• $31,3879
  • €34,0706
  • 2100.98
  • 9097.15
18 Aralık 2023 Pazartesi

Güneşi batırmak

Salacak sahilinde rüzgârlı, serin bir akşamın ilk dakikaları... Tam da karşımda Ayasofya'nın arkasında az önce batmış güneşten kalan son ışık demetlerini izliyorum. Bize ait olan dünya güzeli şehrimizi, göz bebeğimizi izlerken bir kez daha gururlanıyorum. İnsanın sevdiğine sahip olması gibi bir gurur... Peki, bu gururu yaşayabilmek kolay mı mümkün oldu?

Çok değil bundan 105 sene önce, göz bebeğimiz "esir şehir" hâline geldiğinde yaşananları unuttuk mu? Bu şehirle, milletle, vatanla kurulan aidiyet ilişkisini koparıp atanları, sahtekârları, işbirliği yapanları, ihanet edenleri bu kadar çabuk mu unuttuk? O en zor zamanlarda mücadeleden, direnmekten, ahde vefadan bahsedenleri küçümseyenleri; "boşuna mücadele ediyorlar, kazanamayacaklar" diyen korkakları, mandacıları ne çabuk unuttuk?

Bunları unutanları geçtim, ya sonrasında Afyon Kocatepe'de doğan Kuvâ-yi Milliye güneşini unutanları ne yapacağız? Daha geçtiğimiz gün sınır ötesinde bu millet için, bayrak için, güzel İstanbul için, inandığımız tüm değerler için PKK'lı teröristlerle çatışırken toprağa düşen Teğmen Alperen Emir'i unutanlar?

Mesela onun şehit cenazesine gidip, onun gözyaşları içindeki şehit annesinin gözlerine bakıp daha aynı gün onu şehit eden katilleri ziyaret edenleri kim nasıl hatırlayacak? Bazı çok bilmişlerin "HDP kritik parti, mecbur görüşme yapacaklar; ittifak yapmalarından daha doğal bir şey yok" diyerek meşrulaştırmaya çalıştıkları şey bir siyasi strateji veya taktik meselesi değildir. Bu bir ahlak meselesidir. Bir vatanseverlik, demokrasi ve hukuk meselesidir.

Bu rezalete imza atmak aynı zamanda da bizim millet olma hukukumuza yapılmış bir saldırıdır.

İnsanların, arkadaşların, sevgililerin, ailelerin nasıl karşılıklı güvene, saygıya, aidiyete, dürüstlüğe dayalı bir hukukları varsa milletlerin de milleti millet yapan bir millet olma hukukları vardır. Bu çoğu zaman yazılı olmayan; tarihe, hafızaya, kimliğe ve gönüllere yazılmış bir sözleşmedir. Ortak değerlere, karşılıklı güvene, aidiyet duygusuna, ortak duygudaşlık ve şuur zeminine dayanır.

İşte tıpkı İstanbul'un işgal altında olduğu günlerde yaşandığı gibi bir riyakârlık, yalan ve sahtekârlık zamanında yaşıyoruz.

Türk milletinin on binlerce evladını katletmiş terör örgütünün sözcülerini ziyaret edecek kadar Türk milletiyle alay etme küstahlığı işte tam da bizim millet olma hâlimize yapılmış bir saldırı anlamını taşıyor.

Katillerini ziyaret ettikleri milletin gözünün içine bakıp oy istemek nasıl bir şeydir.

Utanabilmek güzel şey! Herkese nasip olmuyor...

Bizim millet olma hukukumuza saldıranlar bundan bir asır önce doğan Kuvâ-yi Milliye güneşini söndürmeye, mütareke döneminin bölücülük projelerine su taşımaya, onların ağzıyla konuşup onlarla ittifak yapmaya devam ediyorlar.

O güneşi batırmaya çalışanlar da Kuvâ-yi Milliye liderinin koltuğunda oturanlar... Üstelik daha 6 ay önce Türk milletinin böylesine işbirliklerine sandıkta nasıl bir tokat attığını bile anlayamıyorlar. Belki de anlıyorlar ama talimatı uyguluyorlar.

Karşılıklı güveni, sevgiyi, ahlakı, aidiyet duygusunu, dürüstlüğü, ahde vefayı hiçe sayanlar telafisi olmaz bir şekilde kendi güneşlerini batırsalar da Malazgirt'te, Çanakkale'de, Afyon'da doğmuş bu milletin güneşini batıramayacaklar.

<p>Çevresinde kaçak kazı yapılarak çukurların bırakıldığı 196 yıllık su bendinin uğradığı tahribat h

196 yıllık mirası böyle talan ettiler

BİM'de bu Salı neler var? BİM 5 Mart 2024 aktüel ürünler kataloğu

Tanzanya'da 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü

Kriz sürüyor... Yasa dışı geçişler böyle görüntülendi