• $28,933
  • €31,2471
  • 1888.35
  • 7978.82
31 Ağustos 2023 Perşembe

Umut Tüneli

Her ne kadar 100 yıl önce bize kabul ettirilmiş sınırların dışında kalmış olsa bile Türklüğün hâlâ devamı ve manevi parçası olan topraklar, halklar var. Kafkaslar'dan Balkanlar'a ve Ortadoğu'ya kadar böyle birçok yerden ve halktan bahsedebiliriz. Zaten bu durum sadece Türkler tarafından da böyle görülmüyor. Türk düşmanları tarafından da bu durum böyle okunuyor ve Türkiye'nin uzantısı görülen kardeş halklara da fırsat bulundukça açıkça Türk-nefreti ile saldırılıyor. Hocalı Soykırımı'nın talimatını verenler de bunu saklamıyordu Srebrenitsa Soykırımı'nı başlatanlar da...

1990'lardaki o acımasız, zalim, haksız Saraybosna Kuşatması sırasında şehre yiyecek, giyecek, silah ve ilaç yardımlarının tedariki için Aliya İzzetbegoviç'in planıyla açılmış ve bugün müze olarak kullanılan Umut Tüneli'ndeyken bunlar aklımdan geçiyor.

O dönem kendi başındaki belalarla cebelleşmek durumunda bırakılan, kendi üzerindeki Batı vesayeti ve onun içerideki uzantıları tarafından kısır bir döngü içinde zayıf bırakılmış olmasına rağmen Türkiye elinden geldiğince kardeş Bosna'nın yanında olmaya çalışmıştı.

Bosna Savaşı'nın üzerinden çok zaman geçti ama Bosna'da hâlâ istikrarsızlaştırıcı birçok meselede iyileşme görülmedi. Bu istikrarsızlaştırıcı faktörlerin başında da Dayton Anlaşması ile kurulan devlet sistemi geliyor. Daha doğrusu devlet sistemi olduğu iddia edilen bir devletimsilik hâli. Dayton'la kurulan sistem iki entiteye ve üç kurucu halka dayanan; her üç halkın bir başkanının yer aldığı bir üçlü başkanlar konseyiyle yönetilen bir sistem. Dahası her iki entitenin özerk yapılarının bulunduğu, ülkenin yarısının özerk Sırp Cumhuriyeti'ne (Republika Srpska) bırakıldığı bir yapı. Bir de bunların üzerine neredeyse devletin üstünde bir sömürge valisi gibi davranan, seçimler yapılırken seçim kurallarını tek başına değiştiren Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Alman Schmidt de var.

Yani Dayton'la kurulan sistem devlet görünümü verilerek "bir devlet nasıl paralize edilir?" sorusunun cevabı niteliğinde.

Dahası Bosna'nın hem Sırpların hem de Hırvatların çoğunlukta olduğu farklı yerlerine gittiğimizde Bosna bayrağı neredeyse görünmez oluyor ve her taraf (bölgesine göre) ya Sırp ya da Hırvat bayrakları ile donatılmış durumda karşımıza çıkıyor.

Özerk Sırp Cumhuriyeti'nin lideri olan Dodik bir yandan Putin'le yakın temas içerisinde her an bir gerginlik çıkarma potansiyeli taşırken Hırvat ırkçılar da Sırplar gibi bir entite olamadıkları, Bosna Hersek Federasyonu entitesi içerisinde zayıf kaldıkları gerekçesiyle sürekli gerilimi yükseltmek için fırsat kolluyor. O kadar ki Hırvat Başkanlık Konseyi üyesi Komsiç'i bile yeterince ırkçı görmeyip "gizli Müslümanlık"la suçlayabiliyorlar.

Bosna'daki bu etnik gerilimler bölgeye müdahale etmek isteyen güçler için de bir fırsata dönüşüyor. Sırplar ile Rusya, Hırvatlar ile de Almanya arasında tarihsel bir ilişkinin olduğu malûm.

Ukrayna'da sıkışmış olan Rusya'nın cepheyi genişletip üzerindeki baskıyı dağıtmak için Balkanlar'ı her zaman bir koz olarak elinde tutmak istediği, Batı'nın da Avrupa'nın ortasındaki Müslüman varlığından zaten rahatsız olduğu malûm. İşte Bosna'yı da yeni bir Reconquista ile İslamsızlaştırmaya ve dolayısıyla da Türksüzleştirmeye çalışma ihtimallerine karşı tek başına durabilecek yegâne gücün Türkiye olduğunu ise söylemeye gerek yok.

Türkiye ise bütün bu vaziyeti okuyup her daim Bosna konusunda hassas davranıp stratejik hamlelerle diplomatik mekanizmaları çalıştırıyor. O kadar ki bu ilişki sadece Boşnaklarla da yürütülmüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat aşırıcı Sırp Cumhuriyeti lideri Dodik ile bile görüşüp onu belli bir çizgide tutmaya, Bosna'da istikrarı derinleştirmeye gayret gösteriyor. Sırbistan lideri Vuciç ile yürütülen yoğun diplomatik temasların da önemli bir kısmı şüphesiz bölgedeki istikrar ve huzurun iyileştirilmesi ile ilgili. Diplomatik mekanizmaların yanında TRT Balkan kanalının açılması gibi yumuşak güç unsurları da devreye sokuluyor.

Şüphesiz Türkiye o eski Türkiye değil. 1990'lardaki o nispeten zayıf hâlinde bile Bosna'nın yanında olmaya çalışmış Türkiye bugün eskisinden çok daha güçlü. Bugünün Türkiye'si kuşkusuz Bosna'yı istikrarsızlaştırmak için hesap yapanlara karşı Bosna'yı sahipsiz bırakmayacaktır.

<p>D-650 kara yolu Mekece Mahallesi mevkii Adapazarı istikametinde meydana gelen kazada, N.S. idares

Sakarya'da feci kaza: 2 yaralı

Ustasından çay tarifi! Meğer yıllardır yanlış demliyormuşuz…

HADO sporu, ilgi odağı haline geldi! Artırılmış gerçeklik oyunu

Samsun'da UMKE bölge tatbikatı yapıldı! Film sahnelerini aratmayan görüntüler ortaya çıktı