• $7,4351
  • €9,0442
  • 439.392
  • 1530.15
08 Aralık 2011 Perşembe

Engellileri de 'yürütmeyiz'!

Kutlama yoğun takvimimizdeki 3 Aralık Engelliler Günü, 'lütufkar' siyasiler ve bağışperver sivil toplum örgütlerinin basın açıklamalarıyla kutlanırken Tekirdağ Çorlu'da engelliler 'yürütülmedi'.
Çorlu Kaymakamı, Türkiye Sakatlar Derneği Çorlu Şubesi üyelerinin Atatürk Meydanı'na yürümesine 'trafiği engelleyecekleri ve çevreye rahatsızlık' verecekleri gerekçesiyle izin vermedi.
Sosyal ve ekonomik hakları söz konusu edilmeyen sosyal yardım ve bağışlara bağımlı hale getirilmiş engellilerin 'yürümesi ve hele basın açıklaması' yapması mümkün müydü?
Evlere kapatılarak toplumsal yaşamdan tecrit edilmiş engelliler, 'haklarından' ziyade kurdeleli, tekerlekli sandalye şovları ve cüzi 'evde bakım yardımıyla' himaye edilmesi gereken 'edilgen grup' değil miydi?
Dolayısıyla şimdi ne 'hakla' tekerlekli sandalyeleriyle trafiği engelleyip, rampasız yollarda çevreyi rahatsız ederek kamusal alanda bir de basın açıklaması yapacaklardı?
Zaten devlet, engelli haklarıyla ilgili yasaları metinlerde 'unuttururken', devlet kadrolarındaki engelli kadrolarının yüzde 53'ü yıllardır boş tutulup, engelliler sivil toplumun kanatlarının altına itelenirken, engellilerin siyasi özne gibi yürüyüş yapmaları idari amirleri daha fazla rahatsız etmiş olmalıydı.
Milyon dolarlık adliye, kaymakamlık ve diğer kamu binalarının yüksek basamaklı girişleri bir yana, durakta iki dakika duramayan engelli otobüsleri ya da rampası yol çalışması nedeniyle kapatılmış engelli asansörleriyle görünüşte 'kozmetik duyarlı' ama fiiliyatta zahmet verici devlet yaklaşımını göstermiyor muydu?
633 sayılı KHK ile Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın 3 Haziran'da kapatılması ve yerine Özürlü (!) ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün oluşturulması, engellileri 'yardıma muhtaç ve evde kalması zorunlu' tanımına zorlamıyor muydu?
Yaşlı ve bakıma muhtaç nüfus gibi kodlanan engellilere 'acınacak', 'yardım bekleyen', 'edilgen' bir kimlik kartı bizzat devlet tarafından tebliğ ediliyor.
Kamuda yıllardır 23 bin 360 özürlü kadrosu boş beklerken ya da 4-18 yaş arası 1 milyon engelli çocuğun sadece 30 bini eğitim alırken ya da 8.5 milyon engelli vatandaşın %36.3'ü okuma yazma oranı, bu sosyal dışlamanın boyutlarını vermekte.     
Yetenekli ve başarılı, sınav kazanan engelli öğrencileri 'yeterli altyapımız' yok diye geri çeviren eğitim kurumları, okula 9 yaşında anca başlayan öğrenci, 16 yaşına gelince 'bu yaşta' öğrenci olmaz diye ilişkisini kesen İlköğretim Yönetmeliği 'engellisavar' misali çalıştırılıyor.
Bu arada olur da iş bulup çalışan engelliye düşük ücret veren ama terfi vermeyen işyerlerinin, engelli çalıştırmayan işyerlerinden topladığı 'ceza parasını' yine bir fonda biriktiren devletin ve toplumun, engelliler için 'zihinsel altyapısı' yeterli derecede gelişmiş mi acaba?
Sanırız kadınlar, yoksullar ve engellilere sosyal/ekonomik hakları vererek 'birey olmalarını' sağlamak yerine, yardım paketlerine 'bağımlı' kılınarak 'pasifleştirilmesi' hem şirket devletin hem de piyasacı toplumunun sıhhatinin gereği olmalı...
Ondandır; engellileri de yürütmeyiz!

<p>Türkiye'de yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?</p><p>HDP tabanı hangi olaylar sonrasında part

HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kafese giren adam ayıya yem oldu

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi