• $8,2965
  • €10,0882
  • 490.027
  • 1444.87
11 Haziran 2013 Salı

Ya bedelini tüm Türkiye öderse...

31 Aralık’ta Türkiye tarihsel bir eşikten sıçradı. 
Gezi Parkı’ndan yükselen “demokrasi ve özgürlük” talepleri iki haftadır dur-durak bilmeksizin Türkiye siyasi alanını kaplarken... 
Başbakan eşiğin öte tarafında kalma direncinde kararlıydı ve şimdiye dek “yeraltına” saklanmış bu Türkiye’nin meydanlara gürül gürül akmasıyla iktidar algısı ciddi yaralanmıştı... 
Başbakan’ın “narsistik incinmesini” telafi etmek de acele pazar günü kendi seçim tabanına düzenlenen üst üste altı miting organizasyonuna düşecekti... 
İki haftadır bütün verili siyasi düzeni çökerten bu halk hareketine karşı dünya âleme siyasi güç gösterisi yapılarak protestocuların durduğu demokrasi zemini “gayri meşrulaştırılacak” ve kırık siyasi özgüven onarılacaktı... 
Sözde geçen hafta kamuoyu baskısı karşısında eleştiri yapıp özlerine dönmüş malum haber kanallarının logolarını üst üste bindirerek hizalanmışlardı... 
Sivil talep ve protestoların polis şiddetiyle hukuk devleti kuralları yine yok sayılarak susturulmaya çalışıldığı ve “rejim krizine” dönüştüğü ülkemizde “Başbakan’ın üslubu yumuşarsa geçer” hafifliğini gösteren kesimler bile bu seri miting şoku ve gözdağı-tehdit sağanağıyla sarsılmışlardı. 
Ve ne talihsizlik ki Başbakan bağımsız ve güdümsüz kendi refleksleriyle sokağa çıkmış halk taleplerini karşılarken müracaat ettiği geçen yüzyılın siyasi klişeleriyle anında anakronikleşiyordu... 
Medet umulan gövde gösterisi de... 

YERLEŞİK SİYASİ ALANIN TASFİYESİ... 
Oysa her geçen gün misliyle yeni insanın katıldığı ve kaynaştığı çoğulcu karakterli Gezi Parkı protestoları, eski katı yerleşik Türkiye siyasi düzeninin bütün bariyerlerini geriye dönüşsüzce kaldırmıştı... 
Eğer Başbakan’ın “yaktılar-yıktılar” haykırışını duymuşsanız bunun otoriterce yönetemeyeceği siyasi karşıtlıkların yıkımı olduğunu anlardınız. 
Öte yandan Gezi Parkı protestoları, bastırılmış ifade kanallarını açmakla kalmayıp, emsalsiz renkli, yaratıcı, sinerjik, dayanışmacı değerlerle bezeli barışçıl protest kültürü de bize armağan ediyordu. 
Türkiye halkı yalapşap aceleci analizlerin çok ötesinde tasavvur edilemez hızda kazandığı bir günde beş yıla bedel otantik sivil deneyimine sahip çıkıyor ve dünyaya ilham veriyordu. 
12 yıllık siyasi iktidarında “Milli iradeyi” yüzde 50 olarak içselleştirmiş Başbakan karşısına çıktığı bir örnek bayraklarla donatılmış homojen seçmen grubuna anında yalanlanan “camide bira içtiler-başörtülü kızlara saldırdılar” arkaik demagojisini kullanması da endişe yaratmıştı... 
Başbakan’ın hâlâ gerginlik ve çatışmayı tırmandırarak muhalifleri etkisizleştirme stratejisi ve 12 Eylül paşa retoriğini yakalayan “anarşist-terörist-vandalist” ithamları bu devasa halk enerjisine ket vurmaya yetmezdi... 
Çünkü Başbakan’ın seçmenlerine şikâyet ettiği, hakir gördüğü, evinize dönmezseniz bedeline katlanırsınız tehdidini ilettiği Gezi protestolarına katılanlar, mevcut siyasi aktörlerin peşine takılmış “güruhlar” değildi... 
Zırnık kadar tarih bilgisi olan herkesin bu halk hareketini anında doğru kavrayıp ve demokrasiye yönelik “farkındalık” kazanması “ıskalanamaz” tarihsel sorumluluktu... 
Olmadı bedelini hep birlikte öderdik...

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı