• $13,6392
  • €15,5161
  • 783.063
  • 2004.55
28 Mart 2013 Perşembe

Otoriter "barış süreci" tecrübemiz

Arkamıza tarifsiz insani acılar ve zulümlerle yüklü bir tarihi sırtlayıp asgari demokratik özgürlükleri demir parmaklıkların ardına koyan bugünün otoriter Türkiye'sinde barışa yürümek en az "savaşmak" kadar zor ve meşakkatli görünse de...
Dillerdeki "sığ barış hamasetinin" değmediği, sözcüklere sığmayan otuz yıllık "açık yaramızın", şiddet ve kırım öykümüzün yakıcı ufunetiniyle sınanacağımızı  bilsek de...          
Kaç nesildir üzerimize dağlardan doğru akan evlat kanında boğulan bizler "silahlar susacağı" ama "bir insan hayatının pahasının ne olduğunu" unutmuş Türkiye'nin yanında ahlaki şerhler misali nöbet tutmalıyız...     
Muhteşem siyasi tutarsızlıkların diyarı, demokrasi fukarası ülkemizde siyasi çıkarların "barış sürecine" çengelli iğne sakilliğiyle iliştirildiğini bilsek bile on binlerce çocuğunu ölüme gönderen, ölümünü seyreden, yasını bastıran melul kaderimizi değiştirme iradesini üstlenebiliriz...
Elbette bugün kapıları kırılan DİSK-KESK sendikaları, binlerce hak ihlali, yüz yılla yargılanan üniversite öğrencileri, Avrupa'nın en büyük siyasi tutukevi, basın özgürlüğünü yitirmiş "Türkiye gerçeğine" kör kesilenlerin "barışcıl" sözleri size hakikatli gelmiyor...
Ama emin olunuz ki zamanın aklı, Türkiye'nin batısı ışırken doğusu, güneydoğusuna çöken "puslu karanlığı" haberdar ettiği için hışma uğramış, "hayat" ödünlemiş sahih vicdanları bu medyatik köpük uçunca seçip yerine yerleştirecek... Göreceksiniz...

NEOLİBERAL ÜLKE İNŞAATI VE BARIŞIN ZAMANI   
Kadına tırmanan şiddetten, varoşların dipsiz yoksulluğuna, otoriter güvenlikçi devlet cürmünden, temel hak ve özgürlük hapishanesine, piyasada "yok" satan ucuz hayat ve emeğimizden, birbirini hissetmeyen ruhsal varlığımıza kadar Türkiye'yi "biçimleyen"  toplumu travmatize ederek "rehinesi" haline getiren "terör-savaş-çatışma-şiddet" bloklarının oyununu bozabiliriz... 
Konjonktürel dayatılan "sıkışık takvim" bile olsa  tek bir çocuğun ölmeme ihtimaline değecektir...
Siyasetin ana damarlarını kesip kimlik siyasetleriyle "milliyetçilikler" tokuşturulurken, sokağa çıkanın yakasına kasklı devlet yapışırken kimler aslında "vatandaşlıktan" kovuluyor, ucuz emekçi, paralı eğitim müşterisi, işsiz stokuna "girdi", sosyal ve kamusal hakkı "piyasalara" teslim, "efendi-sahip" ilişkisine zorlanan, milli zenginlikten kırıntı alamayan "kalabalık nüfuslara" evriliyordu...
Kalabalık nüfuslarımız da "varlıkları sorun olmayan" Kürtler mi,"Newroz'da bayrakları olmayan" Türkler mi, "devletin cemevlerini ibadethane kabul etmediği" Aleviler mi, "zengini kapitalist fakiri daha da muhafazakârlaştırılan" Sünniler mi yoksa "çok affedersiniz" Ermeni ve Yahudi "vatandaşlarımız yok yok" Ezidiler ve Zerdüştler miydi?...                               
Büyük bayraklarla donatılmış küçük gecekondulardan çıkan binlerce şehit cenazesi ya da Kürt ağıtlarıyla yine yoksulhanelerden uğurlanan binlerce PKK'lı gencin topraklara akan genç yaşamlarıyla suladığı "bereketin" kimlerin siyasi gücüne, statükosuna, servetine, ikbaline, "milli hasıla" olarak kayıtlandığına bakınız...      
Şimdi otoriter, demokrasi engelli "barış sürecine" sahip çıkarsak  Güneydoğu'yu "finansal Disneyland'a" dönüştürecek Kürt-Türk egemen iş projelerine hep birlikte "hayır" diyebilir aşağıdan yukarıya tüm "kalabalık nüfuslarımızla" gerçek demokrasi talebini yükseltebilirdik...    

<p class='MsoNormal'>Eda Cabul sordu, Hukukçu Cüneyd  Altıparmak cevapladı.</p>

FİYATLAR NEDEN ARTIYOR?

Ankara'nın Beypazarı ilçesinde yerlerinden kopan kayalar evlerin üzerine düştü

2021 yılında Türkiye'de en çok yapılan aramalar

Trabzon'da 4 farklı noktada orman yangını