• $7,362
  • €8,9057
  • 410.175
  • 1528.82
03 Haziran 2012 Pazar

Peruk kadar hüzünlü!

Cezaevindeki çocuklar ve annelerine destek sağlamaya çalışan 'Hayat İçin Bir Paket' adlı kuruluş, Kutluğ Ataman'ın 'Sılsel' adlı projesine Eskişehir'den katılmıştı! Ancak eserleri, 'yardım' adıyla gönderilen peruktan çorap tekine 'absürd' parçalardan oluşturulmuş 'hüzünlü' birer yapıttı.

"efe.jpg"

Sırf adıyla bile sizi çeken kitaplar vardır ya, Yalçın Tosun'un bu yıl Sait Faik Hikaye Armağanı'na layık görülen 'Peruk Gibi Hüzünlü'sü de benim için öyledir; her biri bir şiirle açılan öykülerden oluşur. Mabel Matiz de etkilenmiş olacak ki ('Bitmemiş her sevişme paslı iğne gibi doğrudan kalbe yürür' dizelerinden etkilenmemek zor olabilir), kitaba adını veren şiiri, albümünde bir parçadır. Bunları yazma nedenimse bu hafta bana bizzat bir peruğun bu kadar hüzünlü görünmesi.
İLGİNÇ HİKåYELER SERİSİ
Malum, Kutluğ Ataman, 12-30 Mayıs tarihleri arasında, İKSV Tiyatro Festivali kapsamında Galata Özel Rum İlköğretim Okulu'nda 'Sılsel-Türkiye'ye Yazılmış Mektuplar' adlı bir projeye imza attı.
İstanbul'un pek çok yerinden 7'den 70'e onlarca kişi, kumaşları kah işleyerek, kah sloganlar yazarak bir dev odanın içinde kumaşlardan gökyüzü yapmaya ortak oldu. Ben ara ara okula gittim, biraz güç de olsa -birbirlerine ekli olarak asılılar çünkü- kim, neler yazmış bakmaya, okumaya çalıştım. Projenin kapanış günü KCK davasında tutuklu bulunan Prof. Büşra Ersanlı'nın gönderdiği parça basında yer aldı; ama projede cezaevinden gönderilmiş mektuplardan, turistlerin görüş ve resimlerine pek çok ilginç mesaj vardı.
YARDIM ETMEYİ BİLMEK!
'Hayat İçin Bir Paket' adlı, cezaevinde yaşayan 0-6 yaş grubu çocuklar ile annelerini korumak, desteklemek ve onlara yardım etmek için çalışan bir kuruluş da 'Sılsel'e katılanlar arasındaydı. Onlar da 'güya yardım için kendilerine gönderilen' tek tek çoraplar, eldivenler, peruk (!), dantel yaka ve saçma sapan daha pek çok eşyadan birer sanat eseri oluşturmuş ve Eskişehir'den gelerek bunu projede paylaşmışlardı.
Deprem bölgelerine gönderilen 'anlamsız' yardım paketleri meşhur; anlaşılan cezaevindeki çocuk ve annelerine de 'artıklarını' göndermekten çekinmeyen insan çok. Bunu görmek de bir peruk kadar hüzünlü!
FOTOĞRAF ALBÜMÜ OLSA
Şimdi birkaç şehir dolaşacak olan 'Sılsel'de yapılanları sonunda bir bütün olarak görmek-okumak, Türkiye'nin ruh halini, tepkileri, etkileri çok güzel gösterecektir. İçinde pek çok derin hikaye de barındıran eserler bir fotoğraf albümüne dönüşmelidir.

İtina ve tığla portreniz yapılır!
Renkli yün ve iplikler kullanarak insan portreleri yapan Jo Hamilton, işe arkadaşları 'üzerinde' çalışarak başlamış, sabıka fotoğraflarıyla ustalaşmış; şimdi İstanbul'a da gelmek istiyor

"efe1.jpg"
Adı Jo Hamilton; 1972 İskoçya doğumlu bir kadın sanatçı. Glasgow Sanat Okulu'nda resim okumuş ama 1990'ların ortalarında ABD'ye taşındığında büyükannesinden görüp her daim özendiği tığ ile çalışmaya başlamış.
Tığ ile yapılan pek çok işin birer sanat eseri olduğu söylenebilir ancak Hamilton, tığ, renkli yün ve ipliklerle bambaşka bir işe soyunmuş. İlk önce renkli malzemelerle 'tığ'dan şehir manzaraları yapan Hamilton daha sonra insan portrelerine geçmiş.
Barda gördüğü biri, arkadaşları, aşçı, sunucu derken 'sabıka fotoğraflarına' merak salmış; onlarla çalışmaya başlamış.
TEK YÜZ 1 AY SÜRÜYOR
Eserlerini görüp meraktan e-posta attığım Hamilton, 'Benim için ifade önemli; ilginç bir ifade, ağzın duruşu bana ilginç gelirse çalışıyorum. Bir portre yaklaşık 1 ayımı alıyor ama tam olarak kaç saatimi alır bilemem çünkü istediğim ifadeyi yakalamam ve malzemeleri bulmam bazen işin kendisinden daha uzun sürebiliyor' diyor. Hamilton'a 'Siparişle çalışıyor musunuz?' diye sorduğumda 'Bilinen isimlerle çalıştım, çok fazla itirazları oluyor!' diyerek sıkıntısını belirtti. Bugüne kadar pek çok sergi açan Jo Hamilton, Türkiye ve İstanbul konusunda çok şey bilmiyordu, birkaç site ile sanat ortamımızı anlatmaya çalıştım: 'Bienal'e başvurabilirim belki' dedi.
Belki Jo Hamilton, bundan önce, işlerini Türkiye'de sergilemek için davet edilir.

FUTBOL ADAMLARI BİR DE 'EN BÜYÜK SORUNUMUZ ALT YAPI' DER!
TRT ile Liverpool kulübünün işbirliği ile yazarlarımızdan Ali Ece'nin de jüri üyelerinden olduğu 'Futbol Prensi' adlı bir yarışma düzenlendi; Türkiye'nin 'gerçek anlamda dört bir yanından' pek çok genç futbolcunun katıldığı yarışmanın galibi Hataylı Emin Altunay oldu. 1 yıl boyunca İngiltere'de Liverpool Akademi'de eğitim görecek olan 'Prens Emin', Londra ziyareti öncesi gazetemizdeydi.

"emin.jpg"
Onu soru yağmuruna tutarken, Emin'in 'hamilerinden' şunu öğrendik: 'Futbol Prensi yarı final ve final elemeleri Beylerbeyi Stadı'nda yapıldı. Stadın 100 metre ötesinde Futbol Federasyonu tesisleri var. Ne Liverpool takımıyla yapılan maça, ne antrenmanlarına TFF'den hiç kimse gelmedi. Beylerbeyi TFF tesisinin adı Futbol Geliştirme Merkezi. Ama ilgilenilmedi maalesef. Yine aynı şekilde Dereağzı Tesisleri'nde Fenerbahçe ile, Fulya Tesisleri'nde Beşiktaş ile, Florya'da Galatasaray ile maç yapıldı. Florya'daki maça bir tek Fatih Terim geldi. Diğer maçları da hiçbir takımdan izlemeye gelen olmadı!'
Oysa futbol dünyasın 'karar vericileri' her röportajlarında 'alt yapıdan, genç yeteneklerin yetişmemesinden' şikayet eder değil mi? Peki bu insanlar, 'küçük prensler' Liverpool yolunda top peşinde koştururken neredeydi?

EN AKILDA KALICI ŞARKI
İngiltere'deki Goldsmiths Üniversitesi'nden bilim insanları uzun süreli bir çalışma sonucunda kişiyi en çabuk yakalayan ve akılda kalan şarkıyı seçmişler; bir kez daha 'tüm zamanların' ifadesini taşıyan basın açıklamalarına göre bu, Türkiye'de de bir hayli popüler olan bir şarkı: Queen'den 'We are The Champions'. Europe'dan 'The Final Countdown' ile 'The Village People'dan 'Y.M.C.A' de listenin diğer 'insanı yakalayınca bırakmayan' şarkıları.

"fredi.jpg"

BU FESTİVALE GİDİLİR!
Türkiye'de bir radyocu adına düzenlenen festival bilmiyorum; efsanevi müzisyenler için yarışmalar dışında pek bir şey yapıldığı söylenemez. Oysa İngiltere'nin Norwich Bölgesi'nde bir festivale efsanevi radyocu John Peel'in adı verildi. İngiliz radyocu, DJ ve yazar Peel, BBC Radyo 1'de 1967'den, 65 yaşında hayatını kaybettiği 2004'e kadar program yapmıştı. David Bowie'den Joy Division'a, Radiohead'den Undertones'a pek çok 'farklı' ismi meşhur eden Peel'in adını taşıyan sahneye çıkacak sanatçıları hayal etmek bile heyecan verici. Barış Manço adına yapılacak bir festivali görebilmek umuduyla...

"peel.jpg"

VİRAL DİZİNİN 'FİGÜRANLARI'
Dünya döndükçe şanı yürüyesi muhteşem komedyen Ricky Gervais'in kanıma girdiği yer; bir figüranı canlandırdığı, her hafta birbirinden absürd olayların yaşadığı 'Extras' adlı diziydi. 'Viral dizilerin' ortaya çıkmaya başladığı şu günlerde bu defa figüranlığın Türkiye'deki durumuyla dalgasını geçen bir dizi gündemde: FGR. İnternette 'fgrdizi.com' adresinden yayınlanan diziyi Hakan Duran ile Deniz Coşkun yazıyor. Duran oynuyor, Coşkun yönetmenlik yapıyor. 'Kısa süren dizi' izlemeyi özleyenlere duyurulur.

"ek.jpg"

<p>Türkiye, CHP'li belediyelerdeki çöp rezaletini konuşuyor. Nuh Albayrak, Maltepe'deki çöp toplama

CHP'de 'çöp' krizi ve Bülent Tezcan'ın 'Maltepe' yalanı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik