• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
27 Ocak 2022 Perşembe

İngiltere'nin geri dönüşü

Hayır, şehir yıllar sonra büyük beceriksizlikler neticesinde kar yağışına esir düşerken İstanbul Belediye Başkanı'nın İngiltere Büyükelçisi ile yemek yemesinden bahsetmeyeceğim. Bu yemeğin aslında yenmediğini iddia edip bir belediye etkinliği parası veya ajans fonlaması uğruna belediye başkanını çaresizce savunmak için itibarlarını feda eden şarkıcı, komedyen, manken tayfasından da bahsetmeyeceğim. O konuda sözün bittiği yerdeyiz zaten.

Esas şimdi dünyadaki çok önemli bir değişimden; dünyanın eski süper gücü, bir zamanların "üzerinde güneş batmayan imparatorluğu" İngiltere'nin uzun bir zaman sonra Ukrayna meselesinde Rusya ile savaş noktasına gelecek kadar dünya gündemine tekrar oturmasından bahsedeceğim.

İNGİLTERE'NİN UKRAYNA İLE NE ALAKASI VAR?

Putin'in Ukrayna başta olmak üzere eski Sovyet coğrafyasını "mutlaka geri alınması gereken Rus toprakları" olarak gören bir zihniyete sahip olduğunu daha önce bu köşede yazmıştım. Güney Osetya ve Abhazya ile başlayan bu "geri alma" süreci daha sonra Kırım'la devam etti. Sırada Ukrayna'nın doğusundaki Donbas bölgesinin ve hatta tüm Ukrayna'nın olduğu tartışılıyor. Yine aynı şekilde Batı'nın böyle bir işgal girişimine nasıl bir cevap vereceği de tartışma konularından biri.

Bu tartışmalarda ABD yaptırımlardan bahsederken; Fransa ve Almanya'nın Rusya'yı karşılarına almak istemediği anlaşılıyor. Öte yandan İngiltere Rusya'ya karşı askeri tehditlere varacak bir dille net bir pozisyon alıyor.

100 sene öncesinin süper gücü İngiltere dünya savaşları, imparatorluk çağının kapanması ve dünya sistemindeki dönüşümlerle birlikte tahtını ABD'ye bırakmıştı. Özellikle Avrupa Birliği'nin kurulmasıyla Fransa ve Almanya ile girdiği rekabet ve AB'nin kısıtlayıcılığı İngiltere'yi daha geri plana atmıştı.

İNGİLTERE'NİN İMPARATORLUK NOSTALJİSİ

İngiltere'de yaşamış olanlar bilir. İngilizler bireysel anlamda çok olmasa da devlet bilinci, kurumları, kavramları ve siyasal zihniyetleri itibariyle gelenekçidir. İmparatorluk çağından kalma kurumlar, kavramlar, yönetim anlayışları, siyasal alışkanlıkları ve sembolleri devam ettirirler. Bu aslında bir imparatorluk nostaljisini de içerir ve bir bakıma biz Türklerdeki imparatorluk mazisi özlemine benzerdir.

İşte bu imparatorluk hissiyatı ve vizyonu; Almanya ile girilen rekabetteki dezavantajlarla ve göçmen karşıtlığıyla birleştiğinde Avrupa Birliği'ne üyeliğin devamı için şartları ortadan kaldırmıştı. Brexit bir anlamda bağımsız ve yeniden büyük İngiltere ideallerinin de bir parçasıydı.

O dönem Brexit kampanyasına öncülük eden bugünün Başbakan'ı Boris Johnson'ın "Küresel Britanya" adıyla duyurduğu son vizyon belgesinde de İngiltere'nin yeni bir küresel meydan okumaya hazırlandığı görülüyor.

Mesela ciddi bir silahlanma politikası izleneceğinin açıklandığı belgede donanmaya çok büyük yatırım yapılacağı anlaşılıyor. Daha önemlisi tüm dünyada nükleer silahlara karşı bir kamuoyu oluşmuşken, nükleer başlık sayısı 180'den 260'a çıkarılıyor.

Rusya'nın İngiltere'nin güvenliği önündeki "en akut tehlike olarak" nitelendirildiği belgede Rusya'dan gelebilecek tehditlere karşı savunma önlemlerinin aktif bir şekilde uygulanacağı belirtiliyor. Özellikle eski KGB elemanının geçtiğimiz yıllarda İngiltere'de şehrin göbeğinde Rus suikastçılar tarafından katledilmesinin şokunu İngiliz kamuoyu atlatabilmiş değil. İngilizler bunu doğrudan kendi egemenliklerine bir saldırı olarak algılıyor.

İngiliz Savunma Bakanı Ben Wallace'ın The Times'a yazdığı makalede Putin'e yönelik çok sert ifadeler göze çarparken Rusya'yı durduracak gücün İngiltere olacağı vurgulanıyor.

2. Dünya Savaşı'na giden süreçte önce Avusturya'nın sonra da Çekoslovakya'nın işgali konusunda Nazilere sert tepki veremeyişlerinin nelere mal olduğunu görüp bundan ders almış gibi duran İngilizler benzer bir sürecin Putin istilacılığı ve Ukrayna'nın işgaliyle tekrarlanmasına baştan engel olmak istiyor.

Netice itibarıyla İngiltere'nin Ukrayna konusunda Rusya'ya bu sertlikte meydan okuması kendisini yeniden küresel bir süper güç olarak konumlandırma iddiasından kaynaklanıyor.

<p>Beşiktaş Başkan Adayı Serdal Adalı, başkanlık yarışındaki rakibi Hasan Arat'ın, Paris Saint-Germa

Serdal Adalı'dan Hasan Arat'a: Bando mızıkayla transfer yapılmaz

Pekmez ve limon küründen sabahları tüketen yaşadı! Faydaları saymakla bitmiyor

İnsani ara bitti vahşet başladı... İşgalci İsrail Gazze saldırılarını yeniden başlattı

UNESCO'nun Türkiye'de koruma altına aldığı ilk eser! Restorasyonda sona yaklaşıldı