• $28,9345
  • €31,6107
  • 1895.99
  • 7948.6
14 Eylül 2023 Perşembe

Bir Eylül intikamı

12 Eylül'ün yıldönümünü geride bıraktık. Her 12 Eylül'de sık vurgulanan bazı temel konuların haricinde kalan birkaç mühim noktanın altını çizmek ve aslında 12 Eylül ile benzeri askeri müdahalelerin esas olarak neden yapıldığını tartışmak gerekiyor.

Öncelikle 12 Eylül'ün Türkiye'nin bağımsızlığına vurulmuş bir darbe ve Türkiye'den alınmış bir intikam olduğunun altını çizmek gerekiyor. Neyin intikamı mı?

1974 Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türkleri'nin katliamdan kurtarılarak Kuzey Kıbrıs'ta bağımsız bir Türk Devleti'nin kurulmuş olması önemli bir tarihsel aşamaydı. 1699'dan beri sürekli geri çekilen, 100 yıl önce Anadolu ve Trakya topraklarına hapsedilen Türk Milleti için 1974 önemli bir geri dönüştü. 1950'lerde Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun mücadeleleriyle Kıbrıs Türklüğü teşkilatlandırılıp silahlandırılmış ve Türk Mukavemet Teşkilatı kurularak adada millî mücadele başlatılmıştı. Londra ve Zürih Antlaşmaları ile adadaki Türklerin garantörlüğü elde edilerek ileride Türkiye'nin yapacağı askerî harekâtların hukuki zemin de sağlanmıştı. Sonrasında gerçekleştirilen 27 Mayıs Darbesi ile Menderes ve Zorlu'dan bunun intikamı alınmış, bedelini de canlarını alarak ödetmişlerdi. Nitekim daha sonra uzun süre Kıbrıs Türklüğü kaderine terk edildi.

1970'lerde Kıbrıs'ta Türklere yönelik saldırıların hız kazanması yine Türk kamuoyunda büyük bir öfkeye sebep olmuş, en sonunda Kıbrıs'ta Makarios'a yapılan darbe ile EOKA'nın bunu bir soykırıma dönüştürme ihtimali söz konusu olduğu zaman Türkiye adaya müdahale kararı almıştı. Adaya iki harekât düzenlendi. Elbette o günlerde "ne işimiz var Kıbrıs'ta" demeyi aklından geçirebilecek bir mandacı muhalefet de yoktu. Ülke millî dava için tek yumruk olmuştu.

1974'te Ecevit'in Başbakan, Erbakan'ın Başbakan Yardımcısı olduğu hükümetin yaptığı harekâtlar Batı kamuoyunda özellikle de ABD'de büyük tepki yaratmıştı. Neticede Türkiye onlar için vesayet altındaki bir ülkeydi ve onların çizdiği sınırları aşmaya cüret ediyordu! Türkiye'ye ambargolar uygulanmaya, Türkiye'den hınçlarını çıkarmaya başlamışlardı. Sonrasında iş başına gelen Milliyetçi Cephe Hükümeti, Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcıları Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan ve Turhan Feyzioğlu geri adım atmayıp meydan okuyarak ABD'nin Türkiye'deki tüm Amerikan üslerini (İncirlik dahil) kapatmıştı. Bu tarihi bir meydan okumaydı.

İşte 12 Eylül 1980'de CIA İstasyon Şefi Paul Henze'nin "our boys did it" diye Washington'a rapor verdiği darbenin arkasında böyle bir intikam hikâyesi bulunuyordu. İntikam darbeyle, işkencelerle, idamlarla da bitmedi. Amerikan üslerini kapatan Başbakan Süleyman Demirel önce Hamzaköy'e sonradan da kendi kapattığı Zincirbozan Amerikan üssüne hapsediliyordu. Bu mekân kuşkusuz tesadüfen seçilmemişti. "ABD'nin çocukları" sembolik olarak da intikam alıyordu.

12 Eylül Türkiye'nin bağımsızlığı, inancı, değerleri, kimliği için mücadele veren milliyetçilerden de özel alarak intikam alıyordu.

Dahası FETÖ ve PKK'ya kuluçka makinesi işlevi gören de 12 Eylülcüler'di. Türkiye'den intikam alınması, bedel ödetilmesini sürecini bu terör örgütleri ile devam ettireceklerdi.

İşte sinemada, edebiyatta, dizilerde anlatılmayan 12 Eylül'ün intikam boyutu buydu. Esas kahramanları kötüleyen, hainleri yücelten bir kültürel vesayetimiz olduğu da malûm.

Bugün artık 12 Eylül'ün askeri, bürokratik ve yargısal vesayet yapılarını çökertmiş; zihniyetiyle hesaplaşıp tortularını yok edecek noktaya gelmiş bir Türkiye var.

Acı hatıralarıyla 12 Eylül'ün sembolik mekânlarından biri olan Ulucanlar Cezaevi'nde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Hukuk Politikaları Kurulu'nun düzenlediği "1982 Yerine 2023 Anayasası Sempozyumu" da bu bakımdan önemliydi. Türkiye'nin yarı-militer baskı dönemlerinden kalan 1982 Anayasası'nın tüm anti-demokratik tortularıyla artık tasfiye edilmesinin gerekliliği bir kez daha tekrarlanmış oldu. Türkiye'nin yeni demokrasisi tarafından yeni bir anayasanın Cumhuriyet'in 100. Yılında oluşturulması fikri heyecan verici. Devletin, milletin ve bayrağın temel niteliklerini bilhassa muhalefetteki bazıları için tartışma konusu yaptırmadan; Türkiye'yi yeni sivil, demokratik bir anayasaya kavuşturarak 100. yılı taçlandırmak TBMM için kuşkusuz önemli bir aşama olacaktır.

<p>Ozan Akbaba son olarak Kasaba doktoru dizisinde rol almıştı. Ünlü oyuncunun hayranları, başarılı

Ozan Akbaba Ben Bu Cihana Sığmazam'da! İşte oynayacağı rol

İşgalci İsrail Gazze Şeridi'ne yardımları engelliyor

Dikkat: 300 bin TL ile 350 bin TL arası! Bu otomobiller adeta kapış kapış gidiyor…

Büyük Merdiven'' 1 Aralık'ta ziyaretçilere açılacak... Antik Mısır eserleri sergilenecek