• $7,3795
  • €8,9921
  • 441.739
  • 1551.57
22 Ekim 2011 Cumartesi

Libya 'devrimin' zafer görüntüleri...

Libya 'devrimi' şimdilik El Cezire TV'nin Sirte yollarında muhaliflerce coşkuyla sürüklenen yaralı Kaddafi'nin biçare görüntüleriyle nihayetlendi.
Libya'ya kerhen gelen 'özgürlük ve demokrasi', itiş kakış çekiştirilen Kaddafi'nin kanlı görüntülerinin defalarca teşhir edilişiyle müjdelendi.      
Kaddafi'nin sokak linçine dönüşen trajik son anlarının görüntüleri üzerine Anglosakson demokrasilerin güncel temsilcilerinden gelen yorumlar da gayet zihin açıcıydı...
Başka ülkelere emperyal müdahalelerini kendi tarihlerinden ödünç 'demokrasi' kavramıyla taçlandıran Batı ittifakı ve medyası, bu kez 'işte özgürlük' diye Kaddafi'nin trajik sonunu servis ediyorlardı...
İngiltere Başbakanı David Cameron, 'Libya halkının Kaddafi'nin ölümüyle güçlü ve demokratik bir gelecek için büyük fırsata sahip olduklarını' söyledi...
Ve Britanya'nın NATO'nun Libya'daki 'insani müdahale' operasyonunda aldığı rolden ne kadar 'gurur' duyduğunu belirtti...
Obama ise Kaddafi'nin ölümüyle 'despotluğun düştüğünü' ve Libya için çok önemli bir gün olduğunu söylerken NATO Genel Sekreteri, Libyalıları parlak bir geleceğin inşası için çaba harcamaya çağırıyordu...
Sahiden de yeni Libya'nın ülke egemenliğinin hiçe sayılarak NATO tarafından sekiz ay süren tarihsel yıkımı sonunda  zengin mali kaynaklarıyla yeniden inşa faaliyetinin, Libya halkı hariç herkese yaldızlı davetiye çıkarttığı tartışmasızdı...
Sosyalist bir halk kahramanından neoliberal bir otokrata dönüşerek ölen Kaddafi'nin 42 yıllık rejimi tasfiye olurken çekişmeci, bölgeci 100 kabileden oluşan Libya'yı sıkıntılı kaotik günler bekliyor...
1990'ların sonunda Libya'yı bütün zenginlikleriyle Batılı şirketlere ve IMF'li neoliberal politikalara açan Kaddafi'nin Batı ile karşılıklı kurduğu çıkar ilişkisi de uzun sürmemişti. Yeni dünya düzeninin Kuzey Afrika-Ortadoğu odaklı stratejisi gereği harcanan 'eski' bir halk lideri olmaktan kurtulamadı. 
Ne Libya'yı Avrupa'nın en büyük silah alıcısı yaparak, İtalya, Malta, Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika 315 milyon euroluk silah siparişi Kaddafi'yi kurtarabildi ne de dünyanın en büyük dokuzuncu petrol rezervine sahip Libya'yı; İngiliz BP, İtalyan ENI, Fransa Total ve Amerikan Conoco-Philips'e ikram etmek...
ABD-Libya iş ortaklığını kurarak BP, Chevron, Halliburton, Exxon Mobil, Northrorp Grumman, Marathon Petrol, Dow Kimyasal gibi küresel devleri ağırlamak da...
Libya'ya olan 930 milyon sterlinlik İngiliz ihracatı,150'den fazla İngiliz firmasının Libya'ya yerleşmesi ve dünyaca ünlü London School of Economics'e yapılan 488 bin dolarlık araştırma bağışı işe yaramamıştı.
Batı dünyası nezdinde 'Libya imajını düzeltmek' adına Harvard adresli akademisyenleri ve Fukuyamalı, Bernard Lewis'li 'ısmarlama akıl' istihdamı da ya da neo-con Richard Perle ile sıkı fıkılık da... 
Ne yazıktı ki Kaddafi, Batılı güçlerle çıkar ortaklığına girerken bu ortaklığın bir gün çıkarlar farklılaşınca Sirte sokaklarındaki kanlı bedeninin utanç verici teşhiriyle 'özgürlük ve demokrasi' diye yaygara kopartılmasına varacağını belli ki hesaplamamıştı...

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen Horma Kanyonu muhteşem manzaralar sunuyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Josep Borell ile görüştü