• $ 7,8158
  • € 9,4809
  • 461.388
  • 1330.87
Reklamı Kapat

Mutfak aşkın mekanıdır

Laura Esquivel'in kaleme aldığı 'Saklı Lezzetler' yemeğe farklı açılardan yaklaşıyor. Kitapta sıklıkla mutfağın aşkın mekanı olduğu anlatılıyor; yiyecek, bilgi ve zevk arasında ilişkiler kuruluyor.

Aşk ve mutfak üzerine fazla kafa yormaya gerek yok, yaşananlar, yaşanılanların anlatımları, çekilen filmler yeter. Acı Çikolata'yı nasıl unuturuz, hele filmini... Herhalde en iyi aşk filmlerinden biridir. Acı Çikolata'nın yazarı Laura Esquivel'in kaleme aldığı son kitap Türkçe'de, 'tenceresine sığmayan' bir kitap diye tanıtıldı. Kitaptaki yemekler hem içerik hem de üretim açısından gerçekten 'Saklı Lezzetler'... Yazıların ortak noktası, yemek yapma tutkusu. Kitabın 'Yemeğe felsefi yaklaşım' şeklindeki alt başlığından da anlaşılacağı gibi Esquivel, yemeğe farklı açılardan yaklaşıyor.
Sıklıkla mutfağın aşkın mekanı olduğunu anımsatıyor. Adem ve Havva'nın cennetten kovulmasına neden olan elmanın ana rahmini andırmasından başlayan, 'yiyecek, bilgi ve zevkin' yazınsal yaratıda birlikte anılmasından vazgeçilmesinin olumsuz etkileriyle devam eden ve bu zevke yeniden dönmenin yollarını arayan, bütünüyle alıntılanacak bir metin. Yazar mutfağın herkesi birleştirebilecek, insanın içindeki yaratıcılığı, sevgiyi ortaya koyabileceği bir ortam, hepsinden önemlisi kendini tanıma ve anlama çabası için en uygun yer olduğunu düşünüyor.

AŞK VE EDEBİYAT OKULU
Mutfak aynı zamanda aşkın da mekanı, edebi konuların tartışıldığı bir kürsü, insanın yalnızlığından kurtulabileceği mükemmel bir sığınak, herhangi bir eğitim kurumundan çok daha insani, sıcak bir okul. Dünyayı    10 sene önce adeta kasıp kavuran bir kitaptı 'Saklı Lezzetler', 1,5 yıl kadar önce Can Yayınları'ndan yayımlandı ama bendeniz yeni okuyabildim... Kitapçı raflarında rastlanıyor, internet dükkanlarında satışta... Bölümler kısa, metinler akıcı. Aralara serpiştirilmiş bir kaç yemek tarifi de yer alıyor kitapta.
Ancak esas olarak bir tarif kitabı değil bu, mutfak ya da yemek kültürü kitabı da değil. Yazarının önsözde anlattığı gibi bu bir felsefi deneme. Kitaptaki metinler 'yeni insan' için, onu anlatmak için yazılmış. Diyor ki, Laura Esquivel: 'Bu yeni insan kim? Yeni insan, geçmişini, geçmişin deneyimlerini, yitirilmiş tatları, unutulmuş müziği, büyükbabalarının ve büyükannelerinin yüzünü, ölülerinin mizacını yaşama katabilen insandır. Üretimden çok üreten insanın önemli olduğunu, insan gelişiminin temel amacının insanın, bütün insanların refahı olduğunu unutmayan insandır. Yeni insan bütün insandır. Bizi bölen hep bir tarafımızı eksik, kötürüm bırakan ve bizi mutsuz eden önyargılardan arınmayı başarmış olandır...'
Bir alıntı da, 'Acı Biber' başlıklı bölümden: 'Eğer kişiyi, ne yediği, kiminle yediği, nasıl yediği ve yediğine verdiği anlam belirliyorsa, biz Meksikalılar için, mısırın çocukları olduğumuz ama acı biberle yoğrulduğumuz sonucuna varılabilir.'

Can boğazdan gelmez, gider!
Bir Lezzet yazarının kolay kolay yazamayacağı bir sözü, diyet gurusu diyebileceğimiz Murat Kınıkoğlu söyleyebiliyor: 'Az yemek gerek, düşük kalorili beslenmek gerek...' Şimdi ocaktayız, 'Kış kilolarını nasıl vereceğiz?' başlıklı yazıların yayımı yakındır.
Murat Hoca'nın önerilerini bir araya getirdiği, 'Kınıkoğlu Diyeti' adlı kitabında, 'doktor' bakın neler yazmış:
'Sağlıklı bir insan iç organları olduğunun farkında değildir. Kalbiniz olduğunu fark ettiğinizde ya kalbinizde ciddi bir sorun vardır ya da sinir sisteminiz bozulmuştur. Aynı şekilde midenizde bir ağrı hissediyor, hazımsızlıktan, gazdan şikayet ediyorsanız ilk aklınıza gelen şey kötü beslenme olmalıdır.
Bize hep çok yemenin sağlık getireceği öğretildi. Pek çok insan, bol kalorili, proteinden zengin, yağlı ballı beslenmenin güç vereceğini, yorgunluğu gidereceğini, grip başta olmak üzere hastalıklara direnci artıracağını düşünüyor. Ortak hafızamızdaki 'zayıf insan=hastalık' denklemi bu yanlış düşüncemizi pekiştiren nedenlerden biri olmuştur.
Oysa yapılan bilimsel çalışmalar 'canın boğazdan gelmediğini, tam tersi boğazdan gittiğini' gösteriyor. Kanserden kalp damar hastalıklarına kadar pek çok önemli rahatsızlık, çok yiyenlerde ve şişmanlarda daha sık görülür.
Dünyada uzun ömürlülük ile beslenme arasındaki ilişkiyi araştıran binlerce araştırma yapılmıştır. 'Az yemenin' insan ömrünü uzattığını gösteren pek çok çalışma vardır.'
Kitapta bu araştırmalardan örnekleri okuyabilirsiniz. 'Murat Kınıkoğlu dinlenmeli mi?' Yanıtı zor bir soru bu... Belki de yeni bir yılın kararları arasına girebilir bu öneriler...

Modası geçmeyecek bir yemek kitabı
Türkiye'de kendi tarzlarıyla yer etmiş altı isim, 'Hayat Dolu Sofralar' kitabı için altı farklı konseptte sofra kurmuşlar, kitabın yazarı Tülin Doğruer de uygun yemek tariflerini vermişti. Bu kitabı geçen yıl bulamamıştım, bu yılbaşında bir arkadaşım armağan edince karıştırdım ve 'Bu modası geçmeyecek bir yemek kitabı' dedim... Kitap şu soruya yanıt aranıyor: Hazırladığınız sofralar sizi ne kadar anlatıyor? Tarzınızı doğru şekilde yansıtan, duygularınızı ve kişiliğinizi dile getiren sofraları nasıl kuracağınızı biliyor musunuz?
Bakın kitaptaki kadınların sofraları nasıl:
- Siren Ertan Çarmıklı / Romantik: Hoş çiçekleri pembeler, pastel tonlar... Bu sofraya balkabağı çorbası, deniz mahsullü yiyecekler ve ördek gibi yemekleri romantik sunumlarla hazırlayabilirsiniz.
- Demet Sabancı Çetindoğan / Klasik: Bilinen, klasikleşmiş yemeklerin farklı bir dokunuş eklenmiş tarifleri var. Mesela portakallı mercimek çorbası, tavuklu sufle ve safranlı krep.
- Çiğdem Simavi / Minimalist: Çiğdem Hanım, bu konsepti kendi seçti. Daha düz, karışık soslar içermeyen yemekleri tercih edenler için.
- Begüm Şen / Pratik: Çok az vakti olan, son dakikada eve misafir geleceğini öğrenenler için. Mutfakta fazla zaman harcatmayan, daha basit yemekler için ideal.
- Zeynep Fadıllıoğlu / Osmanlı: Osmanlı mutfağına ait yemekler için...
- Didem Çapa / Bohem: Bohemle çok aram yok. Dolayısıyla en zorlandığım konsept bohemdi. Sofrası gibi mönüsü de enteresan olmalı diye düşündüm; tuzda balık, erikli ördek...

Kovid-19 geçiren insanlarda başka hastalıklar olur mu?

Kovid-19 geçiren insanlarda başka hastalıklar olur mu?

Türkiye'deki havucun yüzde 70'i burada yetişiyor

Türkiye'deki havucun yüzde 70'i burada yetişiyor

Felçli tilkiyi yürüteçle 'ayak'landırdılar

Felçli tilkiyi yürüteçle ''ayak''landırdılar

Çin Seddi'nin bilinmeyenleri

Çin Seddi'nin bilinmeyenleri