• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
5 Ocak 2013 Cumartesi

Sükunet, lüks ve keyif

Ege Denizi'nde saklı bir Yunan Adası, Ikaria... Zaman kavramı olmayan Ikarialılar, deniz ürünleri ve ot yiyip, bol şarap eşliğinde huzurlu bir hayat sürüyor. Kar-kış demeyin; bir parça huzur arıyorsanız Ikaria için doğru zaman...

'Zamanın durduğu ada' diye yazmak istiyorum ama aslında zaman kavramının olmadığı bir ada burası... New York Times'ta, Tom Brady imzasıyla geçtiğimiz ay yayımlanan bir habere de konu olunca, Ege Denizi'ndeki Ikaria Adası'nı (kış mevsiminde daha da güzelleştiğini bildiğim için) sizlere anlatmak istedim. NYT'nin haberinde pek yeni bir şey yoktu aslında, bilinenlerin tekrarı... Malum, insanoğlu 'uzun yaşamanın derdinde'; insan ömrünü uzatan şeyler de doğal olarak gazete sayfalarında... 
"ikara.jpg"Sözünü ettiğim haberde farklı olarak, uzun yaşamanın iyi mi, kötü mü olduğu da tartışılıyor ve söz Ikaria Adası'na getiriliyor. Yunanistan hep kriz haberleriyle gündeme gelecek değil ya... Söz Tom Brady'de: 'Birçok kişinin 90'lı yaşlara kadar yaşadığı Yunan adası Ikaria'nın sakinleri, kuşakların geçişi hakkında fazla düşünmedikleri gibi, zaman veya para konusunda da çok kaygılanmıyorlar. Yiyeceklerinin çoğunu kendileri yetiştiren bu insanlar, istedikleri kadar uyuyor, maddiyata pek önem vermiyor, öğleden sonraları arkadaşlarıyla yörede üretilmiş şaraplar ve ev yemekleri eşliğinde uzun uzun sohbetler ediyorlar. Bu etkenler, dünyanın en yüksek yaşam ortalamalarından birine sahip olan Ikaria'daki çarpıcı uzun ömür oranına katkıda bulunuyor olabilir.
Adada az sayıdaki doktordan biri İlias Leriadis, 'Burada insanlar geç yatar, geç kalkar ve her zaman şekerleme yapar. Kimsenin saat takmadığına dikkat ettiniz mi?' diyor. Leriadis adalıların muhtemel 'uzun yaşam sırrı'na dikkat çekiyor: Burada saati hiç umursamayız.'

BAĞIMSIZ DA OLMUŞTU

Balkan Savaşları öncesine kadar, yani 17 Şubat 1912 tarihine dek Osmanlı egemenliği altında bulunan Ikaria Adası, beş aylık bağımsızlık sürecinin ardından, bir antlaşmayla Yunanistan'a bağlanmış. 
Deniz ürünleri pek meşhur; Atina'nın balık, ıstakoz, ahtapot ihtiyacının neredeyse tamamını karşılıyor. Gidip görmek isterseniz ulaşımı da zor değil... Önce Kuşadası'ndan Samos'a (Sisam) geçmeniz gerekiyor, zaten oradan da Ikaria'nın Evdilos ya da Ag. Krikos limanlarına her gün en az bir feribot kalkıyor. Yıllardır Samos'a gidip gelmeme rağmen, Ragıp Duran'ın bir yazısını okuyunca ilgimi çekmişti Ikaria...
Ragıp ustamız, adadaki 'gevşek yaşamı', Baudelaire'in 'Calme, luxe et volupte' (Sükunet, lüks ve keyif) dizesinden hareketle öyle güzel anlatmıştı ki, canım orada olmak istedi. Dayanamadım ilk fırsatta resmen koşup gittim Ikaria'ya... Görünce daha çok etkilendim; doğal, çok sakin ve huzurlu bir yer gerçekten. Bu nedenle NYT'nin haberi en azından beni şaşırtmadı. Hatta Ikaria'da, yakın bir zamanda yaşanmış gerçek bir öykü anlatmışlardı bana, sizlerle de paylaşayım: 106 yaşındaki bir adalı, 96 yaşındaki eşini kaybettikten bir süre sonra, 87 yaşında yeni bir hanımla arkadaş olmuş ve onu her biri 70 yaşın üzerindeki çocuklarıyla tanıştırmak için ABD'ye götürmüş.
Ikaria'da başka hiçbir yere benzemeyen bir özellik de hayatın geceleri akıyor olması. Eskiden kalma bir alışkanlıkmış bu durum. Gündüz tarlalarda çalışır, akşam oldu mu eğlenmeyi ihmal etmezlermiş. Bir de korsan efsanesi var kulaktan kulağa yayılan... Korsanlara karşı gün boyunca tetikte olmak gerektiğinden, ancak gece boş zaman bulabiliyorlarmış yiyip içip sohbet etmeye ve şarkı söylemeye...
Onu bunu bilmem, sıcak ve uzun yaz günleri, ılık güz günleri, hava poyraza, karayele dönerse soğuk kış günleri hala inanılmaz sessiz ve sakin... Zaman durmuş gibidir, her şey ağır çekim yaşanır. Güneşin batmasıyla birlikte ufak bir telaş başlar. Ortalık hareketlenir, sokaklar şenlenir; ama huzur her daim hissedilir.

İYİ ŞARAP İÇİYORLAR

Denizden ne çıksa yiyorlar, domates dolmalarını envai çeşitte yapıyorlar, kırmızı et pek az, o da keçi eti, sebzeye dayalı bir mutfak ağır basıyor, ızgara ya da fırınlanmış sebzeleri bol kekikle yiyor, iyi şarap içiyorlar; bol bol sohbet etmeyi, gırgırı ve şamatayı seviyorlar; bir saatten sonra müziksiz duramıyorlar. Susamlı kurabiyeleri de meşhur...
Dükkanların çoğu gece sabaha kadar açık... Gündüz sokaklarda hayat yok demiştim, insanlar ya uyuyor ya dinleniyor. Esnaf kendi keyfinde, ya yandaki kahvede ya da denizde...
Ürettikleri şarap koyu kırmızı renkte, kekremsi, ama hoş... Biraz Cotes du Rhone tadına yakın, ama alkol oranı hayli yüksek. Bu nedenle Yunan yasaları gereği resmen piyasaya giremiyorlar. Şaraplarının alkol derecesini düşürmektense, ihracat yapmamayı tercih ediyorlar. 'İsteyen gelsin, burada içsin' diyorlar. Yani dünya umurlarında değil. İsteyen istediği kadar yanında götürebiliyor, Ada'dan şarap çıkarmak yasak değil, sadece ana kıtaya sokmak yasak. Bu adada zaman kavramı yok ama her anlamda hayat var.

ADINI IKARUS EFSANESİNDEN ALDI
Mitoloji Sözlüğü'nden Ragıp Duran'ın yorumuyla, İkarus (aynı zamanda bugün adanın şarap markası), vakti zamanında Girit'ten kalkmış, hani gırgır olsun torba dolsun babından, çıtalar ve koyun derisinden kendine kanatlar yapmış; maksat uçmak, seyahate çıkmak, rüzgar nereye götürürse... Babası da tembih etmiş aslında: 'Bak oğlum kuşların uçuşlarını incele, onlardan öğren, ona göre yön ver kendine... Havada ne çok alçak uç, yoksa denize takılırsın; ne de çok yükseklere çık, yoksa sonra Güneş'e yaklaşırsın' demiş.
Bu mitolojik, yani erken Grek döneminin Hezarfen Çelebisi, babasını dinlememiş. Aklı bir karış (aslında bin karış) havada, Girit'ten Doğu'ya yönelirken (Googleearth bakış açısına sahip olabilecek kadar) yükselmiş de yükselmiş. Ne var ki, dönemin altyapısı süpersonik durumlara henüz cevap vermediğinden ve dahi koyun derisi çıtalara mumla yapıştırılmış olduğundan, güneşin sıcaklığıyla kanatlar kaput olmuş ve bizim İkarus pat diye düşüvermiş Ege Denizi'ne... İşte o gün bugündür, Samos (Sisam) ile bu bizim ada arasındaki denize Ikaria Denizi, adaya da Ikaria adı verilmiş.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor