• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
24 Mart 2012 Cumartesi

Yanlış plan

Perşembe günü Lale Kemal ve Fikret Bila yazılarında hükümetin Kürt meselesindeki yeni yol haritasını anlattılar. Bu haritaya göre artık İmralı ve Kandil devreden çıkacak, sadece sivil siyaset kanalı muhatap alınacak, Oslo süreci olmayacak gibi maddeler yer alıyor. Şayet doğru ise, ben bu planın herhangi bir sonuç getireceğine inanmıyorum. 'İmralı devre dışı kalacak' ne demek? Öcalan'dan gayrı bir Kürt siyasi iradesi mevcut mu ki? BDP'nin tek başına muhatap olarak kabul edilmesi ne kadar gerçekçi? BDP değil PKK'nın tabanının olduğunu, Öcalan'ın iradesi dışında bir irade gösterilemediğini hepimiz biliyoruz. O zaman hükümet kendini mi kandırıyor?
AK Parti Türkiye'nin en zor meselesiyle ilgili çok cesur ve riskli adımlar attı. Ancak maalesef bunun karşılığında konunun muhataplarından büyük düşmanlık gördü. Sanırım bunun birikimi ile sertleşme ve strateji değiştirme yoluna gidiyor. Halbuki bir yandan terörle en etkili şekilde mücadele edip, diğer yandan demokratikleşme adımlarına devam etse ve baltalamak isteyen örgüte rağmen Oslo'da başlayan süreci tamamen rafa kaldırmasa...

Yasağa da şiddete de hayır!
Dönüp dolaşıp varılan yer hep aynı maalesef. Bu ülkeye bahar gelmiyor bir türlü. Oysa geliyor sanmıştık. Hem de defalarca. Bize yıllardır kışı yaşatan Kürt meselesinin çözümü için birkaç yıl önce nasıl da umutluyduk. Şimdi geriye bakıyorum da... İki yıl önce hakikaten güneşle birlikte bahar da gelmişti sanki. Nevruz ateşini Kürtler yakmış, bizler ısınmıştık.  Kazlıçeşme'deki kutlamalara Sabahat Tuncel'le birlikte gitmiştim. 2010 Nevruz'uydu. Ahmet Türk, Gültan Kışanak... Ve şu an hatırlayamadığım başka BDP'li vekiller de vardı. Taş atan, lokanta basan olmamıştı o Nevruz. Gün kavgası da yoktu. Yasak da. Gaz da yoktu, şiddet gören vekil de, hayatını kaybeden de...
***
Oysa şimdi? Nasıl gelindi bu noktaya?
Ben Nevruz üzerinden ortaya çıkan tabloda iki tarafta da hatalar görüyorum. Bir yanda hükümetin illa '21'inde kutlanacak. Diğer günler yasak' tavrı. Ne gerek var böyle bir yasağa? Resmi törenler 21'inde olsun ama isteyen istediği zaman kendine göre kutlamasını yapsın. 'Provokasyon tehdidi vardı' deniyor. E yasaklayınca ne oldu? Provokasyonun, kargaşanın önüne geçilebildi mi? Aksine! 'Yasak olduğu için ortalık karıştı' argümanı şiddeti legalize eden bir argüman haline geldi. Kısacası keşke tek bir gün kısıtlı olmasaydı.
Öte yandan hükümetin bu tavrının BDP ve PKK'da rahatsızlık değil, memnuniyet yarattığını düşünüyorum. Zira karışıklık çıkarmak için zemin arayan bir irade mevcut. Bunu BDP'li vekillerin verdiği demeçlerde, Karayılan'ın 'bu yıl Nevruz ateşini en yüksek yerde yakalım' mesajında ve ortaya çıkan tabloda görmemek imkansız. Lütfen son birkaç gündür yaşananlara bakalım: İstanbul'da kırktan fazla otobüs durağı yerle bir edildi, lokantalar yağmalandı, yoldan geçen arabalar taşlandı, Güneydoğu'da birçok şehirde hayat felç oldu, çatışmalar çıktı ve her şeyden önemlisi bir polis çıkan çatışmada hayatını kaybetti. Kimse beni bu şiddetin sırf 'Nevruz 21'inde kutlansın' dendiği için çıktığına ikna edemez! Nasıl etsin? Bundan iki yıl önce Sabahat Tuncel'in Nevruz günü yaptığımız röportajda bana dedikleri önümde: 'Bu halk çok mücadele etti ama hiç yılmadı. Her 21 Martta Nevruz ateşini yakmaya çalıştı.' E bu yıl da yapılmak istenen buydu: Ateşin 21'inde yakılması. Tamam diğer günler kısıtlamasına yanlış diyelim ama zaten işaret edilen gün tam da Sabahat Tuncel'in ateşi yakmak istediği gün!
Yıllarca Nevruz bırakın kutlanmayı, sokağa çıkmanın bile imkansız olduğu bir gündü. Güneydoğu'da caddelerde tanklar gezer, asker olağanüstü hal altındaki bölgede keyfine göre adam coplardı. O günler çok şükür geride kaldı. Bu iktidar Nevruz'u kutlamanın önünü açmakla kalmadı, o gün resmi törenlerle kutlanır oldu. Bu farkı görmemek üzüm yemek değil bağcı dövmek anlamına geliyor. Ben de meselenin çözümü için daha atılacak çok adım olduğunu kabul ediyorum. Kürt kimliğinin tanınması, anadilde eğitim... Kısacası Bir Kürt'ün kendini sistem karşısında bir Türk'ten farklı hissetmemesini sağlayana kadar gidecek çok yolumuz var. Ama bu yolu gitmeye çalışmak değil BDP'nin yaptığı!
Şiddet ve terörle araya mesafe koymayanlar sorunu çözmek değil yalnızca otoritelerini şiddet üzerinden 'ben de varım' diyerek kuvvetlendirmek istiyorlar. Kimse kusura bakmasın, ben bu iradenin sinsice 'mağdur edebiyatı' yapması karşısında sessiz kalamam!

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!

Sosyal medyayı sallayan en ilginç illüzyonlar