• $7,6876
  • €9,1265
  • 417.874
  • 1530.4
28 Nisan 2011 Perşembe

Çocukların yurdu var mı?

Yıkarak ilerleyen mülki zihniyetin, Kars'taki 'İnsanlık Anıtı' heykelinin kafasını kopartarak asabını yatıştırdığı ülkede 'hayat' başta çocuklar olmak üzere hiç kimse için tekin değildi.
Örgüt üyesi olma şüphesiyle gözaltına alınan 7 yaşındaki çocukların, açlıktan öldüğü otopsi raporuyla belgelenen bebeklerin ve kafatasları gaz bombasıyla kırılan ezilen, yüzü yanan, kör olan çocukların yurdu bizim yurdumuz muydu?
Çocuk ruhlarını zalimce kanırtan 'barbar düzen' bütün dişlileriyle çocukların üzerine çökmüştü.
Kimse çocukların ne varlığını ne de acısını duymuyordu 'Sevgi Evlerinde' devlet korumasındaki çocuk baldırlarını kızgın çatalla dağlayan bakıcı anne dahil.
İzmir de okul kapısının 10 TL'lik parçası 8 aydır alınamayınca demir kapı üzerine düşen 4 yaşındaki Mehmet  ölüyordu...
Samsun Bafra'da İlçe Eğitim Müdürlüğü, resmi internet sitesinden 'gururla' yardıma muhtaç çocuk sicillerini sunuyordu! 468 çocuk, açık kimlikleri, gelir durumları listesi ve toplu fotoğraflarıyla kamuya ilan edilmişti. Ve bu defa yine 'koruyamadığımız' çocukların haysiyetinin nasıl gözü dönmüş politik PR'ca parçalandığını tecrübe ediyorduk.
Ne de olsa göstere göstere 'sosyal yardım' yapmanın maliyeti siyasi ranta dahildi...
İstanbul'da ise 13 yaşındaki İlköğretim öğrencisi kıza müdür talimatıyla dersten çıkartılıp
'gebelik testi' yaptırılıyordu...
Ankara'da sokakta müzik yapan üç liseli genç, 23 Nisan'da gözaltına alınıyordu.
Suçları ise Kabahatler Kanunu'na göre 'başkalarını rahatsız edecek şekilde mal ve hizmet satmaktı!'
Çocuk ve gençlere ya suçlu ya da kurban kimliği elden dağıtılırken heykelin başı elmas kesme makinesiyle çoktan kesilmişti...  
 
EN UCUZUNDAN 'SOSYAL HİZMET' VERİLİR        
Öte yandan tarihe gömülen sosyal devlet bakiyesi, zihinsel engelli çocukların bakımı için 'bina temizliği yapan ucuza taşeron firma' bakınıyordu...
Mersin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun (SHÇEK), zihinsel engelli çocukların bakımı için açtığı ihaleye yine 'temizlik işleri' yapan firmalar katılacaktı...
Ve ihale şartnamesine çocukların 'itilip kakılmaması, rencide edilmemesi' şart konulmuştu.
Böylece birkaç aylık kiralık elemanlar, baştan uyarılarak zihinsel engelli çocuklarımız emanet edilecekti.
Hanidir devletin yükümlü olduğu tüm sosyal hizmetleri 'taşeronlaştırarak' en ucuza mal etmenin adı da, 'kamu dışarıdan hizmet alıyor'a çıkartılmıştı.
Oysa devlet, 'köle emek' vasfında işçiyi simsarlardan kiralıyordu.
Ve hem o işçinin çaresizliğini hem de korumakla mükellef olduğu çocukların mağduriyetini derinleştirerek piyasadan birilerine epey kazanç sağlıyordu.
Engelli çocukların öz bakım becerilerinden zihinsel becerilerini geliştirmeye yönelik sürekli 'nitelikli eğitim' ve 'uzmanlık'  konusu gereksiz bir detaydı...
Ayrıca bu kadroları dolduracak yüz binlerce eğitimli sosyal hizmet uzmanı, sosyolog, psikolog, öğretmen 'vasıfsızlaştırılarak' büyük işsiz nüfusumuza kayıt edilmişlerdi...      
SHÇEK'e hatırlatalım, sosyal hizmetler ne yardıma ne de sadakaya benzer.
Sosyal yardım, temel vatandaş hakkıdır ve devletin vatandaşından bugün esirgediği sıcak, şefkatli, koruyucu ve insan onuruna yakışan yaşamı sunan yüzüdür, pazarlığa müsait değildir!

<p>Cumhurbakanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye - ABD ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu. Kal

'NATO savunma sistemine entegre edilmeyecek'

Adana'da yanan ormanlık alanlar tekrar ağaçlandırılmak üzere hazırlanıyor

Yaren Leylek ve Adem Amca, 10'uncu yılda da buluştu

Bitlis'te besiciler kış şartlarındaki zorlu mücadelesi