• $8,2865
  • €10,0854
  • 489.075
  • 1444.87
15 Mart 2011 Salı

Bu bir Erdoğan güzellemesi değildir

Bugün Yeniçağ gazetesinde yazan Sabahattin Önkibar bir zamanlar Ankara'nın en kuvvetli gazetecilerindendi. Özellikle de sağ parti iktidarlarında... Geçen gün köşesinde çok iyi bildiği, yakından tanık olduğu 28 Şubat sürecini ve Recep Tayyip Erdoğan'ın siyaset macerasını yazmış.
Önkibar'a göre Erdoğan'ın şiir okuyarak hapse girmesi bir CIA tezgahı...
Erdoğan'ın kahraman yapılması 28 Şubat'çı generallerin bir projesi...
AKP'nin ve Erdoğan'ın seçimlerle işbaşına gelmesi bir Amerikan tertibi...
Genel olarak bütün Ortadoğu ülkelerinde ve bizde de rızamız dışında gelişen olayları ABD'ye atfetme kolaycılığı vardır. Bu tuzağa zaman zaman ben de dahil hepimiz düşeriz. Ancak birkaç adım dışarıdan bakıldığında öncelikle bir tane Amerika olmadığı anlaşılır; dahası, Ortadoğu'da son patlayan olaylarda da anlaşıldığı üzere ABD'nin bölge üzerinde o kadar da fazla gücü yok...
Ama diyelim ki Önkibar doğru söylüyor, hakikaten de 28 Şubat sonrası Türkiye'yi yeniden tasarlamak için Erdoğan'a bu görev verildi.
Bütün bunları doğru kabul etsek bile bugün Türkiye tarihinin en önemli figürlerinden biri olmasında Erdoğan'ın bireysel başarısını da görmezden gelemeyiz.
Bir başka sistem, bir plan çerçevesinde yerleştirilmiş biri bu görevi en fazla birkaç sene götürürdü. Sonunda sistem onu eritir, kullanıp atardı. Tıpkı 12 Eylül ve Kenan Evren'de olduğu gibi.
Oysa Başbakan Erdoğan şimdi üçüncü kez ve rekor oyla yine iktidara gelmeye hazırlanıyor. Bu sefer sadece bir hükümet kurmak için, sistemi baştan aşağı değiştirmek için gelecek hem de.
Bunu yapabilecek güce erişmek sadece dış dinamiklerle mümkün değil. Sonuçta Özal da dahil olmak üzere pek çok kişi böylesi bir mutlak güce yeltendi ama bir yere varmadı.
Erdoğan ise dış desteğin yanı sıra çok kuvvetli bir iç destek de kazandı belli ki. İnsanları ikna etti, kendisini sevdirdi. Türkiye'nin yüzde 58'i ona güven duyuyor, inanıyor.
İdeal lider tanımına uyacak pek çok özelliği var: Çok iyi konuşuyor, uzun boylu, fit ve enerjik, zeki ve esprili. Kitleleri en kolay manipüle edecek iki silaha sahip: Milliyetçilik ve din. Bunları hiç çekinmeden kullanıyor, her fırsatta vurguluyor. Çalışkan, disiplinli.
Özetle, muhalefette olmayan her şey onda fazlasıyla mevcut.
Onu seçmenlere sevdiren, Amerika komplolarını bilmeyen ve düşünmeyen halk kitlelerinin oy vermesini sağlayan bu kişisel özellikleri de dış destekle, uluslararası bir planla verilmedi ya...
Erdoğan, çıkış amacı ne olursa olsun artık o amaçtan sıyrılarak, bambaşka bir yol çizerek başarıya ulaşmış ve kalıcı olmuştur.
Dahası, onun liderliği için bir Amerikan planına da gerek yoktu. İstanbul Belediye Başkanı olduğunda zaten kendi efsanesini üretmeye başlamıştı.
Ne yazık ki muhalefette de, muhalefete oy veren kitlelerde de Başbakan Erdoğan'la mücadele yöntemi olarak bir başka odaktan medet umma hastalığı var. Onu Amerika'nın getirdiği, gönderenin de yine Amerika olacağına inanılıyor.
Bu büyük yanılsama muhalefeti de, yüzde 42'yi müthiş bir tembelliğe itiyor. Kendi kaderinin başkalarının ellerine bırakanlara karşı da Erdoğan büyüdükçe büyüyor.
Başbakan Erdoğan'ı Amerika falan getirmedi.
Başbakan Erdoğan, bugünlere kendi başarısıyla geldi. Buralara gelmesine en büyük katkıyı da Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli yaptı. Onlar çok kötü insanlardı, çok kötü liderlerdi. Hele Çiller birkaç ev uğruna bu ülkeyi karanlığa sürükledi...
Eğer biraz iyi yönetselerdi ülkeyi bugün Erdoğan fenomeni de olmazdı. İnsanların siyasete güveni tam olurdu.
Önkibar ağabeyimiz 'Suçlusunuz, sorumlusunuz' diyor. Suçlular ve sorumlular belli.

Yeni iPad almalı mı
Apple, yeni iPad'i duyurduğu gün hemen benimkini eBay'den satışa çıkardım. Bir hafta içinde İspanya'dan birine satıldı. Anında parayı yatırdı, ben de bir yıldır ortalıkta duran ve doğrusu pek de kullanmadığım iPad'imden kurtulmuş oldum.
11 Mart'ta Apple sitesinden iPad 2'yi almaya kalkıştım. 2-3 hafta süre veriyorlardı. Demek ki yine Steve Jobs başarmış, eldeki mallar tükenmiş. Olan Asyalı işçilere olacak: Gece gündüz iPad yetiştirecekler galiba.
Kendiminkini de satmış bulundum, o yüzden iPad'siz kaldım. Fakat birkaç gündür düşünüyorum: Acaba yeni iPad almalı mıyım?
11 inch'lik Macbook Air kullanıyorum. Tıpkı iPad gibi anında açılıyor, anında kapanıyor. Hafif, taşıması kolay, ekranı güzel ve tam bir bilgisayar. iPad hep bir ikinci alet olarak duruyordu, son zamanlarda seyahatlerde de yanıma almıyordum. Öyle bir köşede duruyordu.
Arada sırada e-kitap okuyordum sadece, öyle iyi bir tarafı vardı.
Bugünlerde yeniden kitap kullanmaya başladım ama...
Apple'ın tüketim çılgınlığına teslim olmalı mı olmamalı mı bilemedim... Yeni iPad'i sadece almış olmak için mi alacağım acaba? Yine bir köşede bekleyecek mi...
Doğrusu şu anki tecrübelerime göre öyle vazgeçilmez bir etki yaratmadı benim hayatımda.

Biraz bayat değil mi
Dün, Taraf gazetesi savcının sorgu tutanağından yola Soner Yalçın'ın konuşmalarını yazmış. Neredeyse koca bir sayfayı bu habere ayırmışlar...
'Yine yeni bir şey mi sızmış' diye okudum haberi.
Bir de ne göreyim ki hepsini birkaç hafta önce sıcağı sıcağına AKŞAM'da okumuştuk. İfadeleri önce bizim gazete ele geçirmiş, hemen hepsini özetleyip vermişti.
Taraf ya gazete okumuyor, ya da aynı haberleri yaparken başka bir niyetleri var...

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı