• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
14 Temmuz 2011 Perşembe

Ne malum?

Parkta oturan çiftlerin bile GBT taramalarının yapıldığı, istihbarati bilişim teknolojilerinin en üst düzeyde kullanıldığı, kişisel bilgilerin 'güvenlik' gerekçesiyle hallaç pamuğu gibi atıldığı günümüzde Sivas Katliamı sanığı Cafer Erçakmak oğlunun evinde ölünce resmi olarak 'bulunmuştu'.
12 Eylül döneminde fişlenen 1.5 milyon kişinin GBT verilerini derin dondurucuda gün olur harman olur diye saklayan devlet, Sivas'ta Valilik'le Emniyet Müdürlüğü'ne birkaç dakikalık mesafede ikamet ederken eceliyle ölen 18 yıllık firari Cafer Erçakmak'a ulaşamamıştı...
Hak temelli protestolara katılanları anında gözaltına alıp tutuklayan ve kamera görüntüleri yetmeyince basın kuruluşlarından ellerindeki her türlü kayıt ve belgeyi savcılık yoluyla talep eden asayiş mekanizması, Erçakmak için işlememişti.
Her geçen gün cezaevlerinde artan tutuklu ve mahkum sayımız, kapasitelerin üzerine çıkan infaz kurumlarıyla tarihimizin 'tutuklu' rekorunu kırarken katliam sanığı Erçakmak, hayatının son 18 yılını 'dışarıda' geçirmişti...
Erçakmak'ın yanan, boğulan 33 kişinin içinde bulunduğu Madımak Oteli'nin önündeki fotoğrafları, görüntüleri Sivas katliamındaki kışkırtıcılığını gün gibi göstermesine rağmen 'adalet' 18 yıldır kör gözüme kör parmak hesabına terk edilmişti...
Ve nasıl olursa oluyor bizler bir türlü 'yakalanmayan' ve 'yargılanmayan' katliam sanıklarının bu geçen uzun yıllar süresince evlenince, ölünce, askere gidince ya da sigortalı memur olup resmi kayıtlara düşünce 'varlıklarından' haberdar oluyorduk...
Ve tabii ki akabinde süratle 'görünmez' oluyorlar ve izlerini kaybettiriyorlardı...
Böylesine gelişmiş otoriter güvenlik devletinde 'sırra kadem' basabilmeleri ve hayatlarını doğal akışlarında sürdürme imtiyazını nereden sağlıyorlardı...
Değişen iktidarların Madımak sanıklarını yakalayamamaktaki ısrarının hangi aşılamaz 'devletçi güdüden' kaynaklandığını az çok biliyorduk...
Ve sanıkların üzerinde oluşturulan kamuflajın devlet yapımı olduğu ve katliamın 'derin operasyonlar' arasında yer aldığını da...
MADIMAK'I ANANLARA SUÇ DUYURUSU..   
Diğer yandan geçen 2 Temmuz'da Madımak önünde kurbanlarının ailelerinin de bulunduğu 'anma yapmak isteyenler' biber gazıyla dağıtılıp güvenlik barikatlarıyla engellenip Madımak'a yaklaştırılmamışlardı...
Ve idari sistem jet hızıyla 'anma etkinliği' düzenleyenler hakkında suç duyurusunda bulunup soruşturma başlatmıştı...
Çünkü Madımak artık 'kamu binası' olmuştu ve kamu binaları önünde anma, yürüyüş ve basın açıklaması yapmak yasaktı...
Tabii ki katliam mekanlarına yıllarca kebap lokantası olarak izin verip çalıştırdıktan sonra anca 'kamulaştırılınca' yakınına yaklaşmak bile 'yasaktı'...
Ama maalesef mekanların 'kamulaşması' acı ve yasların 'kamulaştırılmasına' yetmiyor ve bitmeyen 'adalet talebini' haykırmayı bile suç sayıyordu...
Ne malumdu belki sanık Erçakmak 2 Temmuz'da Madımak'ın biraz ilersindeki ikametgahında olanları izliyordu...
Ya da son duruşmada mahkeme heyetinin 7'si firari 6 sanık için zamanaşımından davanın düşmesini isterken bu talepten tek faydalanamayacak Erçakmak sahiden öldü müydü...               
Gerçekten ne malum?

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan

Kafe ve restoranlar ne zaman açılacak? Başkan Erdoğan açıkladı!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

1 milyon kibritle öyle bir şey yaptı ki