• $ 5,7624
  • € 6,3517
  • 272.164
  • 104482
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Cemaat Milliyet yazarını satın aldı mı

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Chicago'da yapılan Fethullah Gülen konferansına Milliyet gazetesinden Kadri Gürsel'i götürmüş. Gürsel, muhalif bir kalem olarak tanınıyor basında. Dün, Cemaat'in bu gezisine katıldığı kendisi duyurdu ve izlenimlerini bir dizi yazı olarak kaleme alacağının haberini verdi.

Gazetecilik vakıflarının, derneklerin bu gibi organizasyonlarına meslektaşlarımın katılmasına ilkesel olarak karşı değilim.

Ayrıca masrafların haberin öznesi tarafından karşılandığı gezilerde öncelikli olarak bu geziden sonra gazetecinin aldığı tavra bakılması gerekiyor. Eğer gazeteci bir seyahate kalemini 'ödünç' veriyorsa, birden görüşleri tek bir seyahatle değişiyorsa bununla savaşılır...

Kadri Gürsel, kendisine bu gezi daveti gelince şaşırmış. Zira kendisi net tavırları ve muhalif duruşuyla biliniyor, Cemaat'e de hayli mesafeli.

'Siz ne görüyorsunuz onu yazıyorsunuz' demişler... Gürsel de eleştirilerini kaleme alacağını yazıyor zaten. Kaldı ki 'davet edildiğini' de gizlemiyor, bizzat kendisi söylüyor.

Üstelik bu gezinin karşılığında ne bir kalem almış, ne bir saat...
Kısaca özetlemek gerekirse: Kadri Gürsel 'hanutçu' tanımına uymuyor, katıldığı bu gezi, beyanı 'kitabına uygun' ve gazetecilik sınırları içerisinde.
Oysa bakın birkaç ay önce neler yaşandı.

Türkiye'den dört gazeteci Fethullah Gülen'le görüşmeye gitti. Bu görüşme bir gazetecilik işi değildi. Zira Gülen onlara söyleşi vermedi, kahvaltıya davet etti. 'Off the record' görüşüldü, ne televizyon kaydı ne teyp kaldı alındı. Kahvaltının sonunda da dört gazetecinin ikisine kalem, ikisine de saat hediye edildi. (Saat ve kalemin fiyatları açıklanmadı.)
Bu dört gazeteci İstanbul'dan New York'a götürüldü... Bir kısmı New Jersey'deki bir motelde konakladı...
Ben de kamuoyu önünde bu gezinin masraflarını kimin karşıladığını sordum. Etik mi değil mi diye merak ettim...
Ses çıkmadı...

Böylesi bir şey ilk kez yaşanıyordu Türk basınında... Bir kişi, dört gazeteciyi 'off the record' görüşmeye çağırıp üzerine masraflarını da karşılıyordu...
Yanıt vermek yerine, Cemaat'le işbirliğine girişip gürültü yapmaya, konuyu unutturmaya çalıştılar. Unutmadım, hala da konunun takipçisiyim.
Ne iyi oldu da Kadri Gürsel böyle bir geziye gitmiş... Hem bu konunun yeniden gündeme gelmesine vesile oldu, hem de 'gazetecilik' açısından bu farkı görmemize neden oldu...


Üç general iki yorum
UMUR TALU:
'Darbe'nin ne olduğunu bilen Kemal Anadol'un buna darbe demesi tuhaf. Hele komutanların baskısıyla hükümetin görevden alınabildiği bir ülkede! Çünkü esas tuhaflık şu: Siz hakikaten biliyor muydunuz bakanların bu yetkisini? Kağıt üstünde bilseniz bile kağıt üstünde kaldığını biliyordunuz! Şöyle bir cumhuriyet, demokrasi, hukuk devleti, millet egemenliği, parlamenter sistem filan düşünün:Hükümetin 'Komutan atama, görevden alma' yetkisi var. Jandarma komutanları esasında İçişleri Bakanı'na bağlı! Uygun görürse Milli Savunma Bakanı komutan görevden alabilir! Ama kimimize göre, bu yetkinin hiç kullanılmamış olması değil, kullanılması tuhaf! (Habertürk)

MEHMET TEZKAN: Bakanlar yetkisini kullandı her şey yasalar çerçevesinde yapıldı sözleri kesmez. Kimseyi tatmin etmez. (...) Üç general terfi ettirilmedikleri için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde dava açtı. Davayı kazandıkları için dün açığa alındılar. Üç general yargıya gittikleri için cezalandırıldılar. (...) İktidarın her kararına boyun eğmeyene, biat etmeyene, hakkını arayan, yargıya başvurana ceza verilecekse... Fatura kesilecekse, ne demokrasiden ne de hukuktan bahsedebiliriz. (Milliyet)


Başbakan'a çağrı

Arkadaşım, aynı zamanda da sık gittiğim bir barın sahibi sigara içilen mekanları deşifre ettiğim yazıma bozulmuş... Kendi mekanından bahsetmiyordum oysa... Ama ilkesel bir itirazını dillendiriyor: 'Sadece kendi gittiğin yerleri deşifre ediyorsun, onların adını veriyorsun ve hedef tahtasına oturtuyorsun' diyor, 'Oysa gitmediğin, bilmediğin başka yerlerde de aynı şey yaşanıyor, bizim adımız duyulunca sadece bizi kurban ediyorlar...'
Düşündüm, söylediklerinde haklılık var.

Ama ben de mekan isimlerini deşifre ederek aslında ibret olmasını istiyorum... Özellikle de mekan adı veriyorum zaten.
Genelleyince 'Zaten her yerde içiliyor' deyip kimse umursamıyor.
Fakat özelleştirince de sadece adı geçen mekanlara baskı uygulanıyormuş... Oysa burada olması gereken eşit denetim. Yasa karşısında herkes eşittir, bazıları daha eşit değildir.
İsim vermeli miyim, vermemeli miyim... Emin olamadım...
Sigara yasağı konusunda müşterin şımarıklığı ve ısrarcılığı söz konusu... Mekan sahiplerinin gücü yetmiyor... Denetleyecek mercilerse yeterli değil.
Nasıl çözülecek bu iş bilmiyorum.
Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'ye yaptığı en büyük iyilik ne yazık ki kağıtta kalmak üzere.


Bir engel daha lütfen

Vodafone son TV kampanyası için dün Reklam Özdenetim Kurulu'ndan uyarı aldı. Zira Vodafone, rakip operatörlerini müşteriyi kendilerine tutsak bırakan faşizan birer güç olarak gösteriyordu. 'Kaçan kurtuluyor' diyerek de bu anlam pekiştiriliyordu. Anladığımız kadarıyla, GSM operatörlerinde savaş sertleşiyor.

RÖK, bu durumun dürüst rekabet ilkelerine uygun olmadığı görüşünü bildirdi. Vodafone, bu reklamı cumartesi gününe kadar düzeltip yeniden yayına vermek zorunda...
Bakalım inatlaşma sürecek mi, yoksa geri adım atılıp uzlaşmaya varılacak mı...

Bunlar işin teknik tarafı...
Benim bu vesileyle Vodafone'dan bir ricam var: Hazır reklamlarını gözden geçirirken artık Şafak Sezer'i de kullanmayı bıraksalar daha iyi olmaz mı? Komik deseniz değil... İlginç deseniz değil... Bir ürünün yüzü olmak için güven veriyor mu? Öyle bir tarafı da yok...
Keşke bir Şafak Sezer'i engelleme kurumu olsa da şikayetlerimizi oraya
iletsek....

Oray Eğin Diğer Yazıları

<p>Olay, Azdavay ilçesinde meydana geldi. Selahattin Karaburak´a ait akaryakıt istasyonuna, akşam sa

Akaryakıt İstasyonuna Giren Ayı Paniğe Neden Oldu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Dünyanın en pahalı yedekleri

Başkan Erdoğan'a ABD'de sevgi seli