• $7,3609
  • €8,9541
  • 436.97
  • 1536.11
12 Mayıs 2012 Cumartesi

Silivri'deki dünya

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Cuma sabahı bir grup gazeteci, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile buluştuk. İstikamet Silivri. Birlikte gideceğiz ve cezaevini gezeceğiz. Koğuşlar nasıl, şartlar insani mi, hastane işliyor mu, etraf temiz mi... Bir saat içinde 938 bin metrekarelik kampusa vardık. Size o kampusta neler gördüğümü anlatacağım ama öncelikle bu yazıyı yazarken hissettiklerimi söyleyeyim:
Ziyaret ettiğiniz yer cezaevi. Koşullar ne kadar iyi olursa olsun özgürlüğün elinizden alındığı, belli bir alana hapsedildiğiniz ve kontrol altında tutulduğunuz bir yer. Bunun ağırlığı var bir kere üzerinizde. Bir de medya, cezaevlerini Ergenekon ve Balyoz davalarıyla keşfettiği için otomatik olarak Silivri demek bu davalar demek gibi bir histen de kaçamıyorsunuz. Bu, Bakan'a yöneltilen sorulardan da belli. Oysa cezaevinin nüfusu 8379 ve bu iki davalardan yargılananlar, nüfusun yalnızca yaklaşık yirmide biri. İçeride birçok başka suçtan yatanlar var ve onlar üzerinden maalesef hiç konuşulmuyor.
***
Gelelim 'içeride' gördüklerimize. Size aşağıda rakamlar da vereceğim ama önce kabataslak bir 'nereye gittim, nasıldı'nın cevabını ileteyim: Cezaevini tanıtan bir kısa film izledikten sonra önce hastaneyi ziyaret ettik. Burası poliklinik iken iki ay önce devlet hastanesi haline getirilmiş. Şartlar son derece iyi görünüyor. 14 de yatak kapasitesi var. Cezaevlerindeki hastalarla ilgili birçok sorun olduğunu duyuyoruz. Sevk işlemlerinin yavaşlığıyla ilgili şikayetler de yapılıyor ama Silivri'deki hastaneyle ilgili söyleyebileceğim tek şey bu hastanenin gayet donanımlı olduğu. Demek ki bürokrasi hafiflese sorun kalmayacak...
Hastaneden sonraki durak yemekhane. Galoşları ve önlükleri giyip içeriyi geziyoruz. Dev kazanlarda günün yemeği pişiyor. Yemekler haftalık listelenmiş. Yıl boyunca ne yemek çıktığı o listede görülüyor. Yemekhane son derece temiz. Öğle yemeğini Bakan'la birlikte karavanadan yiyoruz. Mönü elimize verilen listedeki gibi: Mercimek çorba- tavuk- pilav. Bir ara medyaya Ergenekon sanıklarının şikayetleri yansımıştı, yemekler çok pis diye. 'Ben böyle bir şikayet duyunca habersiz olarak geldim ve apar topar yemek istedim. Hiçbir sorun yoktu' diyor Bakan Ergin. Hakikaten de bizim önümüze gelen yemeklerde bir sıkıntı yok. Hatta çorba son derece lezzetli. Ama yine de 'özgürlük yoksa ağızda tat mı olur', derseniz kabul... Ama hijyen ve kalite açısından yukarıdaki şikayet doğru değil. Yemekhanenin ardından çamaşırhane bölümüne uğruyoruz. Burada açık hapishanedeki mahkumlar çalışıyor. Daha sonra da fırına giriyor, çıkan ekmeklerin tadına bakıyoruz.
Bu üniteleri gezdikten sonra sıra esas merak edilene geliyor, yani koğuşlara. Yanımızda cezaevi müdürleri de var. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Mustafa Onuk beni düzeltiyor: Koğuş değil, oda diyoruz. Bu arada şu bilgiyi de vereyim: Silivri'de 8 L tipi kapalı, 1 de açık cezaevi var. Biz 6 numaralı kapalı cezaevini geziyoruz. Burada daha çok uyuşturucu nedeniyle yatıyorlar. Ergenekon sanıkları 1, Balyoz sanıkları ise 4 ve 5 no'lu cezaevindeymiş. Biz onlarla karşılaşmıyoruz.
ODALAR NASIL?
 İki tip oda geziyoruz. İlki büyük. İçinde yedi oda, iki tuvalet iki duş var. Odalarda üçer yatak, yani 21 kişilik. Çay- kahve pişirmek için basit bir mutfak ve bir havalandırma alanı var. Gezerken yanımda 'bir cezaevi bileni' var. 'Karşılaştırır mısın' deyince 'Sivil cezaevlerindeki fiziki koşullar çok iyileşmiş' diyor. Ama tabii herkeste hep aynı hatırlatma: Cezaevi cezaevidir. Büyük odadan sonra küçük odaya geçiyoruz. Üç oda ve içlerinde birer yatak. İlker Başbuğ'un odasının aynısı. Ergenekon ve Balyoz sanıklarından çoğu bu odalarda kalıyormuş. İçeride ortak alan, ortak alanda televizyon, ayrıca odalarda da televizyon olabiliyor, şayet sanıklar kendileri getirirse...
***
Odaların yanı sıra eğitim bölümlerini de geziyoruz. Cezaevinde isteyene okuma- yazma öğretiliyor, isteyen ilkokuldan başlayarak üniversiteye kadar diploma alabiliyor. Mesela Dursun Çiçek İzmir'de hukuk okuyormuş. Bir de psikolojik destek, öfke kontrol kursları ve el sanatları gibi aktiviteler de var. Bunların dışında başka merak edilen nokta da kütüphane. Mahkumlar istedikleri kitapları dilekçe vererek alabiliyorlarmış. Dışarıdan da hakkında toplatma kararı olamayan her kitabın girişine izin var. Kütüphanedeki masanın üzerinde Nedim Şener ve Tuncay Özkan'ın kitapları çarpıyor gözüme... Mahkum yakınları göndermiş, sahiplerine iletilmek üzere bekliyormuş... Kütüphanenin çıkışına bir de pinpon masası var. Meğer Bakan sıkı bir pinpon ustasıymış. Kısa bir maç da yapıyoruz orada.
Kısacası fiziki koşullar fena gözükmüyor ama bu tabii oradaki hayatı hafifletmez. Cezaevinin havası ve ağırlığı her yerde. Bu hava aklıma 3. yargı paketini getiriyor. Şayet paket geçerse birçok kişiye tahliye yolu görünebilir, TMK'daki maddeler değişip, ifade özgürlüğünün önündeki engeller kalkabilir. Bakan Sadullah Ergin iyi haber veriyor: Alt Komisyon aşaması tamam. Genel Kurul'a gelecek. Haziranda, Meclis tatile girmeden hayata geçmesini hedefliyoruz. Hakikaten de Adalet Bakanlığı yargı süreçlerinin hızlanması ve yargıdaki birçok alanda gelişme sağlanması için canla başla çalışıyor.

Rakamlarla Silivri
Kapalı görüş:
Ayda 3 kez, yarım ila 1 saat arası.
Açık görüş: Ayda bir (Ama bu pazar Anneler Günü için özel bir uygulama yapılacak).
Cezaevinin doluluk oranı: Yüzde 96 2 adet duruşma salonu var, üçüncüsü de
yapım aşamasında
Günlük 2300 kalori değerinde üç öğün yemek veriliyor.
Günlük gelen avukat sayısı ortalama: 200-250
Günlük ziyaretçi akışı: 3500-4500
Günde aralıklarla 9 saat soğuk su, haftada 3 gün 2'şer saatten toplam 6 saat sıcak su veriliyor.
Hastanede 1 başhekim, 17 uzman doktor  var.
Kampusta 112 acil sağlık istasyonu mevcut. 

"silivri.20120511222956.jpg"

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı