• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
09 Haziran 2013 Pazar

Slogan bulamadım!

‘Yazı günü gelene kadar’ Twitter çare oldu; benzer  düşünen belki binler, belki milyonlarca insan vardı ki işin çapı genişledi; ne düşünsem iyisiyle ifade edildi, mizahçıları bile ‘çatlatacak’ espriler yapıldı… Geldiğim noktada, bir sokak duvarında bulduğu boşluğa dev harflerle ‘Slogan bulamadım’ yazan o gençle aynı noktadayım; tüm söylenecekler söylenmiş bile olsa yazmak istiyorum!

Deprem sonrası gibiyiz bir nevi; herkes birbirine ‘o dakikalarda’ neler yaşadığını anlatıyor. Burada olmayanlar o sarsıntının şiddetini tahayyül etmeye çalışıyor. Kimi de “Ben daha çok hissettim” yarışına giriyor.  
Belki biraz mahallem de sayıldığından, sıkça geçtiğim bir yerdi Gezi Parkı. Orada oturmazdım ama Divan Oteli ile Gezi arasındaki minik köprüden (farkında olan var mı bilmiyorum ama o da yakın zamanda yıkıldı!) geçer, daha kuytuda kalan o güzel, o minik parkta otururdum ben.


E, ben de eylemlere gittim… İş öncesi, iş sonrası… Ağaçlara sarılıp kepçelerin önünde duracak kadar tutkulusu da vardı, sakin çevrecisi de, mahalleden olanı da, hükümete kızanı da… ‘Görmek görünmek için’ geleni de vardı, Instagram’a bir iki fotoğraf koymak, Foursquare’e bir tık atmak için ‘uğrayanı’ da… “Bilmem kim bile geldiyse bu eylem de sosyete olmuş” diyeni de vardı, “Kim olursa olsun, gelsin” diyeni de… “Taksim’de bir parça toprak da kalsın yahu” diyeni de vardı, yaz festivalleri ya da 10 günlük Olimpos turlarıyla içindeki Woodstock özlemini dindiremeyip gelen de… 

ATEŞ BÖCEĞİ Mİ YAKTI ÇADIRI?
Ve biliyorum ki, şimdi ‘sadece’ vandalizmden söz açılıyor ama o çadırları ateş böcekleri yakmadı; o ‘gazı’ millet kendi kendine almadı.
 “Köylü toprağı için mücadele eder, şehirli yaşamı” diyor Dücane Cündioğlu. 
Belki tam da bu yüzden hayatım boyunca bana “Kızım oraya gitme, kızım sakın bir olaya karışma” diyen annem bile sokaklardaydı cumayı cumartesiye bağlayan gece boyunca…
Belki de bu yüzden, haftada bir gün halı saha maçını bile ‘ağır’ bulan bir mimar arkadaşım “Cihangir’de bir yanımda mahallenin eskicisi, bir yanımda pizzacıdaki garson kız barikat kurarken buldum kendimi” diyordu.  
En büyük toplu eylemi yoga ya da konser olan bir müzisyen arkadaşım, kan grubu ile benim telefon numaramı devasa bir şekilde koluna yazıp, sütlü mide ilaçlarını doldurduğu pet şişelerle biber gazından etkilenen insanlara yardıma belki de bu yüzden gidiyordu. Bense bunu öğrenince ne yaptım! Gecenin bir yarısı önce bir güzel ağladım, çıktım tencere tava çaldım, üzerine de “Cumhurbaşkanı’na tweet attım!” 
Ne yapabilirdim ki!

‘BİZ... BİZ.. BİZ..’ KUŞAĞI
Time Dergisi, geçtiğimiz ay bir kapak yaptı. “Ben... Ben… Ben… Nesli” başlığı altında “Milenyum çocukları tembel, narsist ve hâlâ anne-babalarıyla yaşıyorlar...” diyordu. 
Dergide bu durum özellikle gençlerde görülen ‘Narsisistik kişilik bozukluğu’na da işaret ediyordu. ‘Çağın hastalığı’na gerekçe olarak da sosyal paylaşım teknolojisi, Twitter, Facebook, Tumblr gibi oluşumlar ve hacker’lar gösteriliyordu.
TIME’ın o sayısına ‘bayılmıştım’, ne de haklı tespitler vardı bana göre. 
Oysa şu 10-15 günde öyle şeyler oldu ki... Sokakta birbirinin gözüne bakamayan insanlar, birbirimizi tanımadan aynı dili konuştuğumuzu, aynı ağaçların gölgesini sevdiğimizi anladık. Ve Gezi Parkı sağ olsun ‘Biz… Biz… Biz...’ kuşağıyla tanıştık. 

HALA YOKSUN GANDALF!
Evet, erkenden zafer hisseden, iki gün sıkınca sonrasında rahata bağlamak isteyen, bir eylem konserini bile chill out festivale çevirmeyi hayal edenler onlar. Ama ‘Ben… Ben...’ diye konuşan da onlar değil! 
“Bu olayların içinde örgütler, durumu değerlendiren kötü niyetliler var” deniyor; eminim o arbedede bu da oldu... 
Ama duvara ‘Yüzüklerin Efendisi’ne göndermeyle “Yedi gün oldu hâlâ yoksun Gandalf” yazan ya da ‘gaz bulutlarından’ dizi seyredemeyenler için kaldırımlara Game of Thrones’tan spoiller verenlerin hangi örgütle bağlantısı olabilir? 
Ya da Gümüşsuyu’nda, yandaki inşaattan ‘araklanan’ malzemelerle oluşturan barikatın görünen kısmına ‘Opening Soon’ (Yakında açılacak) ve ‘Let Good Things Happen’ (Güzel şeylerin olmasına izin ver) yazılarını denk getiren kişilere ancak ‘genç, eğitimli ve esprili çapulcular’ denebilir!
Evet bu gençler, tepki gösterdikleri lider iş gezisindeyken, ‘Evde Tek Başına’ filminin ‘Turkish versiyonunu’ çekiyor, AKM’nin senelerdir kapalı koridorlarında geziyor, çatısından tıklım tıklım dolu Meydan’a bakıyor olabilirler ama şöyle bir dönemde var mı bi zarar? 
Gezi Parkı’nda kütüphane, yemekhane, minik hastane, konser ve gösteri alanları, hatta müze yapmış olabilirler ama eminim bugüne kadar hiçbir şey hakkında “Benim” demediler, “Bizim” dediler. ..
“Yol ver gidelim Taksim’i ezelim” diye tezahürat yapanlara ses edilmeyen güzel ülkemizde Twitter’dan hiç tanımadığı insanlara doktor yeri söyleyen genç kızların gözaltına alındığı düşünülürse Allah için garip bir durum var.

BAZEN SOĞUK DUŞUN ZAMANIDIR
Yazar Ruben Navarrette’in 90’lı yıllarda doğan kuşak için yazdığı 10 öneri var; son olarak onu paylaşayım. Naif bir yanı var ama son maddeye dikkat diyerek... 
1-Tutuklarınızın peşinde olun ama tutkuların yıllar geçince evrimleşebileceği fikrine açık olun. 
2-Ailenize hayatlarını, hikâyelerini, torunlarıyla paylaşmak istedikleri dersleri sorun. .
3- Rahat bölgenizi yıkın. En çok korktuğunuz şeyleri yapın. 
4-Unvan için uğraşmayın. Hiç kimse sizden iyi değil, siz de hiç kimseden iyi değilsiniz. 
5-Başarısızlığı hoş görün. Ders çıkarın. 
6-Otoriteyi sorgulayın ve inançlarınızla mücadele edin. 
7-Evlenirken iyi seçim yapın, insanlar sizi yükseltebilir ya da çelme takabilir. 
8-Çocuk yetiştirirken, en önemli şeyinizi onlara verin: Zamanınızı. 
9-Feleğin çemberinden geçerken insanların sizden büyük şeyler beklemesinden korkmayın. 
10-Ne para, ne başarı. Sonsuzlukta yankılanacak tek şey dünyaya burada olduğunuzu göstermek ve diğer insanlar üzerinde bıraktığınız etki. Bari olumlu bir etki bırakın. Ya sevin, ya terk edin. Herkes sıcak banyo yapmayı sever ama bazen soğuk bir duşun sırasıdır.

 

 

 

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi