• $ 5,6994
  • € 6,3179
  • 270.292
  • 106893
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bir tecavüzcü olarak Hıncal Uluç

Yazıyı okumadan önce sosyal medyada, İnternet sitelerinde Hıncal Abi'ye gösterilen tepkilerden haberdar oldum. 'Hıncal Uluç tecavüzü savunuyor' diye kıyamet kopuyordu...

Şaşırdım. Meraklandım. 'Olabilir mi böyle bir şey' diye yazıyı okudum...
Ve bir kez daha Türk insanının en temel probleminin bu yazıyla bir kez daha ortaya çıktığını gördüm: 'Okuduğunu anlamama' hastalığına kurban gitmiş Hıncal Uluç'un yazısı. Gerçi yazıda tedbirini almış, 'Hıncal tecavüzün sıradanlaşmasını istiyor, diye üzerime gelmeyin' yazmış ama nafile... Üzerine çullanıyorlar...

Oysa Hıncal Uluç tecavüzü savunmuyor. Sadece bu toplumdaki ikiyüzlü ahlaka karşı çıkıyor. Tecavüze uğrayanın ötekileştirilmesine, başlarına böyle bir olay geldiği için toplumun dışına itilmesine itiraz ediyor.
'Tecavüze uğrayan ölüme mahkum edilmesin' diyor.

Hıncal Abi galiba Vedat Türkali'nin romanının özünü tek kavrayan kişi...
Kitapta Fatmagül tecavüze uğrayınca kirlendiği için nişanlısı tarafından terk ediliyor. Suçlu muamelesi görüyor. Nişanlısı Mustafa ise sonradan bir hayat kadınıyla beraber oluyor... Buna karşılık tecavüz suçunu üstlenen, Fatmagül'le evlenmek zorunda kalan Kerim ise zaman içinde onu sevmeye başlıyor...

Ve Vedat Türkali 'Bu durumda kim ahlaklı kim değil, kim masum kim suçlu' diyor...

Ahlakın bacak arasında değil, kafada olduğunu gösteriyor bütün ustalığıyla.
Vedat Türkali yıllar önce bir toplumun ikiyüzlülüğünü böyle afişe ediyor...
Bugün Hıncal Uluç da tecavüz mağdurlarının toplum dışına itilmelerine, damga yemelerine, hayattan bir tokat daha yemelerine itiraz ediyor...
Ne garip ki Vedat Türkali'nin bu romanı yayınladığı yıllardan daha geride Türkiye, daha muhafazakar.

'Fatmagül'ün Suçu Ne' dizisinin senaristlerine sapık deniyor. Oyuncusuna bile tepki gösteriliyor. Dizinin yapımcı firması da 'Fatmagül' öyküsünü tecavüze indirgiyor, ahlak kısmını fark etmiyor bile... Ve Hıncal Uluç bu ülkede tecavüzü savunan kişi durumuna düşüyor.
Aslında mesele çok basit.

Türkiye belki de tarihinin en büyük akıl tutulması sürecinden geçiyor. Hakim ideolojinin gardiyanları tarafından müthiş bir düşünce terörü yaşatılıyor. Kimse okumuyor... Kimse düşünmüyor... Kimse tartışmıyor... Çünkü Türkiye'de 'akıl' yok ediliyor.

Bu ortamda kiminle hangi ahlakı tartışacağız, hangi ikiyüzlü ahlaka karşı savaşacağız...


En zamansız kitap
Sevgili arkadaşım Serdar Akinan bugünlerde fazla kitap okumuyor olmalı ki Gürkan Zengin'in yazdığı 'Hoca' kitabını övgülere boğmuş... 'Hoca' şu anda Dışişleri Bakanlığı yapan Ahmet Davutoğlu'nun biyografisi... Ama ne biyografi! Bir övgü İncil'i desek daha doğru... Davutoğlu, bir süper-kahraman misali yüceltildikçe yüceltiliyor... Her sayfasında övgü akıyor. Sanki Davutoğlu kusursuz bir insan, her yaptığı mükemmel...
Dünyada binlerce lider biyografisi var... Kendi ağızlarından yazılmış ya da hayalet yazarların kaleme aldığı... Yahut 'Hoca' kitabında olduğu gibi başka gazetecilerin yazdığı...

Batı yazı tarihinde önemli yer tutan bu biyografilerin ortak özelliği nedir biliyor musunuz? Hepsi liderleri, ne kadar büyük ve etkili olsalar da, kusurlarıyla, hatalarıyla, yapamadıklarıyla, eksiklikleriyle de anlatır. Onlara peygamber muamelesi çekmez. Pişmanlıklarına da yer verir, başarılarına da...

Sonuçta liderlerin de insan olduğu, insani zaafları olduğu gerçeği vardır.
Bizde ise Şark toplumuna özgü bir yağcılık, bir övme merakı...
Değerli bir isim olmakla beraber Davutoğlu kusurları ve hataları da olan bir siyasetçi.
Kaldı ki, bu aralar en fazla tartışılan ve eleştirilen bakanlardan biri... Övgüler dolu 'Hoca' kitabının zamanlaması iyi olmadı maalesef.


Uğur Mumcu'nun oğluna son sözüm

Uğur Mumcu'nun oğlu, kendisini eleştirdiğim yazısına twitter'dan yanıt vermiş: 'Gazeteciliğimi eleştirenlere gazeteci olmadığımı, sadece gazeteye yazı yazan biri olduğumu hatırlatırım.'

Ne demek bu, 'Beni İclal Aydın'la falan aynı kategoride değerlendirin' anlamına mı geliyor?

Bu açıklamadan sonra konuyu uzatmanın bir anlamı yok... Gazeteci olmayanla gazetecilik tartışması yapılabilir mi?

Fakat ne yazık ki gazetecilikten gelmeyen, bu mesleğin terbiyesini almayanların gazetelere yazı yazması basının büyük bir yarası, ayıbıdır. Bu isimlerin kendilerini bilmezliği ise apayrı bir sorun...
Oğluna hatırlatmak isterim ki, babasının hayatı boyunca en büyük mücadelelerinden biri de medyadaki çakma isimlere yönelikti... Onları deşifre eden kişiydi.
Ve ne acıdır ki şimdi kendi oğlu zamanında canını yaktığı isimlere 'En büyük çakma senin oğlun çıktı' diye kıs kıs gülme fırsatı veriyor...
Neyse ki Mumcu'nun bayrağını taşıyan gazeteciler hala var... Kendi evladı olmasa da...


Neden AKP'li değiller

Türk basınının en uzun süredir gazetecilik yapan üç ismi: Oktay Ekşi... Hakkı Devrim... Altan Öymen... Basının simge isimleri...
Listeyi uzatabilir, başka isimleri de ekleyebiliriz. Cumhuriyet'in yazarlarını da katabiliriz.

Ama gelin eski kuşak gazetecilerin en popülerleri üzerinden konuşalım...
Nedir bu üçlünün ortak özellikleri?

Üçü de AKP'yi desteklemiyor... Üçü de gidişattan endişeli... Üçü de muhalif...

Çünkü üçünün de yaşamışlıkları var; tarihe tanıklık etmişler, görüp geçirmişler... Eski iktidarları, eski baskı rejimlerini, hükümetleri, Menderes'i takip etmişler...

Ve üçü de tarihin verdiği dersi biliyorlar, bu yüzden bugün de muhalifler.
Türk basınında 'dinozorların' bilgeliğine, tecrübesine, tanıklıklarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Oray Eğin Diğer Yazıları

<p>Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan ve dünyanın tek doğal gökdeleni olm

Dünyanın En Büyük Doğal Gökdeleni: Ortahisar Kalesi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Roma dönemine ait 48 kandil ortaya çıkarıldı

Sadece 10 taneyle başladı! Şimdi taleplere yetişemiyor