• $8,248
  • €10,0624
  • 485.89
  • 1441.33
18 Mart 2011 Cuma

ABD Cemaat'i sattı mı

Dün Taraf'ta yayımlanan WikiLeaks belgelerinden bir kez daha anlaşıldı ki tek bir Amerika yok. Dışişleri Bakanlığı'ndan CIA'ine farklı farklı devlet kurumlarının kendi gündemleri var ve zaman zaman bunlar çatışabiliyor. Fethullah Gülen'in Amerika'da bir devlet politikası çerçevesinde kaldığı iddialarına karşılık Ankara'daki büyük- elçiliğin bunu aksini ispat etmek için epey çaba sarf ettiğini anlıyoruz.
WikiLeaks'teki Gülen belgeleri Amerika-Gülen ilişkileri hakkında öğretilen ezberleri de bir anlamda bozuyor. Gülen bir yandan CIA ajanlarının referansıyla Amerika'dan oturma izni alıyor, ama bir yandan da Amerikan hükümeti hakkındaki şüpheleri de kulak arkası etmiyor.
Bugüne kadar bilinen, düşündüğümüz, Türkiye'deki muhalif teorisyenlerin de iddia ettiği Gülen'in bir ABD koruması altında olduğu ve sonuna kadar arkasında durulduğuydu. Belli ki Gülen, ABD'nin bir kesiminden destek almış ancak Dışişleri'nin tam anlamıyla bu politikanın arkasında olduğunu iddia etmek güç.
Daha da önemlisi, bugüne kadar hep belli bir kesim tarafından bilgilendirildiği düşünülen ABD Dışişleri'nin Türkiye'deki gelişmeler konusunda kamuoyunun nabzını eşit şekilde tuttuğu. Demek ki sadece Cengiz Çandar'ı dinlememişler.
Gülen sızıntıları gösteriyor ki Cemaat'e karşı laik hassasiyetleri de dinlemiş, hatta bir kısmını ciddiye almış ABD. Yazışmalarda Gülen'in 'içeriden bir değişim peşinde olduğu' ifadeleri yer alıyor, 'nihai amacı'na şüpheli yaklaşılıyor.
Emniyet'teki Cemaat'çi örgütlenme de, Gülen'cilerin Türkiye'de her alana yayılma girişimleri de sızıntılarda yer alan gözlemlerden.
Kriptoların birinde Cemaat'in 'devlet için açık ve yakın bir tehlike olmadığı' da yazılmış. Ancak bunun tarihi 2003 ve Türkiye'nin o dönemki ikliminde Cemaat'e daha önyargısız yaklaşmak mümkündü. Nitekim, ilerleyen yıllarda bu algı Amerika nezdinde de değişmeye başlamış.
Belgelerin en önemli tarafı da bu zaten. Hemen her kesimle görüşen, Türkiye'de taraf olmayan, dışarıdan bir gözlemci olarak kendi düşüncelerini aktaran Amerikan Dışişleri görevlilerinin bile Cemaat'ten şüphe duyar hale gelmeleri.
Türkiye'de Cemaat'in neler karıştırdığına dair soru işaretleri yöneldiğinde son zamanlarda bunun hep 'Ergenekoncu bir komplo' olduğu propagandası yapılır oldu. Gülenciler kendilerini eleştirenleri yaftalamayı, hedefe oturtmayı, haklarında en ufak bir eleştiriyi dile getirenleri yıpratmak için harekete geçmekten hiç çekinmezdi.
Çok basit bir psikolojik taktik bu: Gülen'i eleştirenlere topyekun saldırarak eleştirilerin yayılmasını, duyulmasını önlemek ve insanları itibarsızlaştırmak.
Gazeteci Ahmet Şık 'Dokunan yanıyor' diye çok net bir şekilde özetledi bu tavrı.
WikiLeaks sızıntıları gösteriyor ki Cemaat'in bu iletişim çalışmaları bir yere kadar etkili olmuşsa da kesin olarak başarıya ulaşmamış. En azından Gülen'in sığındığı ülkenin Dışişleri'nin kafasında bile bazı soru işaretleri oluşmasını engelleyememiş.
Artık belgeler de net bir şekilde gösteriyor ki Cemaat asla şeffaf bir yapı değildir, karanlıktadır, şaibelidir.
Şimdi 'Gülen'in arkasında ABD var' diyenler bu yazışmaları nasıl yorumlayacak?
Dahası, Cemaat benimsediği 'Dokunan yanıyor' ilkesi karşılığında ABD'li diplomatlara yönelik bir karalama kampanyasına da girişecek mi?
Belki ABD Dışişleri de Ergenekoncudur!

Sızıntı belge deyince...
DünyanIn çeşitli yayın organlarında makaleleri yayımlanan, Avrupa Birliği'ni en iyi bilen gazetecilerden biri Zeynep Göğüş... Brüksel'de en çok ciddiye alınan, görüşlerine en fazla başvurulan isimlerden biri ve yılların gazetecisi.
Dünyada bu kredibiliteye sahip olmak öyle kolay değil. Yazılarınız ve haberlerinizdeki objektiflik önemli bir ölçüdür; en önemlisi de inandırıcı ve güvenilir olduğunuzu kanıtlamanız gerekir.
Göğüş'ün ne benim övgülerime, ne de başkasının onayına ihtiyacı var. Yıllarca bunu sadece bize değil, bütün dünyaya kanıtladı zaten.
Dün, CNN Türk'teki 'Medya Mahallesi'nde Taraf-WikiLeaks hakkında bazı şüphelerini dile getirdi. Doğru ya da yanlış fark etmez... Taraf böylesi bir işe kalkışıyorsa birileri de bundan şüphe duyabilir. Gazetenin sicili belli...
Fakat Göğüş'e bir saldırı ki sormayın... İşin ilginci bu saldırı Taraf'tan da gelmedi...
'Taraf'tan çok Taraf'çı' gazeteci Doğan Akın'dan!
Ne ilginç, daha birkaç sene öncesine kadar Kemal Yavuz paşasının dibinden ayrılmayan, sıkı Kemalist nutukları atan Doğan Akın'dan. Şimdinin hızlı liberali.
O kadar ucuz bir saldırı ki... Göğüş kimmiş, yıllardır Hürriyet'te yazarmış hiçbir yazısını okumamış... Saldırının bile parıltılısı makbuldür; bu kadarına ancak militan dinci sitelerde rastlamak mümkün.
Amma öfkelenmiş Doğan Akın...
Ama bir yandan da hak verdim... Sızıntı, gizli belge, şaibeli haber falan onun yumuşak karnı... Bu konuda sabıkalı: Mustafa Balbay'ın günlükleri ona servis edilmiş, o da tamamı doğru mu değil mi, çarpıtılmış mı çarpıtılmamış mı diye bakmadan (gazetecilik yapmadan yani) teslim edildiği gibi yayınlamıştı...
Karşılığında da liberal cenahtan 'kabul kartı' aldı, o yetti.

Küllerinden doğurma servisi
Yalıya yerleştin... BMW seçtin... Gömlek cebine koca bir puro koydun... Yat kiraladın, Türkbükü'nde otellerde 'afternoon party' olayına girdin... Parfümü sıktın... Rayban'i taktın... Gece Bodrum'da ev davetlerinde boy gösterdin... Şamdan'da, Papermoon'da 'masası olan gazeteci' bile oldun... Rodos'a davet edildin... Devlet parasıyla bedava dünyayı gezmeye bile başladın... Kendine 'Fehmoş' diye seslenilmesine bile ses çıkarmadın...
Ama yetmedi değil mi?
Hala kabul görmedin, hala sınıf atlamadın, hala içten içe sana 'boynu bükük' diye bakıldığını biliyorsun... Hala mahcupsun, hala kendini 'sığıntı' gibi hissediyorsun, hala derdin onay almak...
Derdin de bu zaten, bu yüzden bu kadar öfkelisin... Bu yüzden hala saldırgansın, ucuz komplolara prim verecek kadar basitsin...
Ayda 105 bin TL kazansan da ciddiye alınma ölçüsü para değil Fehmi...
Ne yazık ki şu birkaç yılda ola ola bir karikatür oldun, bizim gibi çoluk çocuğun ağzına malzeme oldun, sitcom sofrasının mezesi haline dönüştün...
Eskisi gibi 'ağır abi' olarak anılmak istiyorsun, biraz saygı gösterilsin falan diyorsun ama tren kalktı bile, çok geç.
Kendi mahallende bile kabul görmüyorsun artık. Baksana sana iş veren bile çıkmadı.
O yüzden de dön dolaş bu taraflara bulaş...
Neyse ki aramızda 'Yılların Fehmi Koru'su ne de olsa; arada muhatap alalım da kendisinden söz ettirsin, yoksa iyice unutulacak' diye sana acıyanlar var.

<p>Avrupa sevdalısı aydınların asıl derdi ne? Neden bir  Avrupalı'dan daha 'Avrupa'cılar'? Avrupa öz

Avrupa'yı bize ışıltılı tablolar gibi çizenler kimler?

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor