• $7,362
  • €8,9057
  • 410.175
  • 1528.82
14 Ocak 2012 Cumartesi

Terörist gazeteciler!

Yazarlarının çoğunun adresi, kanlı Hayata Dönüş Operasyonu'yla meşruiyet kazandırılan F tipi cezaevleri olan TUTUKLU GAZETE geçen salı günü elinize geçti mi?
Eğer geçtiyse okurken gözleriniz yanıp, sayfalarını çevirirken parmaklarınız acıdı mı?
Avrasya kaplanı, 'Şark için yeterli demokrasinin  timsali', güçlü piyasa Türkiye'nin kavruk demokrasi kültürü ve kendini her daim yeniden bileyen devlet otoriterliğinin hapishanelere yığdığı gazetecileriyle göz göze gelebildiniz mi?..  
Yoksa hala basının hakim devlet ideolojisini tahkim etmekle görevlendirildiği ülkemizin cezaevlerindeki gazeteci sayısının 100'e yaklaşmasını siz de 'demokratikleşme göstergesi' diye mi sayıyorsunuz?       
Eğer gazeteci iseniz aylardır, yıllardır 8 metrekarelik tecrit koğuşlarında tutulan meslektaşlarınızın bu siyah beyaz basılmış, kelepçeli gazetedeki yazılarından taşan 'sesleri' sizi oturduğunuz yerde daha da yorgun kılıp, kendinize düşüremedi mi?
Bir an için parça parça sizin de 'dışarıdan' tutuklandığınız aklınıza gelmedi mi?   
Ya da siyah beyaz sayfalar size her geçen gün biraz daha karartılan zihnin kimin olduğunu fark ettirebildi mi?
Zaten dışarıdaki gazetecilerin yazdıklarıyla yargılanmamış meslektaşlarını 'teröristleştirmesi' ya da son operasyonda tutuklanan 36 gazetecinin sırf Kürt ve sosyalist basında çalışıyorlar diye görmezlikten gelmesi hangi tarihsel gerçeği değiştirebilme gücüne sahipti ki.            
Elbette TUTUKLU GAZETE'nin bütün yazarlarının hem muhalif gazeteci olması hem de teröristlik suçundan cezaevinde olmaları bir tesadüf değildi.
Geçmişin muhalif gazetecilerini 'siyasi suçlu' diye kodlayarak hapislerde çürüten devlet, çağın değişen 'güvenlik konsepti' gereği muhaliflerini şimdi 'terörist' diye topluyordu.
Neoliberal iktidar stratejileri, bir yandan demokrasi ve özgürlük söylemlerini yükseltirken diğer yandan her türlü etkinliği 'terörle' ilişkilendirerek muhaliflerini siyasi alandan tasfiye etmesiyle siyasi literatürde yerini alıyordu. 
Üstüne üstlük ifade özgürlüğünün kurumsallaşmadığı ve ifade özgürlüğünün 'resmi görüşlerin bire bir tekrarıyla' sınırlandığı ülkemizde, özgürlük kavramının ne bütünlüğü ne de 'başkalarının özgürlüğüne' atıf yaptığıyla kimse ilgilenmiyordu...
Ve şimdi küresel tutuklu gazeteci şampiyonluğumuzu yüklenip 28 Şubat'ın 12 Eylül'ün Pinotchetleri'ni yargılamaya kalkışmakla mı bugünle geçmiş arasına 'demokrasi farkını' yerleştirecektik...
Ya da on yıllar sonra gelecek nesiller bize bugünleri ve tutuklu gazetecileri sorduklarında biz de onların kamera, fotoğraf makinesi, kalem kullanarak, kitap yazarak iktidara direnen 'teröristler olduğunu' sahiden söyleyebilir miydik?
10 Ocak 2011'de tutuklu gazetecilerin yazılarıyla hazırlanan TUTUKLU GAZETE, Birgün, Evrensel, Aydınlık ve Atılım'ın eki olarak dağıtıldı.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı'ydı...

<p>Türkiye, CHP'li belediyelerdeki çöp rezaletini konuşuyor. Nuh Albayrak, Maltepe'deki çöp toplama

CHP'de 'çöp' krizi ve Bülent Tezcan'ın 'Maltepe' yalanı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik