• $7,43
  • €8,9984
  • 438.975
  • 1467
17 Aralık 2011 Cumartesi

Darbe yargısının 'sürekliliği'

Solgun bir fotoğraftan bize bakan Erdal Eren'in 17 yaşında idamının üzerinden 31 yıl geçti ama küreselleşmeye geçişte taşeronluk yapan darbe dönemlerimize karşı zihinsel sadakatimiz bir türlü eksilmediği gibi artıyor.
Günümüzde yaşlı general hayaletlerine endekslenmiş dikta rejimlerinin tek bir hukuk dışı icraatını bile yargılayamazken, bol tadilatlı anayasasından bile ayrılmaya hiç niyetimiz yok.
Neoliberal kanatlarıyla ekonomisi uçan Türkiye, aksine darbe mahsulü 'örgütsüz, sus pus, itaatkar' toplum inşasını bitirirken, darbe dönemi yargı pratiklerinden epeyce faydalanmayı biliyor.
'Reformize' yapısıyla demokrat yargı sistemimiz, sanki kapanmış tarihi devirler gibi söz edilen 12 Mart ve 12 Eylül Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin hukuksuzluğunu gidermektense 40 yıl sonra bile bu kararlara atıf yapmayı sürdürüyor.
Mesela 2005 yılında düzenlenen Türk Ceza Kanunu'nun 215. maddesinin 'suçu ve suçluyu övme' fiilinin gerekçesinin 2 Mayıs 1972 yılındaki Ankara 1. Sıkıyönetim Mahkemesi'nin kararına dayandırarak Deniz Gezmiş anmasının 'suç' olması gibi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının adil olmayan çok tartışmalı yargılamalarını yapanlar ya da 17 yaşındaki Erdal Eren'i bir çırpıda yargılayıp, yaşını büyütüp idam kararı iki kez bozulmasına rağmen darağacına gönderenler 'unutturulup' zayıf hafızamızdan siliniyorlar.
Ama Deniz Gezmiş için anma töreni yapılınca Deniz Gezmiş'in 'suçlu' olduğu 'hatırlatılıp'   törene katılanlar hakkında da 'suçluyu övmekten' soruşturma açınca günümüz yargı zihniyetinin Sıkıyönetim Mahkemeleri'nden farkı nerede kalıyor?
Bugünün muhaliflerini/sol görüşlü gençlerini ehlileştirmek için darbe tarihinin utanç kararlarına müracaat etmek darbeyle değil; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla hesaplaşmayı istisnasız sürdüren otoriter devlet refleksini göstermiyor mu?               
İsmail Saymaz'ın Radikal'deki haberinde Kocaeli'nde yasal birer kuruluş olan Halkevleri, SDP ve ESP üyesi 22 Kasım'da gözaltına alınan 15 kişinin tutuklanma gerekçelerinde Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan anmaları da yer aldığı yazıyordu.
Tutuklanan arasındaki Kocaeli Üniversitesi öğrencisi 19 yaşındaki kronik karaciğer hastası İzzet Necati Henden, 21 yaşını doldurmadığından Kandıra F Tipi Cezaevi'nde tek kişilik hücreye alınmıştı... 
İddianameye 12 Eylül referandum öncesi Başbakan'ın 'Askeri darbede haksız idam edildiğini' gözyaşlarıyla Erdal Eren'le birlikte dile getirdiği Necdet Adalı'yı anma suçu da eklenmişti.
Yine Adana'da 29 kişi için 12 Eylül döneminin idam ettiği Dev-Yol'cu Mustafa Özenç'i kabri başındaki anmaya katıldıkları için 'terör örgütünü övmekten' soruşturma açıldı.
İstanbul Üniversitesi de geçen hafta 6 Mayıs 2010'da Avcılar Kampusunda 'Deniz Gezmiş anmasına' katılan ve gözaltına alınan 33 öğrencisinin okuldan uzaklaştırma cezasıyla ıslahatına karar vermişti.
Yani darbeler tarihimizin ibretlik hukuk-dışı askeri mahkemelerinin idam kararlarını bugünün sivil yargısına 'suç' referansı yapıp eklemleyen 'süreklilikle', hangi dönemi geride bıraktığımızı iddia edebiliriz ki?
Ya da neyle hesaplaşıp güya yüzleştiğimizi...

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Define için 45 metre tünel kazmışlar! Suç üstü yakalandılar

Trakya beyaza büründü