• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
28 Nisan 2011 Perşembe

Venedistanbul

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Yine yapacağını yaptı Başbakan. Müthiş bir heyecan dalgası yaratmayı başardı. Üstelik başından beri 'İstanbul ile ilgili bir çılgın projem var' dediği halde ülke çapında yarattı bu heyecanı... Kabul edelim ki çok başarılı bir merak-beklenti-vaat üçgeni çıktı ortaya. Zamanlama, konuşmadaki 'azz sonra' havası, projenin işaret ettiği vizyon ve ölçek...
***
Çizilen tablo Türkiye'nin artık ayan beyan başka bir çağa girdiğini de anlatıyor aslında. Kendimizi koruduğumuz, dış dünyaya göre şekillendirdiğimiz, tevazuyu egemen kıldığımız anlayıştan görkeme, iddiaya, 'ben de varım' demeye uzanan anlayışa... Bu anlayışın ilk belirtilerini başka sağ iktidarlarda görmüştük. Menderes'te, Demirel'de, Özal'da... Şimdi o damar vizyon ve istikrarla devam ediyor. Bize yakışan da işte böyle büyük düşünmek!

Vurun kahpeye!
Bir yanda çılgın proje, öte yanda çılgın yıkım... Oluyor mu hiç? Yepyeni bir İstanbul tasarımı masaya konurken ülkenin diğer ucunda bir heykelin dualar eşliğinde yıkılmasını izlemek bize yakışıyor mu? Bu görüntü acaba Başbakan'ın içine siniyor mu?
***
Ben hakikaten anlamakta güçlük çekiyorum. Neymiş efendim, güya o heykel zaten yıkılacakmış. Bu yıkım kararının Başbakan'la alakası yokmuş... Evet, Başbakan 'yıkın' talimatı vermemiş olabilir, vermedi de zaten. Ama o heykelin böyle apar topar yıkılması siyasal iktidara 'yağcılık', 'kraldan çok kralcılık'tan başka bir şey değil!
***
Bazıları diyor ki: 'heykel hakikaten ucube!' İyi de sanki biz yüksek sanat değeri taşıyan heykeller diyarı bir memleketin çocukları mıyız Allah aşkınıza? Kendimizi İtalya'da mı zannediyoruz mesela?
***
Kim ne derse desin, olanlar trajikomik! Memleket bir uçtan diğer uca hiçbir sanat değeri olmayan eciş-bücüş heykellerle kaplıyken tutup da tam da Başbakan'ın işaret ettiği bir tanesini yıkmak, üstelik bu yıkıma 'zaten beğenilmediği için yıkacaktık' kılıfı uydurmak orta zeka ürünü bile değil. Sanki Beşiktaş'ın ortasındaki ucube değilmiş gibi... Sanki Atatürk heykeli diye neredeyse her ilde karşımıza çıkan 0 sanat değerine sahip 'heykeller' pek güzelmiş gibi!
***
Çok yazık oluyor! Yıkmanın yerini yapmanın aldığı bir Türkiye'de bu manzaralar insanın içine hiç sinmiyor!

Hangi atalarımız-2
Salı günü Ermeni tehcirine karşı çıkan, birçok Ermeni yurttaşımızı tehcirden kurtaran ve bunun karşılığında görev yerleri değiştirilen, istifaya zorlanan ya da öldürülen Türk bürokratlardan bahsetmiş ve 'Türkler demek İttihatçılar demek değildir. Sizin atalarınız tehcire zorlayan İttihatçılar mı yoksa tehcirden kurtarmaya çalışan kahramanlar mı?' diye sormuştum. Ancak yerim az olduğu için birkaç isim verebilmiştim. Oysa tehcire direnen başkaları da vardı. Ankara Valisi Hasan Mazhar Bey, Kastamonu Valisi Reşit Paşa, Teşkilat-ı Mahsusa tarafından öldürülen Basra Valisi Ferit Bey, Yozgat Mutasarrıfı Cemal Bey, Kütahya Mutasarrıfı Faik Ali Bey, Teşkilat-ı Mahsusa tarafından öldürülen Bedii Nuri Bey, Sabit Bey...
***
Bu kadar da değil. Evlerinde Ermeni komşularını, dostlarını gizleyen isimsiz yüzlerce insan daha var. Bir de tehcire karşı duran aydınlar. Sevgili Taha Akyol salı günkü yazım üzerine bu aydınların başında gelen bir ismi hatırlattı: Halide Edip. Edip, tehcir kararının yanlış olduğunu Türk Ocaklarında söyleyecek kadar cesur yürekti... 700 İttihatçıya bir konuşma yapacak kadar gözü kara idi.
***
1915 olaylarını konuşurken bu isimleri anmamız şart. İnsanları yurtlarından eden, binlercesinin ölümüne sebep olan o kararı atalarımız vermedi. Bugün de devamı yaşayan bir faşist zihniyeti yaşatmak isteyen bazı 'toprakdaşlarımız' verdi!.

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı

Başkan Erdoğan, Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı'na canlı bağlantıyla katıldı