• $7,3903
  • €8,9837
  • 440.907
  • 1545.43
15 Aralık 2011 Perşembe

Almanya- Avrupa Birliği

Almanya geçen hafta cuma günü AB Liderler Toplantısı'ndan AB'deki hegemonyasını tescilleyerek çıkan ülke oldu.
Almanya'nın önerdiği 'mali sıkılaştırma' planını kabul eden AB ülkelerinin bütçeleri
AB'nin denetimine girerken, mali disiplini ihlal eden hükümet ve başbakanlar, Avrupa Adalet Divanı'nda yargılanacaklar.
Euro Bölgesi'nde para birliğinden sonra kurulacak mali birliğin tartışmasız lideri Almanya'nın, bölgedeki ülkelerin ekonomik egemenliklerini emperyal güdümünün altına alacağı muhakkak.
Dış ticaret fazlası veren, katı mali kurallara bağlı, dünyanın önde gelen ekonomisi Almanya'nın yıllardır aşırı kaynak aktararak cari işlem ve bütçe açıklarını şişirdiği Güney Avrupa ülkelerinin dizginlerini eline alma zamanı şimdi gelmişti.
Böylece AB'nin atadığı teknokrat hükümetli Yunanistan, Ağlayan Bakan'lı İtalya, AB borç rekorunu elinde tutan İspanya, Portekiz ve sırasıyla Doğu Avrupa ülkeleri bütün ekonomik varlıklarıyla AB'ye daha doğrusu Almanya'ya devrediliyordu.           
AB'deki bu dönüşüm, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomik 'dayatma ve kısıtlamalarla' denetim altına alınan ve kendisine karşı AB siyasal projesi devreye sokulmuş Almanya için 65 yıl sonra büyük bir tarihi rövanşı da simgeliyor.
Felaket boyutlarına varan mali kriziyle Euro Bölgesi'nin Almanya'nın hegemonyasına tabi hale gelmesiyle tabii ki batık devletlerin borçları sermaye ve finans kesimlerine dokunulmadan tavizsiz 'neoliberal reçetelerle' halklara ödetilecek.
Öte yandan Alman halkıysa son on yıldır yüzde 4.2 gerileyen ücretleriyle Alman ekonomisinin emsalsiz rekabet gücünün dayandığı 'düşük iş maliyetini' oluşturuyordu.
İhracatı yüksek, tüketimi dar, işgücü maliyeti düşük Alman ekonomisi, az ücretli işler üreterek istihdam sağlayan işverenleriyle de destekleniyordu.
Ama Alman halkı, AB'nin bu demir yumruk ekonomisinden çok da hoşnut görünmüyor ve eriyen refah devleti standartlarından göçmenleri sorumlu tutuyorken, Türklere karşı ırkçı sağ cinayetlerinin ortaya çıkması boşuna değildi.
Almanya'da 8 Türk ve bir Yunan'ın hunharca öldürülmesi kadar bu cinayetlerin 'Dönerci cinayetleri' oryantalist adlandırmasına maruz kalması da düşündürücüydü.
Son on yıldır cinayetleri işleyen, Türklerin oturduğu binaları kundaklayan Neo-Nazi örgütünün Alman istihbarat teşkilatınca korunduğu ve Alman devletinin bu ırkçı örgütlenmeyi görmezden geldiği iddiaları hala geçerliliğini koruyor...
Bu arada aşırı sağcı bir İtalyan'ın iki Afrikalı'yı öldürmesi AB'nin hem ekonomisi güçlü Almanya, Hollanda, Avusturya gibi hem de 'kemer sıkan' borçlu ülkelerinde de yükselen sağ popülist siyasetin 'ırkçı' motifinin sokağa çıktığını gösteriyordu...
Anlaşılan sosyal hakları, kamu hizmetleri, emeklilik yaşı dahil refah devleti kalıntılarını kaybeden kitleler kah liberal kah muhafazakar değerlere sığınan ırkçı ve yabancı düşmanı söylemle 'pasifize' edilecekler.          
Avrupa mazisinin 'modernlik patolojisi' ırkçılık kabuk değiştirerek popülist sağa yuvalanıp temsili demokrasiye inancını ve ilgisini kaybetmiş seçmenler örgütlenirken, Almanya güdümündeki AB'nin 'euro istikrarı' uğruna neye dönüştüğünü de izleriz...

<p>Peki, doğru beslenme nasıl olmalı? Vücudu yeni haftaya nasıl hazırlamalı? Beslenmede doğru biline

Beslenmede doğru bilinen yanlışlar neler?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''