• $ 5,9304
  • € 6,5433
  • 284.653
  • 93981.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bir pet şişe de benden

Yaklaşık birkaç hafta önce New York Times'ın birinci sayfasında kocaman bir fotoğraf yayımlandı. Mısır'daki ünlü Tahrir Meydanı'na şeriat özlemiyle akın eden üç milyon kişinin fotoğrafıydı. Bu kare aslında aylardır Batı medyası tarafından 'Mısır'a demokrasi geliyor' diye şişirilen Arap Baharı efsanesinin de bir anlamda sonu.
Meydanı dolduranlar arasında CNN yayınlarının vazgeçilmezleri, Mısır'daki demokrasi arzusunun öncüleri 'Google çocukları' yoktu. Meydanın yeni sahipleri 11 Eylül'den beri en çok korkulan köktendincilerdi.
Batı'nın kendi çıkarları uğruna bilmeden yaptığı kaçıncı müdahalenin hesap edilmeyen sonucuydu kim bilir.
Dün komünizm tehlikesine karşı desteklenen Taliban bugün tepelerine çıktı. İran'da bugünkü rejimin kökleri salınırken gizli gizli silah satılıyordu eskiden, şimdi İran'dan nasıl kurtuluruz diye bakıyorlar.
Libya'ya, Mısır'a da belli ki öyle kolay kolay Batı tipi demokrasi gelmeyecek. Amerika'da daha Arap Baharı'nın başında 'Yaşasın demokrasi geliyor' çığlıkları atan ideologlar şimdiden öngörülerini değiştirdi, 'Mısır'ı kaybettik ne yazık ki, bari Libya'yı yüzümüze gözüme bulaştırmasak' yorumları yapıyor artık.
Batılı ne yazık ki kendi korunaklı duvarları arasında dünyanın geri kalanını da istediği gibi şekillendireceği yanılsamasına hala sahip. Ülkelerin özel şartları onları hala ilgilendirmiyor. Bunun adı da bir tür sömürgecilik değil mi? Hadi bu kadar ağır bir ifade kullanmayayım, ama Batı'nın üzerine vazife olmayan her şeye burnunu sokma alışkanlıklarında o geçmişin izini bulmamak mümkün değil.
Dünyayı çözdüğüne, dünyanın geri kalanından daha üstün olduğuna kendini inandırmış Batı bu aşırı özgüveni yüzünden duvara toslayıp duruyor.
Fazıl Say'ın geçtiğimiz günlerde Burgaz Ada'da masasına ilişen bir Alman vakfı yöneticisini küfürlerle, arkasından pet şişe fırlatıp kovacak kadar öfkelenmesine neden olan bu kolonyalist zihniyeti anlamakta fayda var. Ayrıca bir insanın, bir başkasının masasına davetsiz oturup, laf atıp, beş dakika içinde kovulabilmeyi başarması özel de bir yetenek...
Ama zaten bu gibi insanların yıllardır yapmak istedikleri bu: Provoke etmek, ortalığı karıştırmak, ajitasyon yapmak, sonunda kovulmak, hakarete uğramak, böylece de kendilerinden bir mağdur çıkartarak merkez ülkelerine kendi görüşleri doğrultusunda çarpık bir manzara sunmak.
O uyduruk Alman vakfının, eski Yeşiller Partisi üyesinin şimdiden Almanya'ya geçtiği raporu tahmin ediyorum: 'Herr, Türkiye'de laikler çok kötü insanlar, çok faşistler, çok saldırganlar, hoşgörülü değiller, Batı düşmanı hepsi, ordu çok kötü, asker korkunç, yaşasın ileri demokrasi.' Aynı Yeşiller Partisi zihniyetini 90'lı yıllarda, terörünün doruk noktasında, hemen her ev bir şehit haberiyle sarsılırken PKK'ya verdikleri destekle de hatırlıyoruz.
Bugün başta gazetecilerin tutukluğu gibi demokrasi ihlalleri onların 'gündeminde' yok nedense.
Bir Wikileaks belgesi çıksa da sağlamasını yapsak.
Fazıl Say'ın hışmına uğrayan o uyduruk vakfı ve çalışmalarını takip ediyorum: Taraf çizgisinde, Taraf yazarlarının da sık sık katıldığı paneller düzenliyorlar, bunları kitap olarak yayımlıyorlar. İçeriği tahmin edebileceğiniz gibi: 'Birinci Cumhuriyet çok kötü, bütün askerler darbeci, Kemalizm gerici' falan filan.
Türkiye'nin sorunlarını hepimizden daha iyi biliyor ya bu arkadaşlar...
Konuşsunlar, raporlar yazsınlar, analizler yapsınlar, panel düzenlesinler. Hiç sakıncası yok. Sonuçta tarih eskisinden daha hızlı ilerliyor, nasıl yanıldıklarını zaman daha hızlı ortaya çıkarıyor: Mısır için altı ay yetti.
Kırk yılın başında birileri arkalarından pet şişe atarak onları kovarsa bunun da 'demokratik bir tepki' olduğunu unutmasınlar ama. 90'lı yıllarda Joschka Fischer suratına koca pastayı yediğinde bu kadar mesele etmemişti. 
twitter.com/orayegin
 facebook.com/oryegn

İşte demokrat yazar
Yıllardır Radikal gazetesinin İnternet sitesindeki okur yorumları başa beladır. Hatırlıyorum, o gazetede çalıştığım dönemde bu yorumları okuyup ağlayan yazarlar vardı. Bir keresinde Nur Çintay'a gazetenin başka bir yazarının 'Okur yorumlarını okuyor musunuz, orada çok ilginç şeyler yazıyor' diye gözünden kaçtıysa özellikle o hakaretleri hatırlattığına şahit olmuştum.
Zaman zaman gazetenin kendisinden daha eğlenceli yorumlar var sitede. Şuursuz yazarlara hadlerini bildiriyorlar.
Ama o da ne! Bazıları bu yorumları kaldıramıyor ki, sayfalarının altında 'Yazarımızın istediği doğrultusunda bu habere yorum yapılamamaktadır' ifadesi yer alıyor.
Okur yorumlarına tahammül edemeyen, hatta onları kaldırtan kim mi?
İleri demokrasinin yılmaz
savunucusu Cengiz Çandar...
Sahte demokratlık bir şekilde nasıl kendisini belli ediyor, görüyorsunuz. Kendilerini iyi pazarlıyorlar, bir şekilde gizliyorlar ama hiç beklemedikleri yerde gerçek yüzleri ortaya
çıkıyor.
Okur yorumuna tahammül edemeyenin demokratlığından ne olur?

Dizilerden haberler
- Üçüncü sezonun ortasına geldim ve durdum: 'Breaking Bad'den bahsediyorum. Fena halde bağımlılık yapıyor. Bundan sonra sindire sindire izleyeceğim. Zaten dördüncü sezon yeni başladı sayılır. Tanıdığım herkes kendini kaptırmış durumda. Önceki gün açıklandı, beşinci sezonun sonunda veda edecek 'Breaking Bad'. Yani bir sezon daha garantiledik. Bu şundan iyi haber: Konu sakız gibi uzamayacak, iyi bir final olacak, tadı damağımızda kalacak.
- Bu yaz FX'te başlayan 'Wilfred' dizisi 13 bölümlük yaz sezonunun ardından ABD'de bitmek üzere. Herkesin üzerinde birleştiği gerçek 'Wilfred'in son yıllarda televizyonlardaki en zeki yapım olduğu. Tutmaz diyorlardı, ikinci sezon için de anlaştılar. Avustralya kökenli bu dizinin Amerikan versiyonu ikinci sezonda daha da ivme kazanır. Türkiye'de gösterilecek? Kim gösterirse göstersin büyük bir hizmet yapmış olacak. Ama kuşkusuz sürekli dizide ot içildiği için izleyici buğulama terörüne maruz kalır. 
- Hükümet baskısı... Özel televizyonlar... Habercilik... Nasıl insanın ağzının suyu akıyor değil mi? Bir de 'The Wire'ın Dominic West'iyle Bob Dylan'ı da oynayan Ben Winshaw'ı katın. Mükemmel bir BBC dizisi: 'The Hour.' 50'lerin sonunda BBC'de bir haber program hakkında. Üstelik toplam altı bölümlük bir mini dizi, tadı damağınızda kalıyor. 
- CNBCe'nin yeni sezon bombası 'Game of Thrones.' Torrent'lerden indirip izlemeyen kaldı mı? Ne yazık ki içinde bol çıplaklık ve seks olan HBO dizisi epey bir makasa maruz kalacak. Bu ağır ve ağdalı dizinin fanatiği çok, ben yasal yollardan izledim ve herkesin abarttığı kadar bayılmadım.

Oray Eğin Diğer Yazıları

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafından Fırat Nehri’nin doğusunda gerçekleştiri

Terör Örgütünden Bayrak Oyunu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Teröristler arkalarına bakmadan kaçtılar... O anlar böyle görüntülendi

Barış Pınarı Harekatı'nda teslim olan YPG/PKK’lı teröristlerin 2’si bakın kim çıktı!