• $ 5,8089
  • € 6,4683
  • 278.998
  • 97886.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

En tehlikeli gelişme

Birçok yönetmenin bir araya gelip 11 Eylül'ün ardından çektikleri 11 dakikalık kısa filmlerden birini İsrail'den Amos Gitai yönetmişti. Çarpıcı bir kısa filmdi; Amerika'nın kendi topraklarında terörle yüzleştiği sabah Tel Aviv'de alelade bir öğleden sonrasını anlatıyordu. Bir televizyon habercisinin artık kanıksadıkları bombalı saldırının canlı yayını daha 'önemli' bir haber yüzünden kesilmişti: İkiz Kuleler'e giren uçaklar İsrail'deki patlamadan daha mı önemliydi?
Amerikalılar kendi topraklarında bir terör saldırısının şokunu yaşıyordu, İsrail'deki bombalamalar ise gündelik haberdi.
Dün, Ankara'daki patlama haberini aldığımda da bir İsrail benzetmesi yine yerli yerine oturdu.
Terörle mücadele eden iki ülkede bugüne kadar fark bizim topraklarımızda savaşın büyük şehirlere, gündelik hayata sızmamış oluşuydu. Bu yüzden yıllarca Türkiye'nin batısı için Güneydoğu'da olan bitenler 'ora' diye yabancılaştırıldı. Sanki bir başka ülkenin savaşıydı. İki taraftan da ölenler Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuklarıydı ama bu savaş ülkenin bir kısmına epey yabancıydı.
Abdullah Öcalan'ın ateşkes çağrısı yaptığı sırada PKK'nın bu çağrıya uymayıp kendi başına buyruk hareket ettiğini gördük bu yaz. PKK'da silahı elinde tutan ve baskın olan bir kesim bugün Öcalan'ı da aşmış durumda, liderliğini umursamıyor, bildiklerini okuyorlar.
Yazdan beri 90'lı yıllardaki Türkiye'yi çağrıştıran terör haberleri ayrışmanın ne kadar şiddetli sonuçları olduğunu gösteriyor.
PKK, siyasete her alanda mesaj veriyor. 'Terörle mücadelede polislerin rolü arttırılsın' deniyor, hemen ardından polisler can veriyor.
PKK-MİT arasındaki görüşme kaydının sızdırılmasının ardından Ankara'nın ortasında, devletin en önemli kurumlarının yanı başında bomba patlaması manidar değil mi?
Ankara'daki bomba PKK'yla MİT arasındaki görüşmelerin ne kadar önemli olduğunu gözümüzün içine soktu. Hakan Fidan'ın yürüttüğü bu görüşmeler kim bilir böylesi kaç potansiyel tehlikeyi önledi geçmişte. Devletlerin, düşmanlarına karşı çözümü masada araması diplomasidir.
Bununla beraber, aynı bombayı karşı tarafın Türk devletine ve hatta Öcalan'a 'Siz istediğiniz kadar barış görüşmeleri yapın, biz hiç kimseyi takmıyoruz' diye okumak da mümkün.
Çünkü muhatap değişti, başvuru adresi artık İmralı değil.
Kim bilir belki de bu 'adres değişikliği' gizli kaydın neden şimdi, kim tarafından sızdırıldığı konusunda da fikir verebilir: PKK içindeki ayrışma önemli bir taraf olabilir.
Ne yazık ki bu MİT'in PKK'yla görüşmesi gibi iyi niyetli, barışçıl çözümlerin de önünde büyük bir engel.
Yeni muhatap kim? Devlet artık Oslo yerine Kandil Dağı'na mı çıkacak? Habur görüntülerinin bile toplumda yarattığı travma düşünüldüğünde barış çabaları içinden çıkılmaz bir hal alacak belli ki.
Yeni dünya düzeninde artık haklar ne yazık ki meşru yollarla alınmıyor, PKK da istediğini silahla alabileceğini anladı.
Bu yaz PKK hiçbir çözüm önerisini dikkate almayıp kendi kendine savaşa devam ettiğinde 'Türkiye ikinci bir The Marmara bombalamasını kaldırır mı' diye düşünmüştüm. Sonra da 'İhtimali bile ürkütücü' deyip dillendirmemiştim bile.
Terör büyük şehirlere, kent merkezlerine sızmaya başlarsa, her durakta 'Otobüs patlayacak mı' endişesiyle beklemeye, her restoranda potansiyel hedef olarak yaşamaya başlarsak 'barış' giderek daha da uzaklaşır.
İsrail örneği vermem bu yüzden.
Silahlarla istediğini almaya alışmış terör örgütü, eylemleri şehirlere doğrulttuğu anda kim artık Kürt sorununda çözüm için arayışa girer, kim 'PKK'yı da dinleyelim' ya da 'Haklar' diye söz alır. Düşmanlaşma daha da artar sadece. Bugünkü iyi niyetli çabalar da tarihe gömülür.
İntifadaların sonucu İsrail'de bu oldu, çözüme hem mecazi hem de fiziki anlamda 'duvar' örüldü.
Ankara'daki bomba istisna mı kalacak, yoksa şehirlerde giderek kanıksamaya başlayacağımız bir terörün miladı mı olacak?
Hepimizin başı sağolsun...
twitter.com/orayegin
facebook.com/oryegn

Olaylar ve insanlar
ARDA TURAN:
Hem Türkiye'nin kanayan yarasını, hepimizin ortak acısını paylaşıyor, hem yeni bir hayata başladığı İspanya'da daha ilk dakikada herkese kendisini sevdiriyor. 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sloganını hak ediyor.
REHA MUHTAR: Meğerse 'Bana bir masal anlat baba' şarkısını çok severmiş, 'Deniz' de ona hep 'Bu şarkı sana yazıldı' dermiş. Bu yüzden de Oya-Bora röportajını büyük keyifle okumuş. O şarkı Yeni Türkü'nün, Oya Küçümen sadece seslendiriyor.  Yazık, boşa okumuş.
ÖZLEM ÇELİK: Gazetecilik doğru zamanda doğru yerde olmaksa, aynı zamanda da doğru soruyu sormaktır: Pazar günü Güngör Yurdakul'un cenazesinin ardından 'Neden herkes bu cenazeye gelmeye korktu' diye 'şeytanın gör dediğini' gözümüze soktu. Tıpkı Tuğçe Tatari'nin 'Bu bir haber değil mi' diye isyan etmesi gibi.
MEHMET ALİ BİRAND: Dün sabahın erken saatlerinde bir tweet attı. 'New York her zamanki gibi pırıl pırıl' diyor. O sırada Manhattan siluetini sis kaplamış, şehirde bir yağmur çiseliyor, epey serin, gri ve puslu bir hava var. 'Uçağa alındım' sevinci mi Birand'a epey karanlık New York'u böyle toz pembe gösteren?
EŞCİNSEL MİLLETVEKİLİ: Eskiden 'Antalya'da aynı anda hem yaz hem kış yaşanıyor' haberi gibi birisi çıkar 'Meclis'te eşcinsel vekiller var' derdi, zaman zaman basın bu haberleri yapar ama hiç devamı gelmezdi. Çoktandır bu haberler yapılmıyor, dünkü AKŞAM'ın haberinden sonra da artık hiç yapılmaz: Gay siteleri Meclis'te filtreleniyor, giriş için 'form' isteniyormuş. Bu siteler 'eş bulma' sitesi değil, Kaos GL gibi eşcinsel haklarının siteleri. Demek ki ne eşcinsel vekil, ne eşcinsel hakkı Meclis'te bir süre daha olmayacak.

Obama-Erdoğan dostluğu
Birleşmiş Milletler

Yıllarca hepimiz George Bush'un Turgut Özal'la ne kadar yakın arkadaş olduğu masalıyla uyutulduk. Amerikan hitap şeklini bilmeden Baba Bush'un Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'na 'Turgut' diye hitap etmesinden, Özal'ın da ona 'George' diye karşılık vermesinden gururlandık. Denktik, eşittir, süper gücün ittifakıydık.
Amerikan Başkanları'nın anılarını yazması gelenektir, pek kimse okumaz ama bu kitaplar hep basılır, hep satılır ve bir yerde tozlanır.
Türkiye için en büyük şok Baba Bush'un Özal'dan kitapta 'şöyle bir' bahsetmesiydi herhalde. Hani kankalardı? Koskoca Turgut Özal'ın adı ancak Irak'a ilk savaşta geçiyordu, dostluğa vurgu yoktu.
Bir daha da hiçbir Amerikan Başkanı'yla Türk liderinin dostluğu pompalaması da olmadı zaten. Çiller elini Bill Clinton'ın dizine attı, ama bu bir Blair-Clinton dostluğuna dönüşmedi. Rahmetli Bülent Ecevit neredeyse Oval Ofis'te tir tir titredi.
Dün Ertuğrul Özkök köşesinde 'fotoğraf okumanın' Fatih Çekirge'nin bir armağanı olduğunu yazıyor basına.
Mirası sürdürelim, fotoğrafı okuyalım:
İstanbul'da bir cami, imam bir şeyler anlatıyor. Obama ve Erdoğan dinliyor. Erdoğan'ın yüzünde hafif müstehzi bir gülümseme, iki lider de dimdik duruyor, kendinden emin. Obama şaşkınlıkla dinliyor imamı.
Bu fotoğraf dün New York Times'da Obama-Erdoğan görüşmesi öncesine ilişkin bir habere eşlik ediyordu.
Haber Obama'nın 'bölgede' Erdoğan'ın liderliğini önemsediğini anlatıyor. Başkan olduktan sonra ilk Müslüman ülke gezisini de Türkiye'ye yaptı zaten. Sadece bu yıl toplam dokuz kere telefonda konuşmuşlar.
Beyaz Saray güvenlik danışmanı 'Başkan onu seviyor, ilkeli, dediği dedik, işini iyi yapan bir lider olarak görüyor' diyor gazeteye.
Bu yazıyı Obama-Erdoğan görüşmesinden önce yazıyorum. Türkiye saatiyle dün gece yarısına denk geliyor buluşmaları programa göre.
Şehir baskılarında güncelleme yapacağımı bile düşünmüyorum ama...
Çünkü Obama'yla Erdoğan arasında birkaç ufak pürüz dışında bir sorun yok. İttifak tam gaz devam ediyor. İsrail pürüzü de halledilir...
Özellikle Amerika yapılan askeri işbirliğinden çok memnun ve yeni şekillenen Ortadoğu'da Türkiye'yi 'model' olarak görmekte ısrarlı.
Tarihinde ilk kez bir Birleşmiş Milletler toplantısına bu şartlarda katılıyor Türkiye Cumhuriyeti.

Oray Eğin Diğer Yazıları

<p>Geçtiğimiz hafta Twitter´da TT olan #TürkiyeKazandı hashtagiyle hangi tweetler atıldı? Youtube tr

Enes Batur´un Yeni Arabası Şaşkına Çevirdi #GökçeAnlatıyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

WhatsApp’a 4 yeni özellik birden geliyor

İşte son 30 yılda Türkiye'de en çok izlenen 50 film