• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
16 Aralık 2010 Perşembe

Assange vs. Zuckerberg

Facebook kurucusu Mark Zuckerberg halk oylamasında 10. sırada ama Time dergisi onu 'Yılın adamı' seçmekte hiçbir sakınca görmüyor. Editoryal kadronun müdahalesiyle yüz binlerce oy alan zirvedeki Julian Assange'ın önüne geçiyor.

Vanity Fair'in İnternet sitesinde Time'ın bu kararı nasıl alabileceğine dair harika bir mizah yazısı vardı dün... Dergi, Time'ı ve editörlerini, o anlayışı yıllardır küçümsediğinden iyice dalgasını geçmiş.

Ama bir kilit cümle var ki...
Hayali konuşmalarda Time editörlerinden biri diğerine 'Julian Assange kapağı tepki toplar' diyor, 'Okurlarımızı bize karşı yabancılaştırır.'

Bu Time gibi geleneksel, kurumsallaşmış bir yayın organı için geçerli bir korku. Sağlam yere basmak istiyorlar şu aşamada. Çünkü Julian Assange'ı, WikiLeaks'i tam olarak hiçbirimiz çözemedik, altında ne olduğunu, ne çıkacağını kestiremiyoruz.
Ve onun açtığı kapıdan daha kimlerin gireceğini, WikiLeaks'in hayatımıza etkisinin tam olarak nasıl olacağı kestirilemiyor.

İnsan bilemdiğinden korkar ya, o misal...
Oysa hakkında film bile çekilen Zuckerberg'i epey tanıyoruz. Dahi, hırslı, çalışkan, zengin... İnternet'i ele geçirmek istiyor, bütün siteleri Facebook'a bağlamak istiyor. Yeri belli, yurdu belli ve kendisiyle ilgili tek kuşku insanların yükledikleri özel hayatlarına dair bilgileri ne yaptığı...

Zuckerberg, bu bilgileri sattığını, paylaştığını, herhangi bir şirket için kullandığı iddialarını kesin bir şekilde reddediyor. 500 milyon kişiyi de ikna etmiş olmalı ki Facebook kullanıcıların sayısı her gün artıyor.
Dünya da Facebook ve kurucusunu çözdüğünü düşünüyor. Facebook'un daha uzun süre hayatımızın içinde olacağını bildiği için de şimdi 'kötü şöhret' olarak bilinen Zuckerberg'i 'şirinleştirme' operasyonu yapılıyor.

Facebook, birbirimizle iletişimimizi yeniden tasarlarken WikiLeaks devletlerin birbirleriyle iletişim biçimlerini sarsıyor. Kuşkusuz daha kuvvetli bir deprem bu.
WikiLeaks belki ileride Time gibi geleneksel bir derginin varlık sebebini bile ortadan kaldıracak.

Time editörleri de belli ki bir şekilde 'tehlikenin' farkında. Şu aşamada kodları tam çözülemeyen Assange üzerinden risk almak istemiyorlar. Adımlarını sağlam atıyorlar.

O filmi izledi mi?
Geçen haftaki '60 Minutes' programına söyleşi verdi Mark Zuckberg. Programın yapımcısı üç sene önce görüştüğünden daha farklı bir 'Zuck' bulmuş karşısında. Daha açık, daha konuşkan, esprili, biraz daha sempatik...

Üç sene önce sorulara boş bakışlarla, uzun sessizliklerle yanıt veren Zuckerberg'in yerine daha konuşkan biri gelmiş...

Dahası 'Beşikteki CEO' olarak küçümsenirken bugün başarılı olduğu, Facebook'u çok iyi yönettiğinin hakkı da teslim ediyor.

'60 Minutes'ten Leslie Stahl, Mark Zuckberg'e 'The Social Network' filmini izleyip izlemediğini sormuş. Film çıkmadan Zuckerberg'in tepkisi duyulmuş, asla izlemeyeceği konuşulmuştu.
Meğerse vizyona girer girmez fikrini değiştirmiş, bütün ofisi toplayıp sinemaya gitmişler.
'Kıyafetler, terliğine kadar çok doğruydu' diyor, 'Ama Facebook'u sırf kız bulmak için kurduğum doğru değil.' Tek itirazı da bu filme...


Amma yaratıcı proje!
Dün bizim gazetede okudum. Bir kozmetik firması meme kanseriyle mücadeleye katkıda bulunmak amacıyla ajanda yayımlayıp 9.5 TL'ye satacakmış.
15 erkek bu ajandaya poz vermiş.
Erkeklere bakın: Kemal Doğulu, Uğurkan Erez, Gökhan Tepe... Ayrıca Rüştü Reçber, Fahir Atakoğlu, Salih Saka, Levent Yüksel, Müjdat Gezen de varmış...
Pek 'takvim erkeği' olarak değerlendirilemezler doğrusu, değil mi?
Ne olur, eğri oturalım doğru konuşalım. Kim bu erkeklerin fotoğraflarının olduğu ajandaya para verir, kim evinde bu 15 erkeğin son derece sıradan fotoğraflarının yayınlandığı bir ajandayı saklamak ister?

Hadi Fransa'da her sene yardım amaçlı soyunan ragbicilerin ya da itfaiyecilerin takvimi olsa bir 'hedef kitle' tespit etmek kolaylaşırdı. Ama elinde gitar tutan Levent Yüksel fotoğrafının tam olarak kime hitap ettiğini biri bana söyleyebilir mi?
Dahası, bu fotoğraf mı kanser hastalarına umut olacak! Güldürmeyin beni...
Bu fikri kozmetik firmasına kim verdiyse, hangi PR ya da reklam şirketiyse, resmen firmayı kazıklamış. Türkiye'deki PR-reklamcılık sektörünün yaratıcılıktan çok şuursuzlukla döndüğüne ne güzel bir işaret...
Bu ajanda bana bir zamanlar Bülent Erkmen'in hazırladığı 'Entelektüel yarı çıplak' kitap çalışmasını hatırlattı; pek çok entelektüel üstsüz poz vermişti bu kitaba... Şimdi böyle bir kitap olsa sırf ileride belge olarak kullanılsın diye alıp saklarsın... Hilmi Yavuz'la ilgili habere oradaki üstsüz fotoğrafını iliştiriverirsin...

Bu göğüs kanseri ajandasının ise bırakın asli amacına hizmet etmeyi, böyle bir 'gizli motivasyonu' bile yok satın alınması için...


'Yazıişleri' nasıl uyandı
Her sabah kahvaltımı yaparken ekranda medya programlarını izliyorum ve epey bir zamandır da Ayşenur Arslan'ın 'Medya Mahallesi'nden şaşmıyorum. Dün, Hasan Cemal'i çıkarttığını görünce kendi kendime 'Eyvah' dedim... Hasan Abi, iyidir hoştur ama çok sıradan konuşuyor. Bir de galiba hoşgörüsünü kaybetmiş, en ufak bir eleştiride agresifleşiyor...

Hemen kanal değiştirdim... Ama yağmurdan kaçıp doluya yakalanma misali NTV'deki 'Yazıişleri'nde karşıma Roni Marguiles çıktı...

'Yazıişleri' bir süredir tek bir sunucuyla ekrana geliyor. Bu değişim programa yaramış. Ruşen Çakır, sorguluyor, eleştiriyor, eski ağırlamalardan ve kimi gazetecilere hayranlık dolu bakan bir çift renkli gözden uzak bir program yapıyor.
Roni Marguiles'e de dozunda ayar verdi... İktidarla ilişkilerindeki mesafesizliğine değindi mesela...

Tabii 'Yazıişleri'ndeki değişim sadece sunucu operasyonuyla ilgili değil. Ruşen Çakır da er ya da geç kendilerine liberal diyenlerin, Taraf tipi gazeteciliğin, medyadaki yeni yapılanmanın ne kadar zararlı olduğunu gördü. Ne yazık ki bu uyanış için kendilerinin hedef olması gerekiyormuş; kendi başına gelince gördü...

Taraf önce 'Yazıişleri'ni Muhsin Yazıcıoğlu'nun uçağını düşürmekle itham etmişti...
Hanefi Avcı'nın kitabı tartışmalarında da 'liberal medyanın' hedef tahtasına oturttuğu isimlerden biriydi Ruşen Çakır... Birilerinin gerçek yüzünü görmek programdaki sorulara, alıntılara, tavırlara da yansıyor artık... Geç olması hiç olmamasından daha iyidir.

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!