• $ 5,8073
  • € 6,4698
  • 278.998
  • 97886.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kimden özür dilenmeli?

Gezi direnişine ilk müdahalenin olduğu günden beri önce medyanın görmezden gelmesi, sonra siyasetçilerin farklı hesapları yüzünden yaptıkları açıklamaları yüzünden ciddi bir bilgi kirliliği var. 
Sıradan insanların, sert polis müdahaleleri sırasında neler yaşadığını bizzat bunları yaşayan bir okuyucumun yazdıklarından okuyun isterim. 
Yaşadıklarına rağmen kimden özür dilenmesi gerektiğini anlatıyor hepimize. 
  “Cuma günü (31 Mayıs) saat 18.20’de evimize gitmek üzere işten çıktık. Taksim Gümüşsuyu’nda çalışıyorum. Bize Beşiktaş’ın kapalı olduğu söylendi.Taksim meydanına yürüdük. 
Yukarı yürüdükçe biber gazı nefesimizi biraz daha kesti. Olay başlamıştı ve kendimizi Varan Turizm’e attık. Daha sonra ortam sakinleşince yolumuza devam ettik. Dürüst olmalıyım ki bu olayları yaşayana kadar olayın bu kadar bilincinde değildim. 
The Marmara’nın oraya geldiğimizde biz dört bayandık ve etraf sakindi. Herhangi bir slogan atma veya olay yoktu. Toplam 20 kişi bir araya toplanmıştı o kadar. Daha sonra karşıdan üzerimize doğru polisler yürümeye başladı. 
Buradan hemen uzaklaşmalıyız demeye kalmadan üzerimize önce tazyikli su sıktılar. 

YALIN AYAK KALDIM
Su sıktıktan sonra çevredekiler slogan atmaya başladı. Sloganlar başlayınca biber gazı attılar ve ortalık savaş alanına döndü. Biz dört kişiydik ve dağıldık. Benim kaçarken ayakkabılarım koptu mu biri mi bastı bilmiyorum ayağımdan çıktı ve yalın ayak kaldım. Kendimizi yan sokağa attık ama polisler üzerimize biber gazı atmaya devam etti düşmanca. Bir apartmanın önüne geldik önce sakinler kapıyı açmadı sonra dayanamayıp açtılar ben daha önce bu tür olayların içerisinde olmadığım için krize girmiş ağlıyordum ve burada öleceğiz diye bağırmaya başladım. Arkadaşım daha sakindi ve diğer arkadaşlarımızı aramaya başladı. 
Apartman sakinleri evlerine gidecekleri için apartmandan çıkmamız gerektiğini söyledi. Dışarı çıktığımızda yine gaz ve biber gazı atmaya devam ediyorlardı. Sonra bir anne ve çocuk bizi arabalarına aldı. Yaklaşık 45 dakika arabada kaldık ve etraftaki dumandan göz gözü görmüyordu. Diğer arkadaşı bulunca Beşiktaş sahile ara merdivenli yollardan indik. 
Bir teyze bize mentollü birşey hazırlamış oradan geçenlere gözlerine sürmeleri için veriyordu. Bu arada ben yalın ayak kaldığım için komik ama köşede çorap tezgahını bırakıp kaçan çorapçıdan çorap çalmak zorunda kaldım. (Kendisini gördüğümde ödeyeceğim) 

İKİ KERE KRİZ GEÇİRDİ
Bu arada ulaşamadığımız diğer arkadaşımız Gezi Pastanesi’ne doğru kaçarken astım krizine girmiş ve oradaki insanlar tarafında bir apartmana taşınmış. Saat 23.30’a kadar da dışarıdaki süren olaylar sırasında hiç tanımadığı bir yerde 2 kere kriz geçirerek yaşam savaşı verdi. 
Önce bugün yaptığı açıklamalardan dolayı Bülent Arınç’a soruyorum; 
“Polis can güvenliği olmadan su sıkmadı, gaz bombası kullanmadı” dedi. 
Ben orada yürürken ve sadece eve gitmek isteyen biri olarak polisin nasıl canına kastetmiş olabilirim? 
Orada şiddet gören vatandaşlardan özür dilediğini söyledi. Hayır biz bizden özür dilemesini istemiyoruz. Orada sadece ağacına sahip çıkan, söylemleriyle halkı galeyana getiren Başbakan’ın çapulcu dediği, sabahın 5’inde Gezi Parkı’nda gaz bombası atarak çadırlarını yaktığı o insanlardan özür dilemesini istiyoruz ve bekliyoruz.” 
    

<p>Fırat´ın doğusunda PKK/YPG tarafından oluşturulmak istenen terör koridorunun sonlandırılması, sın

PKK/YPG´li teröristler Tel Abyad´ı köstebek yuvasına çevirmiş

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

WhatsApp’a 4 yeni özellik birden geliyor

Muğla'da 3 kilogramlık mantar bulundu