• $7,2801
  • €8,7848
  • 405.395
  • 1527.45
07 Ocak 2012 Cumartesi

Sivilleşmenin zaferi

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Bugün, yani 6 Ocak 2012 Türkiye için bir milat. Bugün bu ülkede ilk kez eski bir genelkurmay başkanı, hükümet hakkında olumsuz propaganda siteleri kurdurmaktan, darbe ortamı hazırlamaktan ve eylem planları kaleme aldırmaktan sorgulandı ve tutuklandı. Bu sivilleşmenin zaferidir! Bu hukukun önünde eşitliğin zaferidir! Bu demokrasinin zaferidir!
Olanlara bakıyorum da... İlker Başbuğ'un şüpheli sıfatıyla adliyeye gitmesi. Saatler süren ifade. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk. Mahkemede geçen saatler. Sabaha karşı açıklanan karar. Başbuğ'un cezaevine götürülüşü...  Son derece iç burkucu bir tablo!  Keşke, diyorum, keşke böyle olmasaydı. Keşke bu ülkenin ordusunun içine yerleşmiş darbecilik alışkanlığı bazı komutanlarımızı böyle esir almasaydı. Keşke İlker Başbuğ bu ülkeyi halkından korumaya çalıştığını ve sivil iradeyi hiçe saydığını ve bunların demokratik hukuk devletlerinde ağır bir suç olduğunu zamanında görseydi...
***
Ama göremedi. Başbuğ görev süresinin başından itibaren kendini bir askerden çok bir siyasetçi, bir sosyolog, bir ideolog olarak tanımladı. Toplumu şekillendirmeye, yargıyı etkilemeye, sivillere gözdağı, gazetecilere 'ayar' vermeye kalktı. Şimdi yargılandığı internet andıcı ve 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' hiç şaşırtıcı değil aslında. Başbuğ o sitelerde hedeflenen ama gerçekleştirilemeyen propaganda, o belgede planlanan AK Parti ve Gülen Hareketi'ne yönelik iftira ve yıpratma çalışmalarının işaretlerini göğsünü gere gere verdi. Ne zaman mı? Nisan 2009'da. O tarihte Harp Akademileri Komutanlığı'nda birçok gazeteciyi toplayıp iki saati aşan bir brifing verdi Başbuğ. Benim de dinlediğim o brifingde açık açık iki düşmandan bahsetti: PKK ve Gülen Cemaati. İkisi ile nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlattı. Yani eli silahlı bir terör örgütü ile bir sivil toplum hareketini aynı kefeye koydu, klasik 'iç düşman' algısıyla kendi döneminde neyle mücadele edeceğini tasvir etti. Yani kendi halkının bir bölümünün düşman olduğunu hiç saklamadan, gizlemeden gazetecilere anlattı eski genelkurmay başkanı. Tabii o zaman bizler ne andıç sitelerinden ne de mücadele planlarından haberdardık. Gülen cemaatine karşı cephe alacağını anlamıştık ama ötesini bilmiyorduk. Bu konuşmayı yaptığı tarih ile irticayla mücadele eylem planının yazıldığı tarih birbirini tutuyor. İkisi de Nisan 2009! Böyle bir tesadüf olabilir mi?
Hasan Iğsız, Hıfzı Çubuklu, Dursun Çiçek tutuklu olarak yargılanırken sürecin yukarı doğru işletilmesi hukukun gereğidir. Hatta geç bile kalındı. Bundan sonra süreç geriye doğru işletilmeli ve aynı kapsamda Yaşar Büyükanıt da yargılanmalıdır. Zira onun döneminde faaliyette olan psikolojik harp siteleri ortada. Hadi onu geçtim, e-muhtıra bütün Türkiye'nin gözünün önünde duruyor maalesef...

İlker Başbuğ'un avukatı: Büyükanıt yargılanmalı
Yukarıdaki yazıyı yazarken beni İlker Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer aradı. Bana kendi cephelerinden görünen tabloyu anlattı. Daha sonra çok ilginç bir şey söyledi. Bugün size onun görüşlerini de aktarmak istiyorum: Avukata göre internet andıcı davası temelsiz. Çünkü en son Başbuğ'dan önce güncellenen 35 site Taraf'ın haberi üzerine kapatıldı. Daha sonra Hasan Iğsız 4 yeni site kurulması talimatı verdi ama bu talimat site içeriğiyle ilgili değil, sitelerin kurulmasıyla ilgiliydi, zaten o siteler faaliyete geçmedi. İrtica İle Mücadele Eylem Planı ise emir komuta zinciri içinde hazırlanmış bir plan değil. Şayet belge doğru olsa bile bu münferit bir iş. Kısacası Başbuğ'un avukatı Sezer'e göre plan çerçevesinde Dursun Çiçek'in yargılanması anlaşılır ama Hasan Iğsız ve Hıfzı Çubuklu'nun yargılanmaları yanlış. İlkay Bey'in söylediklerinin bundan sonraki kısmı çok ilginç. Kapatılan 35 sitenin Başbuğ döneminden önce güncellendiği malum. Yani Yaşar Büyükanıt döneminde özellikle bir iki siteden siyaseti etkilemek yönünde yayınlar yapılmış. Avukat Sezer bunu kabul etti. 'Peki bu nedenle Büyükanıt'ın yargılanması gerekmez mi?' diye sordum, 'Burada yapılan bir ayıp var, suç var. Askerin siyasetle uğraşmasının yasak olduğu kanunda var. Bu kapsamda ilgililer yargılanmalı ama terör örgütü üyeliğinden yargılamak yanlış' dedi. Yani İlker Başbuğ'un avukatı Büyükanıt'ın ve dönemin diğer yetkililerinin propaganda siteleri nedeniyle 'askerin siyasetle uğraşması' kapsamında yargılanması gerektiğini teyit etti...

<p>Düşüncelerimizi durdurmanın bir yolu var mı? Uzman Psikolog Derya Yalçınkaya, aşırı düşünmenin sa

Aşırı düşünmekten nasıl kurtuluruz?

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu