• $8,5104
  • €10,2962
  • 498.414
  • 1441.33
14 Ekim 2010 Perşembe

Ahmet Hakan'a sorular

 Yıllar önce Merve Kavakçı türbanıyla Meclis'e girmeye çalıştığında ona uygulanan zulmü izleyince utanmıştım...

Türbanlı milletvekilleri, bakanlar olması gerektiğine inanıyorum... Öğrencilerin başörtüsüyle okumalarının önünde hiçbir engel olmamalı, eğitim almak isteyeni kapıdan çevirmemeliyiz...

Ama konu türbanlı yargıç, türbanlı öğretmen ve türbanlı doktora gelince bazı pratik engellerin nasıl aşılacağını kestiremiyorum.

* * *
- Türbanlı öğretmen Alevi öğrenciyi, ateist öğrenciyi nasıl eğitecek... Kendi inancını empoze etmeye mi, onları inandırmaya mı çalışacak, yoksa onları anlamaya mı çalışacak... Peki türban doğası gereği bir inanç beyanı olduğu için bu yönde bir 'empatinin' önünde engel değil mi?

- Türbanlı yargıç türbanlı-türbansız çatışması karşısına geldiğinde ne derece özgür davranacak... İnanmayanla inananın davasında adil ve hakkaniyetli karar verdiğine nasıl ikna olacağız? Türbanlı komşumla mahkemelik olduğumda aleyhimde çıkan kararda 'türbanlı yargıç' önyargımı nasıl kıracaklar?

- Cemaatçi yargıçların, savcıların, polisin bile bu kadar tartışıldığı, birbirlerini tuttuklarını bildiğimiz bir Türkiye'de hukukun üzerinde bir de 'türbanlı dayanışması' oluşursa bu bağımsız yargının sonu olmaz mı? Bu engel nasıl aşılabilir ya da aşılması mümkün mü?

- Eğer türban bir siyasi simgeyse... Ki böyle olduğuna dair yaygın bir inanış var... O zaman bir tür gamalı haç ya da Mussolini'nin kahverengi gömlekleri gibi bir gruba, bir inanca aidiyet çağrıştırıyor... Peki gamalı haç dövmesi taşıyan yargıç Hitler'in mahkemesine girebilir mi?

- Bir tanıdığım Saraybosna Üniversitesi'nde okumaya gitti... Ancak birkaç ay dayanabildi... Türkiye'nin dışında, ama türbanın özgür olduğu bir üniversitede yaşadığı tatlı dilli baskıyla yaşayamadı: İslamcı öğrencilerin kendisine iyi niyetli ama başını örtmeye yönelik girişimlerinden bunaldı, orada sadece türbanlı olarak var olabileceğini, kabul göreceğini, arkadaş bulabileceğini anlayınca geri döndü... Mahalle baskısının en keskin olduğu Türkiye'de bunun nasıl önüne geçebiliriz?

- Rize'deydim epey önce... Rize'de içki içmek yasak değil... Ama Rize'de içki içecek yer bulamadık. Hiçbir restoran içki vermiyordu... Tophane'de de içki içmek yasak değil, ama içki içenlere 'Biz rahatsız oluyoruz' diye saldırılar başladı ve 'Gidip evinizde için' diyorlar... Dahası, rahatsız olmaya hakları da var elbette... Ama şu basit örnekler Konya'da ya da bir başka muhafazakar şehirde 'Başınızı örtme zorunluluğu yok ama sadece başınızı evinizde açın' diye yorumlanmaz mı?
'
Diyelim ki hasta erkek... Doktor türbanlı kadın... Hastalık genital bölgeden ve muayene gerekiyor... Türbanlı doktor erkek hastanın tedavisini gerçekleştirecek mi? Yahut hasta türbanlı, doktor erkek... Türbanlı hasta türbanlı doktor mu talep edecek ve böylece artık 'hastaya göre doktor' dönemi mi başlayacak?


Gammaz basın panikte
Bir gün, çok da uzak olmayan bir gelecekte Türk medyasına, yazılı basına belli ki yabancı bir patron girecek... Bu kişi Rupert Murdoch da olabilir, bir başkası da...
Peki...
Medyadaki bu patronaj yapısının değişmesi, gammazcılık alışkanlıklarını da kökenden sarsacak mı?
Mesela yıllardır 'Ben Aydın Doğan'ı tanırım' diye köşelerinden kendilerini eleştiren gazetecileri patronlarına şikayet edenler, 'Onu işten at' diyenler yeni patronlara nasıl çağrıda bulunacak?
'Murdoch iyi adamları kötü' yazıları mı çıkacak basında? Köşelerden Murdoch'a akıl vermeler, tavsiyeler devri mi başlayacak...
Malum, henüz hiçbir gazeteci villasında Rupert Murdoch'a ev sahipliği yapamadı... Şimdi Murdoch'ı ağırlama yarışmaları mı düzenlenecek Türk medyasının kodamanları arasında...


Radikal kafa karışıklığı
Pazar günkü 'launch' öncesi Eyüp Can medya turunda gazetesi Radikal'i anlatıyor...
'Muhalif gazeteciliğe inanmıyorum' gibi bir laf etmiş dün NTV'de... Muhalif gazeteciliği hükümeti eleştirip CHP'nin yaptıkları övmek diye yorumlu-
yor. Sanırım kafası karışmış ve gazetecinin herkese muhalif olması gerektiğini unutmuş.
Ya da gerçekten öyle düşünüyorsa... Gerçekten muhalif gazeteciliğin CHP'lilik olduğunu zannediyorsa...
O zaman eski mahallesindeki arkadaşlarından çok etkilenmiş demektir. Zira bu tipik bir medyaya yeni girmiş yandaş söylemi. Bu arkadaşlar bizi öyle geriye çektiler ki bakar mısınız bu çağda bile gazeteciliğin muhalif olup olmayacağını tartışıyoruz. Vaktimize yazık...
Eyüp Can'ın da zihnini bulandırmışlar...
Bir de köşe yazarlığı meselesi var...
Bugüne kadar 'sokaktan ve olayın' içinden sadece Serdar-Nil düğününü yazdığını bildiğimiz Eyüp Can'ın bir takıntısı da görüş bildiren köşe yazarları. Köşe yazarlarını muhabir gibi sahaya sunup çalıştıracakmış, 'Ahkam kesen yazarlar değil, olayın içinde, sahada olan yazalar olacak bizde' diyor...
Hemen ardından da ekliyor: 'Köşe yazarlarına haftada iki gün gazeteye gelmek mecburi!'
Hem sokakta olan yazar istiyor, hem de yazarların gelip fabrikada kart basmasını, mesai yapmasını!
Tamam tamam... Eyüp Can o kadar yorulmuş ki bu süreçte, sanırım iyice kafası karışmış...

Düzeltme: Dünkü yazımda 'Two Girls and a Guy' filminin adını yanlış yazmışım. Robert Downey Jr'ın oynadığı filmin doğru adı bu şekilde olacaktır.

CEVAP VE DÜZELTME METNİ


www.aksam.com.tr internet sitesinin 18 Haziran 2010 tarihli yayınında "Kim Kimi Kandırıyor" başlıklı yazısıyla Oray Eğin'in Müvekkilim Balçiçek Pamir hakkındaki kötüniyetli karalama kampanyasına devam ettiği görülmektedir. Öyle ki, bu yazının, Oray Eğin'in bir gün önce köşesinde Müvekkil'e ait cevap ve düzeltme metnini mahkeme kararı nedeniyle yayınlamak zorunda kalmasının yarattığı tahammül edemezlik duygusu ve gerçek dışı haberciliğin deşifre olmasının yarattığı kızgınlık sonucu yazıldığı meydandadır.
Oray Eğin, hakkında tekzip yayınlamak zorunda kaldığı 24.03.2010 tarihli yazısında Müvekkil'in MİT'e kaset teslim ettiğini söyleyerek alenen yalan söylemiş iken, bu kere 18 Haziran tarihli yazısında yalnızca MİT'e "görüşme"den bahsetmek suretiyle kendii fadelerini kısmen düzeltmektedir. Bu durum kendisiyle ilgili olumlu bir gelişme olmakla birlikte, iyi niyetle yapılmadığı da ortadadır. Zira; Sayın Yazarımız, 18 Haziran 2010 tarihli "Kim Kimi Kandırıyor" başlıklı yazısıyla yine sapla samanı birbirine karıştırmış ve okuyucusuna yalan/yanlış bilgiler vermeye devam etmiştir. Bahsi geçen yazıda, mahkeme kararı fotoğrafı da yayınlanmak suretiyle inandırıcılık katılmaya çalışılan iddialar ile kararın hiçbir bağlantısı yoktur. Sözkonusu karar, Müvekkil Balçiçek Pamir'in bir yazısında Fikri Sağlar hakkında sarf ettiği ve mahkemece hakaret teşkil ettiği tespit edilen beyanlar nedeniyle tazminata hükmedilmesi hakkındadır. Yoksa, Oray Eğin'in iddia ettiği gibi Müvekkil'in MİT'e kaset teslim ettiği yönündeki iddiayı ispatlayan bir belge olması hukuken ve mantıken olanaklı değildir.
Oray Eğin, Müvekkil'in Fikri Sağlar'a yönelik sarf ettiği ve hakaret teşkil ettiği gerekçesiyle tazminat ödemek zorunda kaldığı beyanlarına ilişkin bir tazminat davası Müvekkil'in MİT'e röportaj kasedi teslim ettiği yönündeki iddiasının ispatı gibi sunmaya çalışmakla, kendi okuyucularına alenen gerçeğe aykırı malumat vermiş ve bu durumu da gazetecilik anlayışıyla bağdaştırabilmiştir. Bu durumun etik ve ahlak kurallarıyla ne derece örtüştüğü hususunu okuycuların takdirine bırakıyoruz.
Ayrıca ifade etmek gerekir ki; Müvekkilim Balçiçek Pamir uzun yıllar gerek yazılı gerekse görsel basında bilfiil çalışmış, yıllarını bu işe vermiş saygın bir gazetecidir. Notre Dame De Sion Lisesi mezunu olan müvekkil, eğitim kariyerini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olarak tamamlamıştır. Gazetecilik kariyerine henüz yirmili yaşlarda Cosmopolitan Dergisi'nde muhabir olarak başlamış, AKTÜEL Dergisinde editörlük, 1 Numara Hearst Yayıncılık A.Ş'nde Haber Müdürlüğü ve Ankara Temsilciliği görevlerinde bulunmuştur. 1999 yılında İstanbul'da Sabah Grubu'nda Grup Koordinatörü, 2002'de yine aynı bünyede Yazı İşleri Müdürlüğü görevi yapmıştır. Müvekkil bu dönemde Sabah Gazetesinde köşe yazarı olmakla beraber, yaptığı röportajlar "Pazartesi Söyleşileri" adı altında marka haline gelmiştir. Müvekkil 2007'den bu yana www.haberturk.com isimli internet sitesinde ve 2009 yılından bu yana da Habertürk Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca halihazırda ülkenin en çok izlenen haber kanalı olan Haberturk logolu televizyon kanalında hafta içi her gün canlı olarak yayınlanan "BALÇİÇEK PAMİRLE SÖZ SENDE" isimli programı hazırlayıp sunmakta ve yine aynı kanalda yayınlanan "Karşıt Görüş" programı, farklı fikirlerin demokratik tartışma platformu olma fonksiyonunu ifa etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Saygılarımızla
Balçiçek PAMİR
Vekili
Av. Emel GÖÇMEN BOZOĞLU

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı