• $8,313
  • €10,0846
  • 489.152
  • 1444.87
22 Ekim 2010 Cuma

Gecikmiş bir hesaplaşma

 Nisan ayı başında serbest bırakıldı, mahkemesi sürdü, sonunda geçen hafta mahkeme beraatine karar verdi. Kendisini hukuk önünde akladı.

İçeride geçirdiği üç ay için devlet alıştığımız üzere 'Pardon' dedi. İnsanların yıllarca neyle suçlandığını bile bilmeden yattıkları bir ortamda bu durumun üzerinde durulmuyor bile artık, 'Buna da şükür' denerek geçiştiriliyor.
Büyük ihtimalle bu meslektaşımızın tutuklandığından haberdarsınız. Peki ya aklandığından?

Medyatava ve birkaç site dışında 'aklanma'yı 'tutuklanmayla' eşit boyutta görmedi medya.

Hele daha yargılama bitmeden, tutuklandığının hemen ertesi gün çarşaf çarşaf fotoğraflarını basanlar, adını deşifre edenler, başkalarını hedef gösterenler, yargısız infaz yapanlardan bir tek özür, bir tek pişmanlık gelmedi. Elbette bunu bekleyecek kadar saf değilim. Ama düşünün, beraat haberini bile vermediler.

Kaldı ki, bu linç medyası kime hakkaniyetli davranmış ki adalet mekanizmalarını bir meslektaşları için işletecek...
Ama ortada da çarpık bir durum var: Daha sonuçlanmamış bir dava üzerinden linç kampanyasına destek vererek aşağılık satırlar kaleme aldılar ve okurlarını kandırdılar. Bir kişinin adını vereceğim sadece: O Ayşe Özyılmazel'in diyecek sözü var mı merak ediyorum.
Bu süreç ayrıca giderek vasatların egemenliğine giren medyanın adam asmaktaki heveskarlığını görme fırsatı oldu.
Eminim, bu meslektaşımız yeteneksiz, aptal, cahil, zavallı olsaydı, birazcık ona saldıranlarla ortak özellik taşısaydı olayın üzeri kapatılırdı, bu kadar abartılmazdı. Türkiye'de hiçbir başarı ve yetenek cezasız kalmıyor maalesef.

Sonuçta yargılamalar da, mahkeme kararları da sadece resmi açıdan önem taşıyor. Günümüzde insanın sicili Google'a kaydediliyor. Ve bu gazetecinin sicilini kirletmek için dezenformasyon kampanyası yaptı medya teröristleri. En ahlaksızımızın bile aklına gelmeyecek belaltı yöntemlerle.
Ne ilginç ki, bu isimler hala köşelerinde, makamlarında, İnternet sitelerinin başında ama onları yeteneğiyle, kalemiyle donunda sallayan meslektaşımız hiçbir yerde yazmıyor, hala yazamıyor.
Bu da medyanın ikiyüzlülüğü, bu medya düzeninin, sadece vasatlara prim veren sistemin ayıbı olsa gerek.
Ben beyninin bir yanında her zaman 'Bu da geçer' yazısı işli biriyim.
Bu da geçti, geçiyor sonuçta. Yiğit Karaahmet'e geçmiş olsun.


Bir kere komünist hep komünist

Fanatik okurları ezbere bilir, Can Kozanoğlu'nun bir cümlesi vardır: 'Tribün taraftarlığı da sosyalizm gibidir. İkisiyle de bir kere tanışınca bırakmamak en iyisi.'
Ajanslara düşen Putin fotoğraflarını görünce bu cümleyi hatırladım.
Rus liderin evinin mütevazılığı tartışma konusu olmuş. Hatta Habertürk bu konuda polemik sayfası bile hazırlamış.
Sıradan mobilyalar... Tüplü televizyon... Alelade bir kanepe... İddiadan uzak dekorasyon... Sınırlı metrekare...
Tipik bir Doğu Bloku apartman
dairesi.
İnsan dünyaya hükmedebilir, diktatör de olabilir belki ama o sosyalist köklerinden öyle kolay kolay kurtulamaz işte. Aldığı terbiyenin, gösterişin günah olduğu bilincinin dışına çıkamaz demek ki...

BOSNA-HERSEK
Aklında bulunsun
- Mümkünse Bosna-Hersek'e gitme...
- Gidersen 24 saatten fazla geçirme...
- Unutma ki Bosna-Hersek'in en güzel yeri körükten geçip 'dönüş' uçağının içidir...
- Köfte ye, mümkünse 10 parça. Ekmeksiz 15 tane de gider. Tabaktaki beyaz soğanları bırakma, ayıp.
- Börek ye, mümkünse yanında İstanbul'a da getir.


Başbakan Hürriyet'i neden öptü
Durup dururken Başbakan Erdoğan'ın ezelden beri kavgalı olduğu Hürriyet gazetesine selam çakması, övmesi Hürriyet yazarlarında bile şaşkınlık yarattı. Bunca zaman sonra Başbakan memnun!
Ben nedense bu övgünün bu kadar yüzeysel bir nedeni olmadığını düşünüyorum. Sanki bu gazeteye yapılan bir övgü değil, daha çok bir tedbir.


Ne yapayım, kafam böyle işliyor...
Biliyorsunuz, Doğan Grubu'nun toptan satışı gündemde. Belki çok yakında Hürriyet'in yepyeni bir patronu olacak. Belki Rupert Murdoch alacak Hürriyet'i, belki Time-Warner...
Sanki Başbakan Hürriyet'in satılmasını, yabancı patrona gitmesini istemiyor. Bunu da övgü mesajı vererek satır arasında söylüyor.
Hürriyet, bu ülkede hep çok etkin oldu. Başka yayın yönetmenleri, başka patronları olduğunda da... Yarın da kuşkusuz yeni bir patronla aynı etkinliğini sürdürecek.
Peki yabancı patrona baskı kurmak şimdiki kadar kolay olacak mı? O zaman siyasiler Hürriyet'i kontrol edebilecekler mi?
Başbakan Hürriyet'i seviyor, beğeniyor. Neden satılmasını istesin!

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

İşgalci İsrail, sivillerin yaşadığı 9 katlı binayı bombaladı

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu