden basmışlar, şimdi de dağıtıyorlar.
O dergiyi yollayacaksan o dev kutuya ne ihtiyaç var? Mademki okumamı istiyorsun, koy bir zarfa birer tane, belki ilgilenirim.
Düpedüz sokağa atılmış bir para; gereksiz yere yapılmış bir harcama...
Ama tabii para bol... Zira bu koca kutuyu yollayan 'İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı'. Hani dev bütçeyi bir sene boyunca çarçur eden, pis kokular gelen, 'Bu paralar ne oldu' diye hesabı sorulan bir kültür yılı felaketi yaşadık ya...
İşte anladım şimdi bu paraların nereye harcandığını.
Kim bilir ambalajcı ve matbaacı yandaştır veya akrabadır belki de...


Böyle geçti en uzun gece

- Bir yere çıkma, bir yere çıkmamaya çalış... İnsanlarla temas etme...
- Aşk meşk işlerine bulaşma...
- Evde otur felaket bekle...
- Gerekirse ilaç al erkenden yatmaya çalış...
- Felakete hazırlan, Susan Miller'ın dediklerini tekrar gözden geçir...
- İkizler'i vuracak felaket beklentisinden dolayı yükselenin 'ikizler' diye paniğe kapıl...
- 'The Kids Are All Right'ı izle...
- Telefonla konuş, 'Başına bir felaket geldi mi' diye sor...
- Koltukta uyukla, aralarda uyanıp saate bak...

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi