• $8,1556
  • €9,7346
  • 455.946
  • 1377.13
30 Haziran 2011 Perşembe

Devletin koruması altındaki kadın...

Sloganlara, pankartlara, protesto yürüyüşlerine nefes aldırmayan güvenlik devletinin, 'koruma altına aldığı kadınları' ya da 'sığınma evine' yerleştirilen kadınları katillerinden koruyamaması bir güvenlik zafiyeti değil mi?
Biber gazlı, elektrik coplu, tazyikli suların üzerlerine boca edildiği muhalifler, kamu malına zarar vermek ve teröristlikten içeri atılırken mahkemenin koruma tedbiri çıkarttığı 'kadının canı' nasıl oluyor da çocukların gözlerinin önünde alınıyordu?
Geçen haftaki kadın cinayeti takvimimizde 6 kadın cinayeti yer aldı.
Bartın'da Rengiye Mersinli'yi devlet koruyamamıştı. Rengiye'nin dava açtığı kocası tarafından ölümünün tanığı geride kalan iki çocuğuydu.
Denizli'de Fatma Bağcı da kaldığı sığınma evinin sokağında eşiyle burun buruna gelince öldürülmüştü.
Sığınma evleri hala katillere katliam yönünü işaret eden oklar gibiydi.
Devlet sahiden 'koruma altındaki canlılar' misaline denk kararlar çıkartarak 'koruma altına aldığı' kadınları neden koruyamıyordu?
Geçen hafta kocalarının elinden canını kurtaran kadınlardan bir tanesi dayanamayarak evinin ikinci katından atlamış, ötekisi ise yine kocası tarafından silahla yaralanıp arabadan atılmıştı.
Bu kadınların boşanmak taleplerinin, ecellerini çağırmaktan farkı yoktu. Kadının toplumsal hayatın karar süreçlerine katılımını bırakın kendi hayatı üzerindeki iradesi bile şiddetle susturuluyordu...  
Kadın ve erkek eşitliğinin toplumsal alanda temsil edilmemesi bir yana, asıl dramatik olan kadının eşit vatandaş algısının azalarak 'ezilen ve şiddet gören' kimliğinin her gün daha da olağanlaşmasıydı. Kadın gelişmişliğinde İran ve Mısır'ın, kadın istihdamında Katar'ın gerisinde kalan Türkiye'de, kadının 'güvenlik hakkını' sağlamak ivedi değil miydi?
Ama yapılan düzenlemelerle kadın eğitim ve işgücü dışında bırakılmasına ilaveten aile içine yerleştirilip, geleneksel rollerle babaya, kocaya daha da sonra devlete bağımlı kılınıyordu!
'Kadın ve Aileden sorumlu' Devlet Bakanlığı'nın kaldırılarak yerine 'Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın' kurulmasıyla da kadın varlığı 'aile unsuruna dönüştürülüp 'haklarının' yerine 'sosyal yardım' vaat ediliyordu.
Hızlı kapitalistleşme sürecinin erittiği ahlaki değerlerin ikamesi için kadın 'aileye' yapıştırılarak, aile hiyerarşisine tabi olduğu takdirde sosyal yardım sağlanacağı belirtiliyordu...
Bu aynı zamanda evde kalan kamusal alanda yer almayan kadınların büyük kitlesel siyasi angajmanını da beraberinde getiriyordu...
Yani evli ve aile-içinde kalarak bakım hizmetlerini üstlenen kadınlara bağlanacak maaşlar ve sosyal yardımlar belki de devlet koruması altındaki kadının yegane tarifi oluyordu...

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler

Petranboard'u kapan zirveye koştu

Muş'un yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı