• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
18 Nisan 2013 Perşembe

Fazıl Say'dan 'Şeytan' çıkartma

Müesses devletimizin "iç düşman" paranoyasını yatıştıracak, "toplumsal şeytan" çıkartma ihtiyacını giderecek Türk Ceza Kanunu'nun namlı maddeleri bilinirdi.
Yargı tarihimizle eş değer "Türklüğe hakaret" dava kampanyaları egemen siyasi iklimin tonuna ve otoriter politikalarına kamusal destek mahiyetiyle gündeme girer.
"Sivil" çetelerin ispiyonları işe yarar, "sakıncalı" söylem ve metinlerden "Türk Halkına hakaret" unsurları, anlam "tahrifat işlemleriyle" tespit edilip TCK 301'e uyarlanırdı.
Savcılar hareketlenir, devletçi basınımız "kimlikleri" mübalağa teşhiriyle güruhları "nefret objesi" haline getirir, yargımız da kararlarıyla "Türkiye'de düşüncenin karşısındaki tek engelin devlet olduğunu" adeta onardı..
Bu "esaslı" devlet-yargı-medya pratiğinin en yakın zamanlarında da Hrant Dink ve Ahmet Kaya dururdu.
Zaman akar... Sizin de Ahmet Kaya'yı ölümünden yıllarca sonra "siyasi takvim" gereği kerhen "anladığını" itiraf eden "tetikçi organizasyonun" popülist nedametleriyle içiniz bulanırken Hrant Dink'i katleden büyük sistematiği ve terfi hiyerarşisini gün be gün seyretmekte zorlanırdınız...

FAZIL SAY ASLINDA KİMİ "RAHATSIZ" ETTİ
Bu yıl Londra Küresel Kitap Fuarı'na "odak ülke" olarak katılan Türkiye metrekarelerce standında güya "çoğulculuk temalı tanıtım-temsili"
yaparken uluslararası sanatçısı Fazıl Say "halkın değerlerini alenen aşağıladığı" gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Avrupa'nın en büyük muhalif "yazar-gazeteci-avukat-öğrenci-sendikacı" hapishanesi Türkiye yazdıkları ve söyledikleri "terör suçu" kabul edilen bu entelektüel hapishane yekünuyla bütün kitap fuarını kapatsa yetmezdi..
Kültür Bakanı da yargının bu kararından ötürü Londra'daki "düşünsel-yazınsal" fuar etkinliklerinde "Fazıl Say'ın söyledikleri ifade özgürlüğü kapsamına giremez" demişti..
Herhalde Fazıl Say'ın ateist olduğunu kamuya açıklaması ve İslam heterodoksi rubailerini retweetlemesiyle, bölgede Sünni gölgesini büyüten "halkın diğer bir kısmının inanç sistemlerini yok sayan" Türkiye devletini nasıl "rencide" ettiğini anlatamazdı..
Fazıl Say'ın TCK 216/3 maddesi gereğince "suç" işlediği iddiasıyla yargılanması Sünni karakterini daha da koyultan hikmet-i hükümetin dönemine denk gelmesi tesadüf değildi.
Bu devlet tokmağı yasalar, devlet tarafından örgütlenen milli kimlik ve din pratiklerine "tehdit" oluşturacak kişi ve söylemleri "etkisizleştirmek" için milli hukuk havsalamızda saklanırlardı..
Yoksa ülkemizde "halkın bir kısmının benimsediği dini değerleri aşağılamak ve kamu barışını bozacak" söylemler devlet dilinin gündelik ve olağan antrenmanlarıydı.
"Hz. Ali'yle alakaları kalmayan Alevi yaşam tarzı", "Soy sop" yuhalatmaları, "cemevinden ibadethane olmaz" devlet tebligatları, yaradandan dolayı "sevilen" Ezidiler, Zerdüşti PKK'lılar söylem demetiyle kristalleşen devletin resmi dinine aykırı görüş beyan etmek "ifade özgürlüğüne" değil devlete karşı işlenen "suç" kapsamına girerdi..
"Halkın bir kısmının dini duyguları" ifadesi ülkemizde "devlet otoritesi ve iktidarının tam da kendisini" imlerdi..

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi