• $7,4142
  • €9,0383
  • 442.576
  • 1542.45
24 Şubat 2011 Perşembe

Mağdurun failleştirilmesi

Erkek zihinli hukuk sistemimizde 'mağdurun' giderek 'failleştiği' faillerin ise 'mağdura' dönüştüğü bir dava süreci daha bitti.
Kadın ve çocuklara karşı işlenen tecavüz ve taciz suçlarında  'kurbanı' adeta lanetleyerek erkek suçlunun sırtını sıvazlayan yasal mekanizma aynen işletildi...        
Mardin'de 2003'te 13 yaşındaki N.Ç'nin aralarında kamu görevlileri, esnaf, muhtar, korucuların da bulunduğu 26 kişinin tecavüzüne uğradığı gerekçesiyle açılan davanın gerekçeli kararı bu hafta açıklandı.
Gerekçeli kararda 'infaz kurumu' gibi çalışmalarını bildiğimiz Adli Tıp Kurumu 13 yaşındaki kız çocuğunun 'yaptığı eylemin ahlaki kötülüğünün farkında' olduğunu bildirmişti.
Kısacası küçük bir kızın 'ahlaki kötülüğün farkında' olan 'şeytani rüştlüğü' onanmış ve aralarında devlet memurlarının olduğu 'erkek zanlılar' bir biçimde aklanmıştı...
Ve böylece 26 tane kazık kadar adam da tahrike açık, bilinci erişmemiş çocuğumsu varlıklar olarak en alt sınırda indirimli cezalarla, paçayı bir kez daha kurtarmışlardı.
Yasalar ve toplum tarafından korunması gereken çocuğun, çoğu itibarlı, aile babası 26 erkeğin defalarca saldırısına uğramasına rağmen 'bilincinde olduğu ahlaki kötülük' eylemini sürdürdüğü tespiti nasıl hukuki bir akıl sürçüdür.
Yoksa devleti 'temsil eden erkekleri' çocuk tecavüzünden kurtarmak için hukuka ters takla mı attırılıyordu.   
Zaten devletin cinsel saldırı suçlarında illa 'kusur' aradığı 'suçlu cins' muamelesi gören kadınlara, kerhen 'rüştlük kazandırılan' kız çocukları da ekleniyor.
18 yaşındaki gence 5 tane pompalı tüfek veren kanunlar, 21 yaşındakine içkili mekana giremez derken 5 milyon çocuk gelinin yaşadığı Türkiye'de doğaldır ki 13 yaşındaki çocuğun 'ahlaki idrakı' kendisine karşı suç işleyen dedesi yaşındaki adamlardan daha gelişmiş addediliyor...
AİHM'den kadına karşı 'şiddetten' ilk mahkumiyet alan ülke Türkiye, 'kadın düşmanlığının tırmandığı' erkek zihninde tecavüzün suç olduğuna inanmıyor.
Yeni anayasanın yamalarından 'kadın ve çocuklara pozitif ayrımcılık' ifadesi donuk donuk dururken tecavüz suçu 'suç' olmaktan çıkartılıp 'hastalık' kategorisine sokulmaya uğraşılıyor.
Ankara Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde geçen yıl kaçırdıkları üniversite öğrencisine tecavüzden yargılanan iki sanık, son duruşmada serbest bırakıldı.
Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek 'mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığına' dair raporun gecikmesi üzerine 'suçu sabit' tutuklular salıverilmişti... 
Oysa genç kızın ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin Numune Hastanesi, Gazi ve Ankara üniversitelerinden alınmış kapı gibi raporlar mevcuttu.
Pek tabii ki kadına karşı şiddet suçlularını 'iyi halden', 'haksız tahrikten', gelmeyen Adli Tıp raporu bahanesiyle serbest bırakan devlet, protesto için sokağa çıkan kadınları gördüğü yerde gözaltına alıyordu.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü'nde düzenlenen yürüyüşe katılan 32 kadın, Şanlı Urfa'da biber gazı, cop müdahalesiyle polis tarafından gözaltına alınmışlardı ve şimdi 32 kadına dava açıldı.
'Şiddete' karşı yürüyen kadınların yargılandığı ülkemizde cezaevlerinin arka kapılarından çocuk tecavüzcüleri salınıyor.
O zaman biz de maço, ayrımcı demokrasimizin Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan'ının 'Dekolte giymek tecavüzünün 'tek' sebebi değildir' açıklamasındaki diğer sebepler için kafa patlatalım...

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı